Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Ağustos 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Muhteşem gece

Müzik diliyle anlaşan Ortadoğulu gençler, Aya İrini'deki unutulmaz konserle büyüledi. İKSV'nin organizasyonuyla gerçekleşen konsere büyük ilgi vardı

YASEMİN BAY - ASLI ONAT

Dünyaca ünlü şef Daniel Barenboim yönetimindeki Doğu-Batı Divânı Orkestrası, uzun zamandır beklenen konserini dün akşam Aya İrini'de verdi. İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın (İKSV) organizasyonu ve Türk Musevi Cemaati'nin sponsorluğunda gerçekleştirilen konsere yoğun bir katılım gözlendi.
Barenboim ile Edward Said'in ortak projesi olan, İsrailli ve Ortadoğulu 110 yetenekli genç müzisyeni bir araya getiren orkestranın konseri Türk Musevi cemaatinin sponsorluktan vazgeçmesi nedeniyle tehlikeye girmişti.

Beethoven'la başladı
İsrail Büyükelçisi Pinhas Avivi, İsrail Kültür Ataşesi Batia Keinan, İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Şakir Eczacıbaşı, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Murahhas Üyesi Güler Sabancı, Cem Mansur, Gürer Aykal, Rengim Gökmen, İlber Ortaylı, Ayşe Kulin, Zeynep Tanbay, Genco Erkal, Ayla Erduran gibi isimlerin de katıldığı konser öncesinde orkestra üyeleri Aya İrini'ye alkışlar eşliğinde girdi.
Konser Beethoven'ın Leonore Uvertürü ile başladı. Barenboim konser sırasında yaptığı açıklamada, daha önce çalacaklarını duyurdukları Giovanni Bottessini'nin Rossini'nin temaları üzerine yaptığı iki kontrabas için Fantasia'nın Viyolonsel, Kontrbas ve Orkestra düzenlemesi yerine Schubert'in Alabalık Beşlisi'nin ilk bölümünü seslendireceklerini söyledi.
İstanbul'da ilk kez konser verdikleri için çok mutlu olduklarını dile getiren Barenboim, Alabalık Beşlisi'ni çalan orkestranın dört üyesine piyanoyla eşlik etti. Verilen aranın ardından Brahms'ın 1. Senfonisi ile sona eren konserin bitiminde Barenboim ve orkestrası dakikalarca ayakta alkışlandı. Ünlü şef, dört kez sahneye gelerek seyirciyi ve orkestrasını selamladı. Ayrıca kendisine verilen çiçekleri orkestra üyelerine dağıttı.

KONSERİ İZLEYENLER NE DEDİ?
'İptal edilseydi büyük kayıptı'

İsrail Büyükelçisi Pinhas Avivi: Barenboim önemli ve ünlü bir müzisyen. Ülkemiz için gurur kaynağı. Bu orkestra da zaten birbirinden çok farklıymış gibi görünen ülkelerden insanların bir arada çalmasını sağladığı için önemli. Konseri çok önemsiyoruz.
İsrail Kültür Ataşesi Batia Keinan: Birbirleriyle maalesef hiçbir zaman yüz yüze konuşamayacak insanların müzik diliyle anlaşabilmeleri çok güzel ve önemli. İnanıyoruz ki sanat en iyi elçidir. Sanat söz konusu olduğunda ne kadar benzer olduğumuzu görüyoruz. Konserin iptal edilip edilmeyeceği sürecini daha ziyade bir yanlış anlaşılma olarak değerlendiriyorum.
Güler Sabancı: Her şey barış için. Konserin de çok iyi olacağına inanıyorum.
Cem Mansur: Dünyanın yaşayan en büyük müzisyenlerinden birinin yönetimindeki çok iyi bir orkestradan söz ediyoruz. Bu tek başına yeterince heyecan verici. Bugünkü sorunlar göz önüne alınınca İsrailli ve Arap gençlerin bir arada müzik yapması müthiş bir şeyin sembolü. Konser iptal edilseydi herkes için büyük bir kayıp olurdu.
Ayşe Kulin: İptal tehlikesine üzüldüm. Çünkü bu gibi şeylerden korkmamamız gerekiyor. Barışçıl adımlar atmanın çok faydalı olacağını düşünüyorum.
Ayla Erduran: Barenboim'e hayranım. Ve böyle bir barış konserinin Türkiye'de gerçekleşmesinden dolayı çok mutluyum. Konserin iptal edilmesi her bakımdan büyük bir yanlışlık olurdu.
Zeynep Tanbay: Doğu - Batı Divânı Orkestrası beraber ortaya bir şey çıkarıp barışı sunabildiğine göre aynı şeyi devletlerin de yapabileceğine inanıyorum. Konserin iptal edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalışı tipik bir İsrail davranışı gibi geldi bana. Bence konser iptal edilmeyecekti zaten. Sponsorluktan vazgeçselerdi bile biz burada olacaktık.
Genco Erkal: Çok heyecanlıyız, çok güzel bir girişim. İçinde bulunduğumuz şartlarda dünya barışına yönelik bir girişimde bulunmalarını heyecan verici buluyorum. Bölgemizin bu kadar hassas olduğu bir dönemde konserin yapılıyor olması da çok önemli.

Mozart'ın müziğinde Türklerin kokusu var

KÜLTÜR-SANAT SERVİSİ
Doğu-Batı Divânı Orkestrası'nın efsanevi şefi Daniel Barenboim, önceki akşam CNN Türk'te yayımlanan 'Afiş' programında yazar Elif Şafak'ın sorularını yanıtladı.
Şafak'ın Daniel Barenboim'e ilk sorusu, onun 'harika çocuk' oluşuyla ilgiliydi. 5 yaşında piyano dersleri almaya başlayan, ilk konserini 7 yaşında veren, 10 yaşında ilk uluslararası çıkışını yapan ve 11 yaşında da bir fenomen olarak kabul edilen Barenboim, kendisini hiçbir zaman 'harika çocuk' olarak görmediğini söyledi: "Harika çocuk, aşırı yeteneklidir. Zeki bir ailem vardı, iyi okullarda okudum. Bütünüyle normal bir hayat yaşamadım ama çocukluğumu yaşayamadığımı söylemem de yanlış olur. Dengeli bir hayatım vardı; yaşıtlarımla vakit geçiriyor, akşamları konserlerime çıkıyordum. Konsantrasyon sorunu yaşamıyordum."
Barenboim, geçmiş ve gelecek arasındaki köprüden söz ederken Osmanlı İmparatorluğu'nun dünya kültürü üzerindeki etkilerine de değindi. Kudüs'e gittiğinde Osmanlı İmparatorluğu'nun 500 yıllık hâkimiyetini her defasında hissettiğini söyleyen Barenboim, bu etkinin yansımalarının Mozart'ın müziğinde de görülebileceğini belirtti: "Beethoven, Brahms, Schubert gibi birçok müzisyen Türklerle ilgilendi. Ancak gerçekten Avrupalı olarak nitelendirebileceğimiz ilk kişi olan Mozart'ın müziğindeki Türk etkisi, bu kültürün ritmik enerjisidir. Egzotik, garip ya da tuhaf olarak nitelendirilebilecek bazı unsurların simgelerine rastlarız bu müzikte. Bunu kokuyla açıklıyorum. Kulağa tuhaf geldiğinin farkındayım ama bu duyguların bir kokusu var. Tıpkı, orkestranın az sonra hareketleneceğinin kokusunu almanız gibi..."

RÖPORTAJIN ÖYKÜSÜ
Haksızlıklara karşı 'sanat'

Barenboim'le yaptığı röportajın ardından Elif Şafak'la konuştuk.

Röportaj projesi nasıl oluştu?
Edward Said'in çalışmalarına büyük bir ilgim var; özel olarak Doğu-Batı Divânı'na da. CNN Türk de benim bu ilgimi bildiği için böyle bir teklif getirdi.

Program sırasında neler yaşadınız?
"Hakkımda ne kadar çok şey biliyorsunuz" diyerek şaşırdı. Program bittikten sonra da "Keşke daha çok vaktiniz olsaydı; sorular çok derindi, daha uzun konuşmak isterdim" dedi.

Siz röportajı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Edward Said birden fazla alanda ürün verebilen, düşünebilen, hissedebilen biriydi. En önemlisi apolitik değil. Sanatla beraber bu dünyadaki birçok haksızlığın değiştirilebileceğine inanıyor. Ben de aynı fikri paylaşıyorum.




MAGAZİN
Muhteşem gece
Beş ayda tam 59 kilo verdi
Sezen Aksu'nun sahne kazası
Moskova'da tango yaptı
Gerçekler böyle değişiyor
Balıkta Atılay Yakamoz'da kahvaltı
Kenan Kaplan: Dini yayın TRT'de daha fazla







ALİ EYÜBOĞLU


NİLAY ÖRNEK


ŞENAY DÜDEK

© 2006 Milliyet