|
Washington intihar ediyor
ABD Ortadoğu'da ve de Türkiye'de hızla yandaş kaybediyor. Artık eskisi kadar sevilmiyor.
Bunun çeşitli sebepleri var, ama biz bu sebeplerin bazılarından söz edebiliriz.
Şöyle ki, önce ABD, büyüklüğüne yaraşır bir tarafsızlık içinde değil. Her şeyden önce o görüntüyü vermiyor. Yani haklıyı sırf haklı olduğu için savunmuyor. Artık yansız görüntüsünü açıkça terk etti.
Soğuk Savaş varken, dünya iki kutupluyken, ABD tehlike altında kabul edilen bazı halkların savunucusu sayılırdı.
Bugün tek kutuplu dünyada ABD küçük toplulukları kendisi eziyor. Birçok yerde kendi istediği idari ve coğrafi şekli empoze etmenin, kabul ettirmenin yollarını arıyor. Yani, "Benden yana olan haklıdır"ı savunuyor.
* * *
Bakın, ABD Irak'a barış için girdi.
Barış bir yana kan gövdeyi götürüyor.
Irak 3'e bölündü.
Sünniler Şiiler birbirine düşürüldü. Irak dünyaya kötü örnek oldu.
Adeta bütün İslam dünyasında bir Sünni-Şii rekabeti, çatışması başladı. İki taraf birbirinin gözünü oymak için fırsat kolluyor. Bunu başlatan Amerika oldu. Bu İslam dünyası için felakettir.
* * *
Bir de yeni Ortadoğu haritası var ki evlere şenlik. Bu harita ABD'li askerlerin dergisinde yayımlandı. Hem de ABD Dışişleri Bakanı'nın "Yeni Ortadoğu" söylemleri sırasında. Ve Washington Türkiye'den toprak kopartan bu harita için zar zor ve günler sonra kısa bir açıklama yapabildi.
* * *
Terörü kimse onaylamaz. Herkes terörün ve teröristin başının ezilmesini ister. Ve herkes bilir ki terörün dini imanı olmaz. En son büyük terörist Çakal Carlos Hıristiyan değil miydi?
Almanya'da Bader Meinhof çetesi Hıristiyan değil miydi?
Örnekler çoğaltılabilir.
Ama şu söz sempatiyle karşılanamaz. Daha doğrusu bir başkana, bir ABD başkanına yakışmaz.
"İslami faşistler"
Bu tabiri ABD Başkanı George Bush, İngiltere'de yolcu uçaklarına karşı planlanan, ancak son anda önlenen terörist saldırının ardından kullandı.
Bu tabir tepki doğurdu.
ABD'deki CAIR adlı Müslüman kuruluşun Başkanı Nihad Awad, "İslamı ve Müslümanları faşizm ile ilişkilendirmenin çok yanlış olduğunu" söyledi.
Başkan'ın bu deyişi Türkiye'de de tepki doğurdu.
Bir AKP'linin sözleri bu tepkilerin sanki bir özetiydi:
"Amerika faşistlik yapıp Japonya'ya atom bombası attı, Hitler de Almanya'da Yahudileri katletti, ama İslam dünyasında böyle bir toplu katliam, soykırım yok. Bush bu sözüyle bütün İslam âlemini töhmet altında bıraktı. Şimdi kalkıp biz de onun gibi davranarak Bush'a 'Hıristiyan faşist' mi diyelim?"
* * *
ABD'nin dünyada eski sempatisini yeniden yaratması biraz zor olacak gibi...
TİYATROCULAR
Özel tiyatrolara devlet yardımı kesilince bazı tiyatrocular ayaklanmış. "Yardım da yardım" diyorlar. 11 yıldır ayakları üzerinde durmanın yollarını bulamayanların, sanat bahanesiyle, devlet kasasından beslenmek istemesi, ayıp değil mi?
Yüzsüzler
Geçen hafta bu köşede "yaşantıya göre vergi" demiştik. Ve ilave etmiştik.
"Hep iyi kazandırdığını zannettiğimiz mesleklerin sahiplerinin bir bölümünün genelde az vergi ödediğini görürüz.
Hayret ederiz.
Şu adamların yaşantılarına bak, bir de ödedikleri vergiye bak" deriz.
Bir hafta geçti işte yeni vergiler belli oldu. Yine yüzsüzler yüzsüzlüklerini yapmış. Çok kazananların çoğu asgari ücretlinin kazancının bile altında kazanç göstermiş. Devlet uyanmadı demek ki.
FİSKOBİRLİK
Fındıkta son perde
Bir zamanlar "tütün yakma modası" vardı.
Devlet ise yarayan yaramayan tütünü müstahsilden alır. Onlara benim, yani vatandaşın cebinden, para dağıtırdı.
Bu parayı niye dağıtırdı? Seçim zamanı oy istemek için. Yani al yüksek taban fiyatı, ver oyu. Al gülüm, ver gülüm.
Sonra tütünde bu oyun bitti.
Bugün fındık olayı var.
Fındık mahsulünün çoğunu dışarı satıyoruz. Çikolatacılar Türk fındığını kullanıyor. Ama bu yıl fındık fazlası var. Arz fazlası olduğu için fındık fiyatları düştü.
Üretici devlet 5 lira taban fiyat versin diyor. Oysa fındık 2 lira ediyor.
Devlet bu 5 lirayı verirse, benim, yani 70 milyonun cebinden verecek. Sonra da büyük ihtimalle bu fındığı, yok pahasına satacak veya fakire dağıtacak.
Peki "Fiskobirlik" diye bir kuruluş yok mu, o nerede?
O şimdiye kadar, bugünleri düşünüp yeterli miktarda depo yapmalıydı. Bugünkü gibi bolluk zamanı fındığı alıp, depo edip az mahsul olduğu seneler satmalıydı. Yani arzı mustahsil lehine ayarlamak onun görevi olmalıydı. Böylece üretici zarar etmez, devlet de Toprak Mahsulleri Ofisi eliyle alım yapmak zorunda kalmazdı.
Fiskobirlik bunun hesabını vermeli.
OLUR MU?
Rüşvet resmileşti
Rüşvet resmileşti. Daha doğrusu adı değiştirilip aleni oldu.
Nasıl mı?
Nasıl olduğunu, daha doğrusu nasıl olacağını, gümrüklere bakan müsteşar Mehmet Şahin açıkladı.
Şahin yeni sistemi şöyle anlatıyor: "Örneğin sizin bir TIR'ınız var. Gece saat 3'te geçecek. Bunu gündüz yazılı olarak bildireceksiniz. Fazla mesai yapacak olan personelin bu mesai ücretini gidip muhasebeye yatıracaksınız. Bu paralar toplanacak ve ertesi ayın başında personele ödenecek. Bu sistem zaten bizim yasamızda var. Şimdi bunu merkezileştiriyoruz. Yani tüm Türkiye çapında toplanacak fazla mesai ücreti, yine herkese, Antalya'dakine de, Habur'dakine de merkezden dağıtılacak."
"Bu önlemin rüşveti bitireceğine inanıyor musunuz?" sorusuna ise Şahin şöyle yanıt veriyor: "Hiçbir yerde rüşvetin tamamı bitmiş değildir ki! Keşke bitecek diyebilsem. Buna ben de inanmam. Ama asgariye inecek."
Bunun adı ne olursa olsun verilen düpedüz rüşvet değil mi? Yani rüşvetin resmileştirilmesi değil mi? Bu durum, "Rüşveti bakanlığa ödeyin, taksimi biz yapalım" anlamına gelmiyor mu? Yani rüşvet kalkmıyor, bitmiyor, görüntü değiştiriyor.
Razı mısınız?
dheper@milliyet.com.tr
|
|