Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Ağustos 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
10 numaraların 10 farkı


1. Delgado un toplamaya devam etmektedir; Sergen ununu elemiş, eleğini Şekerspor duvarına asmıştır.
2. Delgado şu genç ömründe, Arjantin'de doğmuş, İsviçre'de oynamış, Türkiye'nin en iddialı takımlarından birine kurtarıcı olarak gelmiştir; Sergen buralarda doğmuş, buralarda oynamış ve buralarda yıllanmıştır.
3 Delgado'nun bir eşi ve çocuğu vardır; Sergen hep bekardır ve nurtopu gibi Arap atları vardır.
4. Delgado gündüzleri; Sergen geceleri daha çok sever.
5. Delgado akıllı; Sergen zekidir.
6. Delgado Beşiktaş taraftarının yelken açılan yeni aşkı; Sergen Beşiktaş taraftarının severek ve anlaşarak ayrıldığı "ex aşkı"dır.
7. Delgado güven; Sergen heyecan verir.
8. Delgado tango dansını; Sergen 6'lı kuponu yapmayı sever.
9. Delgado henüz sadece "özel" futbolcudur, Sergen kesinlikle "çok özel" futbolcudur.
10. Delgado hakkında konuşmak için çok erken, Sergen içinse çok geçtir.

Tesadüfün böylesi...

Aurelio'nun Milli Takım'a alınmasından sonra bir kısım futbol yazarı ayağa kalktı da hala sular durulmadı. Oysa Aurelio Türkiye'nin ilk devşirmesi değildi. Okçuluk, atletizm, halter, voleybol, masa tenisi vb. pek çok dalda Türkiye'yi temsil eden "devşirme sporcular" var. Ama bizim basın, spor değil de futbol basını olduğundan Aurelio ilkmiş gibi tepki veriyor. 70 milyonluk nüfusla gurur duyanlar, "Bu nüfustan neden sporcu yetiştiremiyoruz da, kısa yoldan madalyaları kapmak için sporcu devşiriyoruz" diyeceklerine "asil Türk kanı"na helal geldiğini iddia ediyorlar.
Bir de işin başka bir ilginç yanı var ki, o daha da fena. Bir-iki isim dışında Aurelio'ya karşı çıkanların Galatasaraylı olması... Kazım Kanat -kendisi rahatsızmış, acil şifalar diliyorum- ve Ali Sami Alkış dışında karşı çıkanların hepsinin sarı-kırmızılı camiaya gönül vermesi bir tesadüf mü sizce? Ya da Fenerbahçeli basının bu işe ses çıkarmaması... Aurelio değil de Milli Takım'a kadar yükselmeyi başaran Mondragon olsaydı, Fenerbahçeli yazarlar yine destek olacaklar mıydı bu karara? Ya da Galatasaraylılar hala vatan-millet-Sakarya'yı ve "Türk milletinin asil kanı"nı mevzu bahis konusu yapacaklar mıydı? Ne dersiniz? Bir düşünün sadece...

Yok mu artıran?
Saçma sapan bir tartışmanın içinde yaşayıp gidiyoruz. Gazetelerde Lüksemburg'la yapılan maçla ilgili yazıları okuyorum, birkaç yazı hariç yazıların ana konusu Aurelio'dan öteye gitmiyor. Hatta Aurelio'dan daha iyi olduğu düşünülen isimler öneriliyor Milli Takım'a. Galatasaray'dan Ayhan ve Mehmet Güven, Kayseri'den Mehmet Topuz... Utanmasalar GS'den gitmesi söz konusu olan Volkan bile önerilen kadroda yerini alacak... Türkiye'nin, çoğu futbolcusu amatör olan Lüksemburg'u yazı ve rakamla sadece ve sadece bir-sıfır (1-0) yenebilmesinin sebebi Aurelio mu? Bunu da bir düşünün...
Kazım Kanat maçla ilgili yazısını şu cümlelerle bitiriyor: TV'deki kapanışlarda çalınan Ulusal Marş'ı bile ayakta dinleyerek büyüyen bu satırların yazarı ilk kez Ulusal Marş'ta ayağa kalkmadı... Bu protestonun nedeni şu: Kendi istediği için değil, Fenerbahçe istediği için Türk vatandaşı olan ve Ulusal Marş'ı söylemesini bile bilmeyen Marco'ya Ulusal forma giydirildi diye! Korkum şudur; bugün sahada bir Marco var. Yarın ise sahada 11 Marco olacak!
Ne diyeyim? Allah sonumuzu hayır etsin diyeyim ve lafı M.Demirkol'la bitireyim: "Neyse ki tartışmasız bir hocası var da, daha derin bir tartışmanın ortasına sürüklenmiyor. Terim değil de Yanal bu takımın hocası olsa, bunca rezaletin ve kötü oyunun sonrasında kaostan başka bir şey yaşamazdı."

Haberiniz var mı?

1962 yılında İngiltere yurtdışında yaptığı maçlar için yanında mutlaka doktor götürmeye karar verdi. Çünkü Şili'de oynanan Dünya Kupası finallarine yanlarında doktor olmadan gitmişlerdi ve bu durum bir İngiliz oyuncunun hayatına mal olmuştu. Sheffield Wednesday kulübünün defans oyuncusu Peter Swan hastalanıp dizanteri olmuştu. Bu hastalık kişide sürekli tuvalete gitme ihtiyacı doğuran bir hastalıktı ve bu durum onu son derece yıpratmıştı. Ziyaret ettikleri ülke doktorlarından biri sorunun yalnızca midesinden kaynaklandığını söyledi ve ilaç olarak ne yazdı dersiniz; tuvalete gitmesi için müshil hapı! Sonuç; Swan'ın ölümü olmuştu. Bundan sonra takım kendi sağlık ekibini de yanında götürmeye karar verdi. Artık takımların, maç sırasında sakatlanan oyunculara yardım etmek için saha kenarında ellerinde çantalarıyla hazır bekleyen bir sağlık ekibi vardı.

Siyahları, hele kendi takımımızda oynadıkları zaman seviyoruz da, ırkçılık sadece siyahlara karşı olmuyor. Her türlü ayrımcılığa aynı tepkiyi verdiğimiz zaman 'hepimiz zenciyiz' sözünün bir anlamı, bir değeri olacak. Tribünlerde, 'Hepimiz Kürdüz, Ermeniyiz, Rumuz, Filistinliyiz, İrlandalıyız, Aleviyiz, Hıristiyanız, Yahudiyiz, Ateistiz, Kadınız, Eşcinseliz, Yaşlıyız, Çocuğuz, Engelliyiz...' dediğimizde.
İbrahim Altınsay


Nobre de "hani bana" dedi!
İlk yarıdaki golü şöyle anlatabilirim. Delgado pişirdi, Bobo afiyetle miğdeye indirdi. (Sanlı Sarıalioğlu - Yeni Şafak)

Fahri'yi tanıyalım 2:
Fahri, F.Bahçe PAF Takımı'nda Semih Şentürk ile birlikte oynuyordu. Takımları ayrılmış, beraberlikleri devam etmiş... Her sezon sonu onları birlikte Güney'de bir tatil beldesinde görmek mümkündür. Yazın keyfini birlikte yaşarlar. Bunu da bir alışkanlık haline getirmişler. (Korkut Göze - Hürriyet)

Şovenizmde son nokta!
Denilebilir ki Naim Süleymanoğlu Türkiye için yarışmadı mı? Evet yarıştı ama bunu söyleyenlerin unuttuğu bir şey var. Naim, Bulgaristan'da doğdu ama Türk'tü, ailesi de Türk'tü ve kanında asil Türk kanı dolaşıyordu. Türkçe'yi de çok iyi konuşuyordu.. (Turgay Şeren - Akşam)

Ne kadar güzel!
Şampiyonlar Ligi şampiyonu Barcelona, uzaydaki astronotlarla konuşan ilk takım olma özelliği kazandı. Frank Rijkaard, telefon konuşmasında, ''Burada, dünyada bazı kahraman oyuncular var; ama siz uzayda olanlar, hepiniz kahramansınız.'' dedi. Uluslararası uzay istasyonundaki astronotlardan Alman Thomas Reiter, konuşmaların ardından, yer çekimsiz atmosferde Ronaldinho stili vole vurmaya çalıştı ve futbol şov yaptı. (Anadolu Ajansı)

Balon balon!
Adnan Menderes Aybaba:Ziya Ağbi ben uçtum biraz galiba...
Ziya Şengül: Sen uçurtma mısın uçuyorsun? (Telegol - Star)

Kalbine yazık Hulki Bey Amca!
Neymiş, transfer eleme turlarında alınacak sonuçlara göre yapılacakmış. Hayret ki ne hayret. Sen, yerli olarak Uğur'un transferini sanki "vatan kurtaran aslan" gibi taa geçen yıldan hallet, büyük klas Tümer'i beş dakikada Beşiktaş'tan kopar al, sıra yabancı transferlere gelince şaşırıp donup kal. Anelka'nın transfer komedyası da cabası. Haksızsam "haksızsın" deyin. Üstelik santrfor Nobre'yi "Fener'e yaramaz" diye gönderdiniz, Crespo emsali isimlerle hepimizi aylar boyu ümitlendirdiniz. Ama nerede o ünlü santrforun transferi nerede kardeşim? Kısaca derdim çok ama dermanım yok. (Hulki İlgün - Fanatik)

yakantop@gmail.com




SPOR
'Türkiye'ye âşığım'
Sakat Elvan'a piyango vurdu!
Dev garanti!
Ricardinho tamam
Oliviera müjdesi
Sürpriz ziyaret
'Fatih bizi üzdü'
En mutlu Mehmet!
Atlara sanal doping!
Haber turu...
Kimi aşk için, kimi aş için
Terim-Çulcu vakası
10 numaraların 10 farkı
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Bilgin GÖKBERK
Kimi aşk için, kimi aş için
Neyi tartışıyoruz?
Ercan GÜVEN
Terim-Çulcu vakası
Boşboğazlık moda oldu artık... "Açık sözlülük...
Nilay YILMAZ
10 numaraların 10 farkı
1. Delgado un toplamaya devam etmektedir; Ser...


© 2006 Milliyet