|
Asker gönderme
Lübnan'da görev yapacak barış gücüne Türkiye asker gönderecek mi? Hükümet, gelecekte Hizbullah'la çatışmaya sürükleyecek şekilde bölgede konuşlandırılması planlanan güce katkı sağlamaya istekli gözüküyor. Başbakan Erdoğan'ın, Özkök ve Büyükanıt'ın katıldığı zirvede Genelkurmay'la durumu müzakere etmesi, Dışişleri Bakanı Gül'ün CHP lideri Baykal ve Cumhurbaşkanı Sezer'i ziyaret ettikten sonra Lübnan'a gitmesi, en azından düşünsel bir hazırlığın başladığının göstergesi.
ABD'nin Irak'ı işgali öncesinde 1 Mart Tezkeresi'nde yaşananlardan sonra temkinli olmakta yarar var. Türkiye, Ortadoğu'daki savaşın tarafı olmamalı.
İsrail'in 34 gün boyunca Lübnan'da başvurduğu şiddet, çocukların ve sivil halkın katledilmesi, ülkenin altyapısının tahribi, Hizbullah'ın yaşadığı mahallelerin, güney Beyrut'un yıkımı dışında sonuç doğurmadı. ABD Başkanı Bush, "İsrail'in zaferi"ni ilan etse de, yeni düşmanlık tohumları ekilmesinin ötesinde askeri anlamda bir kazanım olmadığı açık. Olan zavallı halka oldu. 1 milyon insan evini barkını kaybetti. 350 çocuk öldü.
İsrail de 117 askerini kaybetmiş. Savaşın iki ülkeye maliyetinin 10 milyar doları bulduğu hesaplanıyor.
Kazanan her zamanki gibi silah tüccarları ve Lübnan'ı yeniden inşaya girişecek müteahhitler olacak. Dünkü Radikal'de bunu anlatan ironik bir başlık vardı: "Lübnan ve Hizbullah küllerinden yeniden doğuyor."
Deprem görüntülerini andıran enkazın üstünde "Made in USA" yazılı bir pankart açılmış. Bush yönetimi "Yeni Ortadoğu"yu inşa etme uğruna, etrafı yakıp yıktıkça, felaketin bilançosu da ABD'ye çıkarılıyor.
Hizbullah türü silahlı örgütler, "direniş"in simgesi olarak siyasal bir güce dönüşüyorlar. İsrail saldırıları Hizbullah'ı ortadan kaldırmak bir yana, silahsızlandırmaya bile yetmedi. Nasrallah, "kahraman" oldu! Şimdi İsrail'in savaşla yapamadığını, çeşitli ülkelerin bölgeye göndereceği askeri güce bırakmak doğru mu? Gerçi, BM "barış gücü" adı üstünde barışı sağlamaya gidecek ve Güney Lübnan'da Hizbullah ile İsrail arasında tampon görevi yapmaya çalışacak. Sonuçta bölgeye gidenler "yabancı asker" sayılacağı için, Irak'a benzer bir direnişte hedef durumuna düşebilirler.
Türkiye, "insani" amaçlarla, barışa katkıda bulunmaya çalışırken, askerini Hizbullah ateşine atmamalı.
Güneydoğu'dan sonra Lübnan'dan da şehit cenazeleri gelmeye başlarsa siyasi iktidar bunun bedelini ağır öder.
AKP hükümeti, bir yandan Suriye ve İran'la bölge politikası yaparken, öte yandan ABD ile oynamaya çalışıyor. Bu dengeyi tutturmak zor olacak!
dsazak@milliyet.com.tr
|
|