|
 |
|
|
Vatandaşa isim lazım!
Zalim Yorumcu / CAN DARK
Pratik zekalı kazandibi ligin 2. haftasını da ardımızda bıraktık. İlk haftanın yarım düzine gollü ve havalı lideri Fenerbahçe, yine ilk haftanın deplasman galibi Gençlerbirliği'ni Ankara'da 2-0 yenerek liderliğini sürdürdü. Oynadığı oyunla taraftarı dahil, kimseleri mutlu edemeyen Fenerbahçe'de üç vakte kadar Zico konulu papatya falları açılırsa hiç kimse şaşırmasın.
Birkaç ay sonraya alternatif Fenerbahçe başlıkları: Zico'yla nereye kadar, Zico'yla buraya kadar, Kendine gel Zico Efendi, Zico değil Ri-Zico...
Görsel basından da süper eleştiriler (!) hemen ardından patlatıldı mı operasyon tamamlandı demektir: "Ben bu Zico'ya değil hocalık yaptırmak, Bostancı halinde patates bile sattırmam. Bu adam Japonya'da sadece harakiri yapmayı öğrenmiş" ve daha neler neler, sekizinci sınıf "eleştiriler".
Kusurlar depoya!
Geçen haftanın penaltı sakarı Galatasaray, şampiyonluk kupasını kaldırdığı maçta kutlamayı 90 dakikaya yayarak, bu senenin de flaş takımı olma adayı Kayserispor'u 4-0 yendi, Fener'in hemen arkasından ikincilik koltuğuna oturdu.
Yıldızı parlayan gençlerden Arda yine güzel oyunuyla hoşa giderken, bu diyarların kronik alışkanlığı olan, 'bir başarı bin kusur örter' kuralı gereği bütün sorunlar yine halı altına süpürüldü. Günü gelince ortaya çıkarılmak üzere, stoklandı da denebilir tabii.
Manisa'da vurgun yiyen Jean Tigana'nın Kartalları, Gaziantep karşısında son 10 dakika yüksek tansiyon düşük nabızla oynadığı maçı 2-1 kazanıp, Gazibeşiktaş olmaktan kurtuldu.
Ricardinho'yu getirebilmek için Ailton'u alana üste para verecek duruma gelen Beşiktaş'ta Nobre'nin Türk vatandaşlığına geçme çalışmaları da sürüyor. Takvime baktık, "Bugün doğan Brezilyalı oğlunuza Tayyar adını koyun" diyordu. Öneri benden, Takdir Demirören'den...
Trabzonspor 2 haftada 4 puan kaybederken, Lazaroni acaba eski hoca Vahid'den acil durumda açılmak üzere 3 mektup aldı mı, aldıysa ilkini açtı mı, sorusu meraklı benliğimi kemirmektedir...
MERAKLI HAFTALAR!
Artık rahat ölebilirim. Messi benim veliahtım. Onu izlerken sahada kendimi izliyorum.
Maradona
Haberiniz var mı?
Turkcell Süper Ligi'nde 2005-2006 sezonunda toplam 22 golü futbolcular kendi kalesine attı. Ligdeki 18 takımdan 14'ü, kendi kalesine gol atma şanssızlığını yaşarken, sadece Fenerbahçe, Gençlerbirliği, Sivasspor ve Kayseri Erciyesspor'da futbolcular kendi filelerini havalandırmadı. Beşiktaş ile Ankaragücü üçer golle kendi kalesine en çok gol atan takımlar olurken, siyah-beyazlılar bu goller nedeniyle 2 maçını kaybetti. Siyah-beyazlı takımda 17. haftadaki Trabzonspor maçında Adem Dursun, 25. haftadaki Samsunspor maçında Mustafa Doğan, 27. haftadaki Konyaspor maçında da İbrahim Toraman, kendi filelerini havalandırdı. Beşiktaş, Trabzonspor ve Konyaspor maçlarını kendi kalesine attığı gollerle yitirirken, Samsunspor maçını Mustafa Doğan'ın golüne rağmen 3-1 kazanmasını bildi. Bu arada 4-2 sonuçlanan Galatasaray-Çaykur Rizespor maçında her iki takımdan da birer oyuncu kendi kalesine gol atma şanssızlığı yaşadı.
Sonumuz hayrola...
Bir kısım futbol yazar ve yorumcusu futboldan sıkılmış olacak ki, politikaya merak sardı. Ben de sustum sustum, ama daha fazla dayanamayarak -affınıza sığınarak- topa girmeye karar verdim.
Memleket sathında yeni bir milliyetçilik dalgası başladı ki sormayın gitsin...
Tavuklarla ilgili sözlerinden sonra tavukçuluk sektörünü kuş gribi kadar etkilemeyi başaran "mozaik değil mermer" düşünceli otorite (!) Toroğlu, barış değil savaş çığırtkanlığı yaparak ve yeni Genelkurmay Başkanı'nı asmaya, kesmeye, kodumu oturtmaya davet ederek İngiltere basınına bile konu olmayı başardı. Otorite (!) abimizin konuşmasının etkisi var mı bilinmez; ama Beşiktaş tibünleri bile - "bile"ye dikkat çekerim- MHP mitingini andırdı bu hafta.
Ne alaka?
"Uzmanlar"ın tüm uyarılarına kulak tıkayarak, kuvvetle antrenmanlara çıktığımız bu bol nem ve bol sıcak havalarda, terli-yapış yapış formalı biri daha yitip giderken, yani demem o ki; Gökmen Yıldıran için yapılan saygı duruşu alkışlarla layıkıyla yerine getirilirken, bizler sıcakla birlikte Gökmen'in ıslattığı formanın sıcaklığını hissederken, birden işte ne olduğunu anlamadığımız o an, "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" sloganıyla İnönü inlemeye başladı. Tıpkı Gençlerbirliği-Fenerbahçe ve Galatasaray-Kayseri maçlarından önce yapılan saygı duruşlarında da olduğu gibi...
Antrenman sırasında kaybettiğimiz Gökmen, üst perdeden şehit olup vatanı böldürmemenin mihenk taşı mı oluyor? Yoksa "Kanat"larla "Toroğlu"larla ırkçı olmaya teşvik edilmiş "lümpen" camiasına beyaz kefene sarılı gencecik Gökmen bahane mi oluyor?
Aurelio'nun Türkiye Milli Takımı'na alınmasına karşı çıkan Kazım Kanat da başka bir telden ortamı germeye çalışanlardan... Ama ırkçılığı Amerikan filmlerinden öğrenmiş olacak ki; ona göre ırkçılık sadece beyazlar ve siyahlar arasında olduğundan bunu kabul etmiyor. O siyahları severmiş; derdi Aurelio'nun asil Türk kanı taşımamasıymış, Makedonyalı biri özünde Türk olduğu için o formayı giyebilirmiş. Turancılık kanına işlemiş Sayın Kanat'ın da, bunu reddediyor. "Ben 68 kuşağıyım. Gençliğimde, 'Amerika evine dön..' diye yürüyenlerdenim. O gün bana komünist Kazım, Moskova'ya diyorlardı. Bugün ise faşist Kazım diyorlar" diyerek, ne kadar "devrimci ruh"lu olduğunun vurgusunu yapmaya çalışıyor. Oysa o, artık ne bir ceviz ağacı Gülhane Parkı'nda, ne de değiştiğinin farkında...
Neyse ki nev-i şahsına münhasır zatların ırkçı söylemlerine aldanmayıp "Kana'ya KANAğlıyoruz" diyenler de var tribünlerde...
***
Geçen gün "Hodri meydan" diyordun!
Vallahi kahroldum yani çıldırmak işten değil. Sen kalk, hem de 100. yıl gibi kutsal bir sezona "Büyük atılımlar, süper transferler yapacağız, Fenerbahçe'ye şampiyonluklarla dolu altın bir yıl yaşatacağız" de, ondan sonra özellikle defansta akıl almaz ve sürpriz bir kadroyla Avrupa'ya açıl ve beklenen acı tokadı yiyip yine hüsrana uğra.
(Hulki İlgün - Fanatik)
Sen oraya bak!
Benim şahsen gözüm Avrupa'da...
(Adnan Menderes Aybaba - Star)
Eee, sonuç?
Bir taraftan bu maçı izlerken, kafamda sanal olarak İstanbul'daki maçı düşünüyorum.
(İlker Yasin, Dinamo Kiev-Fenerbahçe maçı, Kanal D)
Öyle deme! Dünya yıldızı o!
Sevgili Başkan Aziz Yıldırım... Eğer bu Anelka'nın turşusunu kurmak istiyorsan kalsın. Anelka benim beynimde ve burnumda kokmaya başladı. Onu seyrederken sıkılıyorum, ama sen hala tutmaktan vazgeçmiyorusun. Salamurasını yapmaya devam edeceksen sana ve Fenerbahçe'ye hayırlı olsun, ama bana asla hayırlı olsun demem. Yol ver gitsin derim.
(Ziya Şengül - Star)
O zaman görüşmeyelim!
Ahmet Çakar: Fatih Tekke'yi mi alırsın, İtalya gol kralı Luca Toni'yi mi?
Kazım Kanat: Fatih Tekke'yi.
Ahmet Çakar: Fatih Tekke'yi mi alırsın, Henry'yi mi?
Kazım Kanat: Henry'yi.
Ahmet Çakar: Fatih Tekke'yi mi alırsın, Crespo'yu mu?
Kazım Kanat: Fatih Tekke'yi.
Ahmet Çakar: Tuncay'ı mı alırsın, Drogba'yı mı?
Kazım Kanat: Tuncay'ı.
(Santra - ATV)
Sakin ol Hulki Bey Amca!
Biz bu korkulu defans filmini çok gördük kardeşim. Artık illallah. Sen, beni aylar boyu örneğin Campbell, Lugano, Carlos gibi hayalimizdeki defans transferleriyle oyala, ondan sonra geçmişin özürlü defansı ile Kiev tokadını ye, otur aşağıya.
(Hulki İlgün - Fanatik)
Bize ne?
Aaa, bir şey söyliyeyim bak! Eğer Trabzon elenirse, bu sezonun sonuna kadar ağzıma bir daha Trabzon'un ismini almam.
(Kazım Kanat - Santra, ATV)
yakantop@gmail.com
|
|
|

|