Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Ağustos 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Mavi yolculuk notları (3)
Latife Hanım!


Hisarönü'deki Bademli koyunda keklik sesleriyle uyandım, bir sabah vakti erken.
Deniz kıpırtısızdı.
Harikulade manzarayı, belli belirsiz bir tül perdenin arkasından kat kat uzanan dağları seyrederken düşüncelere daldım.
İnsan belleği ne tuhaf!
Hiç olmadık zamanlarda, olmadık çağrışımlarla, olmadık şeyleri, belki de anımsamak istemediğin ne varsa birdenbire ortalığa saçıveriyor. Nereden çıktı şimdi bunlar diye şaşırıyorsun.
Belleğin zalim yanı bu olmalı.
Daniel Barenboim, kitabının bir yerinde Necip Mahfuz'dan bir alıntı yapmış. Aynı alıntıyı ben de bir kitabımda yapmıştım.
"Belleğin zalimliği, unutkanlıkla dağılıp giden şeyleri hatırlatmakta gösterir kendini."(*)
Şöyle:
"Bazı olaylar, unutmanın cömertliğine bırakılması gerekirken, bazı olaylar da hatırlamanın dürüstlüğüne ihtiyaç duyarlar?"
İyi güzel.
Ama unutulacak olanla, hatırlanacak olana kim, nasıl karar verecek?
Hele yaşananlar 'tarih'le ilgiliyse.
Tarih baba unutmuyor!
Tarihin sayfalarına yazılan bir şey eninde sonunda "Hey, ben buradayım!" dedirtiyor. Hiçbir şey ilelebet karanlıkta kalmıyor.
Ya da unutturulamıyor.
Tarihin bu cilvesini, İpek Çalışlar'ın Latife Hanım'ını okurken bir kez daha düşündüm.
Ayrıca, sevdiği bir kadınla ilişki içindeki Mustafa Kemal Atatürk'ü etten kemikten bir insan olarak bir kitabın sayfalarında okumak hoşuma gitti.
Keşke romanlar da yazılsa böyle.
Filmler de yapılabilse...
Atatürk, Latife Hanım'ı sevmiş.
Ona âşık olmamış olsa, esir aldığı Yunanlı Komutan Trikopis'in tabancalarını ve İzmir'i düşmandan kurtardığında hükümet konağına çekilen sancağı hiç Latife Hanım'a hediye eder miydi?..
Sanmıyorum.
1923 ile 1925 arasında iki buçuk yıl Atatürk'le evli kalan Latife Hanım'ın daha iyi anlaşılması, yalnız Atatürk'ün değil, onunla birlikte Cumhuriyet Devrimi'nin de daha yerli yerine oturmasını sağlayacak.
Tarih 9 Mart 1923.
Washington Post'ta bir haber:
"Bayan Mustafa Kemal, Ankara'daki evinde yabancı erkek gazetecilere önceki gün çay ikram etti. Ve haber, bütün dünya gazetelerinin birinci sayfasında yer aldı. Bu gerçekten dikkate değer bir durum. Çünkü 500 yıldır Türkiye tarihinde ilk kez böyle bir olay yaşanıyor. Eski Türkiye'nin öldüğünü, yeni bir Türkiye'nin doğduğunu gösteriyor. Ancak değişim daha tamamlanmadı. Kemal'in Batı yanlısı fikirlerini, onun kafasındaki kadın kavramını, eski günlerin sonuna gelindiğini henüz bütün Türkler kabul etmiyor. Anlaşıldığı kadarıyla bizim için George Washington neyse, Türkler için de Kemal öyle. Etkisi muazzam ve onun çizdiği örneğin yerleşeceği kesin. Geçmişin Türkiye'si ölüyor."(**)
Yeni Türkiye'nin doğuşunda, ilk kritik yıllarında Latife Hanım'ın rolü, sevgili İpek'in kitabındaki birçok sayfada kendini belli ediyor.
Ama bu rolü daha iyi anlayabilmek için Latife Hanım'ın Türk Tarih Kurumu'nun kasalarında saklı belgelerinin, özellikle günlüklerinin de açıklanması şart.
Latife Hanım, Atatürk'ten ayrıldıktan sonra ölünceye kadar tam elli yıl sustu, hiç konuşmadı. Duygu ve düşüncelerini yalnız günlüklerine döktü.
Diliyorum, bu günlükler çok gecikmeden gün ışığına çıkar ve İpek Çalışlar da Latife Hanım'ın ikinci cildini yazar. Unutmayın Shakespeare'in sözünü:
"Bütün dünler, bugünleri aydınlatan fenerlerdir."
Mavi yolculuk notlarının dördüncüsü yarın.

* Barenboim, Edward Said, "Paralellikler ve Paradokslar" kitabındaki "Almanlar, Yahudiler ve Müzik" başlıklı makale, s. 193, Agora Kitaplığı.
** İpek Çalışlar, Latife Hanım, Doğan Kitap, s. 145.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Türkiye Fas gibi olur mu?
BU da nereden çıktı? Ben çıkarmadım Baykal çı...
Çetin ALTAN
Ortadoğu üstüne "fal bakma" modası
İç ve dış politika üstüne "fal bakma" modası,...
Melih AŞIK
Lübnan çıkmazı...
Türkiye tarihi bağları nedeniyle bölgedeki ge...
Fikret BİLA
Gül'e tam mutabakat bildirimi
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türk askerinin...
Hasan CEMAL
Latife Hanım!
Hisarönü'deki Bademli koyunda keklik sesleriy...
Can Dündar
Kuğu gölü kalesi
Gece telefon:
Hurşit GÜNEŞ
Çin gerçeği bize ışık tutmalı
Çin bir cazibe merkezi. Yüksek nüfusu ve hızl...
Doğan HEPER
Washington intihar ediyor
ABD Ortadoğu'da ve de Türkiye'de hızla yandaş...
Semih İDİZ
Lübnan için Türkiye'ye hem "havuç", hem "sopa"
Lübnan'a asker gönderme konusunda tartışmalar...
Sami KOHEN
Bu karar zor uygulanır
İsrail ile Hizbullah arasında çatışmalar başl...
Hasan PULUR
"Bizi kimlere bırakıp gidiyorsun ey Türk?!"
ZAVALLI Arapların halini gördünüz. İsrail çol...
Derya SAZAK
Asker gönderme
Lübnan'da görev yapacak barış gücüne Türkiye ...
Yaman TÖRÜNER
Süper kurul
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDD...
Güngör URAS
Halk Bankası'nı satmak isteyenler nasıl bir banka sattıklarını bilmiyor
Halk Bankası, özelliği olan bir bankadır. Bu ...
Serpil YILMAZ
TMSF'de sona doğru
Türkiye'nin son 6 yılını alan ekonomik krizin...

© 2006 Milliyet