|
 |
|
|
Marco milli oldu
Marco oynadı işte. Bunca tartışma, bunca yemin şu, bu. Bir Brezilyalı, Türk milli formasıyla ilk kez milli oldu. Almanya'dan ve diğer çevre ülkelerden Lüksemburg'taki oyuna gelenlerin alkışlarıyla sahaya çıktı ve daha büyük alkışlarla yerini Hüseyin'e bıraktı. Gurbettekilerin alkışlarıyla kabul edildi. Milli duyguysa en zirvede yaşayanlarca. Bize laf kalmadı.
Türkiye'nin 4 büyüğünden birinin kaptanı ve çapasına yerini bıraktı alkışlarla. Marco eğer Trabzon'dan ayrılmasaydı, muhtemelen Trabzon'un kaptanı da o olacaktı, çapası da. Muhtemelen Hüseyin, Trabzon'da da yedek olacaktı. Hüseyin ki, Trabzon'da Antalya'da oynadığı her yerde herkesin gözünün üzerinde olduğu bir oyuncuydu. İstanbul'daki büyüklerin transfer listesinde zirvelerdeki adamdı hep. Marco, Hüseyin'e yerini bırakırken, gurbettekilerin alkışlarıyla selamlandı. Marco... Milli takımın oyuncusu Marco. Ona Mehmet demek garip. Dinini değiştirmedi çünkü. Sadece Türk oldu. Neden adını değiştirdiler bilmiyorum. Lefter, Lefter olarak efsane olurken adını Levent yapmaya gerek duyduk mu? Neden Mehmet ki! Marco!!!
Adam gibi oynamadık
Düne bakınca sadece ondan bahsedebiliriz. Fatih Tekke'nin gerçek santrforlara özgü gol şansı olmasa, o sıradan vuruş gol olmasa, dün Avrupa'nın dibinin dibindeki Lüksemburg'a karşı sadece adam gibi top oynamamış olmamakla kalmayıp, kalesinde 3 net pozisyon görmüş bir favori olacaktık.
Biliyorum ki, kötü takımlar iyi takımları bozar. Ama dünü bu klasmanda sayamayız. Çünkü bu takımın üzerinde bir teknik ekip izi bulmak, bir ilerletici sistemden bahsetmek olanaksız. Maalesef Türk Milli takımı liginin kısıtlı potansiyelini bile ortaya koyamıyor.
Neyse ki tartışmasız bir hocası var da, daha derin bir tartışmanın ortasına sürüklenmiyor. Terim değil de Yanal bu takımın hocası olsa, bunca rezaletin ve kötü oyunun sonrasında kaostan başka bir şey yaşamazdı.
mdemirkol@milliyet.com.tr
|
|
|

|