Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Ağustos 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Mavi yolculuk notları (1)
Barışın insanları!


Bir gece vakti, dolunayda Bozburun'dan demir aldık. Sağımızda Simi Adası, ışıl ışıl. Öylesine bir sessizlik ki. Ama bu sefer o küçük koy sabahleyin kekik kokmuyordu.
İnsanoğlunun kaderi ne?
Kim bilir, belki bir meçhulden bir başka meçhule gitmek. Sessizlikten sessizliğe de olabilir. Veyahut bir karanlıktan ötekine...
Bilemiyorum.
Mavi yolculukta karanlık düşüncelere kapılmadım. Tekneye vuran dalgaların bitmeyen şıpırtıları arasında keyifliydi her şey. Hisarönü'nün lacivert sularında bir hafta boyunca güzel kitaplarla yolculuklara çıktım kendi iç dünyamda.
Elif Şafak'ın yeni romanı Baba ve Piç'i (1) okurken, defalarca yaptığım gibi, yine insan ruhunu yağmalayan çelişkileri hissetmeye, anlamaya çalıştım.
Biliyorum, geçmişin acıları insanın peşini bırakmıyor. Ve bu acılar yerli yerine oturmadan insanlar da, toplumlar da olgunlaşamıyor.
Keklik sesiyle uyandınız mı hiç?
Bu mavi yolculuğun gerçekten hoş sürprizlerinden biriydi, Bademli koyunda gün doğarken keklik sesleriyle uyanmak...
İpek Çalışlar'ın güzel kitabı Latife Hanım'ı (2) okurken, Atatürk'ü, iki buçuk yıl evli kaldığı bir kadınla ilişkileri içinde, etten kemikten bir insan olarak Mustafa Kemal'i düşündüm.
Sıkıcı, sıradan klişelerle yazılan, insanın kafasında sorular uyandırmayan tarihin bir yararı yok. Latife Hanım'ı bunun için de beğendim. Beyinleri tutsak alan birtakım ezberlerden kurtulmaya yardımcı olabilecek bir kitap İpek Çalışlar'ınki. Üstelik kendini çok rahat okutan bir gazeteci üslubuyla yazılmış...
Geçmişle boğuşmak!
Hiç bitmiyor.
Bitmediği gibi günümüzü cehenneme de çevirebiliyor. Amerikalı siyaset bilimci Francis Fukuyama'nın son kitabı America At The Crossroads'ı(3) okurken hem bu nokta, hem de fikirlerin korkutucu yanı zihnimi meşgul etti.
Washington'da Yeni Muhafazakâr düşünce nasıl gelişti? 11 Eylül'le birlikte Başkan Bush'u nasıl avucunun içine aldı, Beyaz Saray'ı nasıl eline geçirdi? Ve sonra gelen Irak Savaşı'yla İsrail'in Lübnan'a yönelik korkunç saldırısı...
Kendisi de bir ara Yeni Muhafazakâr sulara kapılmış olan Fukuyama, artık Ortadoğu'ya barış ve demokrasinin savaşla gelemeyeceğini söylüyor kitabında...
Böyle düşünen biri daha var:
Daniel Barenboim.
Büyük bir solist ve orkestra şefi. Arjantin'de doğmuş bir Rus Yahudisi. İsrail'de büyümüş, İbrani okullarına gitmiş. "Beethoven yönetirken kendimi Alman, Verdi çalarken İtalyan hissediyorum" diyen biri...
Mavi yolculuk sırasında bir de Daniel Barenboim'la Edward Said'in ortak imzasını taşıyan etkileyici bir kitap okudum:
Paralellikler ve Paradokslar. (4)
Etkileyici bir kitap, zira kimlik sorunu üzerinde de duruyor. Farklı kültürlere çıkılan gezintileri anlatıyor. Milliyetçilikle yurtseverlik arasındaki ince, hassas çizgiyi doğru çekmeye çalışıyor.
Daniel Barenboim yalnız büyük bir solist ve şef değil, aynı zamanda önyargı ve tabuların üzerine de yürüyen cesur bir aydın. Örneğin Kudüs'te, Hitler'in de sevdiği Wagner'i ilk kez çalabilmek gibi yürekli tavırları da var...
Savaş ve şiddete kararlılıkla karşı çıkıyor. Bunun için Filistinli bir Hıristiyan ve büyük entelektüel Edward Said'le birlikte Doğu-Batı Divanı Orkestrası'nı kuruyorlar 1999'da. İsraillinin de, Mısırlının da, Lübnanlının da, Suriyelinin de, Filistinlinin de çaldığı bir orkestra bu.
Ve Aya İrini'de yarın akşam bir konseri var, İsrailli ünlü şef Daniel Barenboim'un yönetimindeki bu orkestranın.
Kolay olmadı bu konser.
Çünkü orkestra, İsrail'in Lübnan saldırısı konusunda savaşa ve şiddete karşı çıkan, bu yolla barışa ulaşılamayacağını savunan bir bildiri yayımladı. İsrail basınında eleştirildi Barenboim'un bu haklı çıkışı. Hatta bu yüzden İstanbul konseri bir ara tehlikeye girdi.
Paralellikler ve Paradoksları okurken, Edward Said'ler, Daniel Barenboim'lar iyi ki var diye düşündüm.
Yarın da onların kitabından, ayrıca Baba ve Piç'ten, Latife Hanım'dan, America At The Crossroads'dan yine söz etmeye devam edeceğim.

(1) Elif Şafak, Baba Ve Piç, Metis Yayınları.
(2) İpek Çalışlar, Latife Hanım, Doğan Kitap.
(3) Francis Fukuyama, America At The Crossroads, Yale University Press, 2006.
(4) Daniel Barenboim, Edward Said, Paralellikler ve Paradokslar, Agora Kitaplığı, Türkçesi: Osman Akınhay.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
İsrail'de ırk ayrımı
BUGÜN köşemi Cape Town Başpiskoposu Desmond T...
Melih AŞIK
Oteller dolu da...
Turist sayısında büyük düşüş var. Ama yine de...
Fikret BİLA
Ankara'yı beklemeye iten üç neden
Birleşmiş Milletler'in (BM) Lübnan'da çatışma...
Hasan CEMAL
Barışın insanları!
Bir gece vakti, dolunayda Bozburun'dan demir ...
Güneri CIVAOĞLU
5. yaş
5. kuruluş yıldönümünde AKP gerçeği nedir?
Can Dündar
"İslamcı faşistler" ve din eğitiminde Türk tecrübesi
Uçaklara saldırı planının açığa çıkarılmasın...
Abbas GÜÇLÜ
Ankara ne yapıyor?..
15 yeni üniversitenin hâlâ rektörü yok. Aylar...
Hurşit GÜNEŞ
Sıcak para sterilize edilmeli
Son haftalarda iki nedenle ülkeye sıcak paran...
Metin MÜNİR
Dış politikanın sisler bulvarında
Eskiden Türkiye'nin öngörülebilir bir dış pol...
Derya SAZAK
CHP, Baykal, sol
Meclis'teki ana muhalefet partisi CHP, 2007 s...
Güngör URAS
Devlet "içeri"den, özel sektör "dışarı"dan borçlanıyor
Hazine devamlı borç ödüyor diye biliyoruz değ...
Serpil YILMAZ
Konya bozkırına Japon yardımı
Tokyo merkezli ve 72 ülkede faaliyet gösteren...

© 2006 Milliyet