Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Ağustos 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Şimdi hedef "barışı kazanmak" olmalı...


Tarih bazen savaştan tarafların kesin galip çıkmadıkları hallerde de, barış yolunun açılabileceğini gösteriyor.
Bunun yakın geçmişte, Ortadoğu'da da örnekleri var. 1973 Mısır-İsrail savaşında -her ne kadar iki taraf da zafer ilan ettilerse de- sonuç, Mısır lideri Sedat'ın Kudüs'e gidip İsrail meclisinde tarihi konuşmasını yapmasına ve nihayet iki ülke arasında barış anlaşmasının imzalanmasına (ve de İsrail ordusunun Sina'dan çekilmesine) yol açtı...
Lübnan topraklarında İsrail ile Hizbullah arasında bir aydan fazla süren çatışmalar kimin kazandığı -veya kaybettiği- tartışıladursun, esas soru, bunun bu kez -ateşkesin de ötesinde- kalıcı bir barışa dönüşüp dönüşemeyeceğidir.
Gerçi 1973'teki gibi Sedat ve Begin çapında liderler yok. Ama gene de belli olmaz. Bu son savaşın şoku, tarafları, etkileri belki daha sonra ortaya çıkacak şekilde, sarsmış olabilir. Belki İsrailliler ve Lübnanlılar (Hizbullah dahil) ve de onların arkasındaki güçler, gelinen bu noktada, artık "barışı kazanmak" zamanın geldiğini anlarlar ve o yönde adım atarlar...

Dansa davet...
Gene 1973 Mısır-İsrail örneğine dönersek, o zaman bu barışın sağlanmasında uluslararası camianın ve özellikle ABD gibi aktörlerin aktif katkısı olmuştu. Bugün de böyle bir itici güce şiddetle ihtiyaç var. Bu kez, aktörler arasında etkin durumdaki bazı bölgesel ülkelerin de yer alması çok önemli.
Bu ülkelerden biri de Suriye'dir. İlk bakışta garip görünebilir, ama Suriye'nin devreye girmesi, Lübnan'ın stabilizasyonu için olduğu kadar, bölgede barışın sağlanması için de gereklidir.
Çatışmaların sona ermesinden sonra şimdi gerek İsrail'de, gerekse ABD'de bazı çevreler "Suriye'siz barış olmaz" görüşünden hareketle, Şam'ın da bu "dansa davet" edilmesini öneriyorlar.
Bu önerilerden birinin sahibi, Clinton döneminin Ortadoğu özel temsilcisi Dennis Ross'tur. "Washington Post"taki yazısında Ross, BM'nin 1701 sayılı kararının ancak Suriye'nin devreye sokulmasıyla uygulanabileceğini belirtiyor ve Beşar yönetiminin olumlu ve tavır alması için, "motive edilmesi" (ekonomik yardımlarla, Golan Tepeleri'nin iadesiyle) gerektiğini savunuyor.
İsrail'in liberal gazetesi "Haaretz"de çıkan bir yazıda da Suriye ile diyaloğun önemi belirtiliyor ve şöyle deniyor: "Eğer şimdiye kadar sadece biz bize konuşmayıp Filistinli, Lübnanlı ve Suriyeli liderlerle konuşsaydık, herhalde şimdi barış içinde yaşıyor olurduk"...

Müziğin gücü
Önceki akşam Aya İrini'de "Doğu-Batı Divânı" Orkestrası'nın konserini dinlerken, bugünkü şartlarda bile, "barışı kazanmak" isteğinin -"çok yaygın" olmamakla beraber- "ne kadar güçlü" olduğunu hissettik.
Ünlü İsrailli şef ve piyanist Daniel Barenboim'in yönetimindeki bu 7 yıllık orkestranın 110 mensubu İsrailli ve Arap dahil, 17 çeşitli ülkeden gelen "genç" sanatçılar... Bu sadece başarılı bir müzik topluluğu değil, aynı zamanda bir uzlaşma ve dayanışma platformu. Her gittiği yerde, karşılıklı anlayış ve barış mesajını veriyor.
"Bugünkü dünyada başkalarını tanımadan ve anlamadan yaşamak mümkün değil diyor" Barenboim... O ve ekibi, bunu "müziğin gücü" ile gerçekleştirmeye çalışıyor. Silahtan ve hatta diplomasiden daha etkili bir güç...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Doğu-Batı Divânı
YAHUDİ orkestra şefi Daniel Barenboim ve Fili...
Çetin ALTAN
Türk dediğin, hiç korkar mı depremden?
Geçenlerde bir bankanın şube müdürü olan genç...
Melih AŞIK
Fiyaka uğruna...
Türkiye, Lübnan'a asker göndererek bölgede bü...
Fikret BİLA
Türkmen milletvekillerinin Kerkük atağı
Irak parlamentosundaki Türkmen milletvekiller...
Hasan CEMAL
Türkiye'ye güvenmek!
Bir haftalık mavi yolculuk sırasında okuduğum...
Güneri CIVAOĞLU
Ben Oxford'dayken... (1)
Haftanın başında, dünyanın en köklü ve hâlâ e...
Abbas GÜÇLÜ
Dershaneciler bayram edecek
Velilerin okul bulma derdi yetmiyormuş gibi ş...
Hurşit GÜNEŞ
Gırnatalı hayat
Son zamanlarda medyada ülkenin klarnet ustala...
Sami KOHEN
Şimdi hedef "barışı kazanmak" olmalı...
Tarih bazen savaştan tarafların kesin galip ç...
Metin MÜNİR
Özelleştirme çağında garip bir devletleştirme girişimi
Hükümet özelleştirme politikası güdüyor. Ulaş...
Faik ÖZTRAK
Temmuz ayı bütçesi
Temmuz ayında genel bütçenin faiz dışı harcam...
Hasan PULUR
Brezilyalı iki futbolcu Türk olursa...
ELBETTE aslolan, Türk anadan babadan doğan ço...
Derya SAZAK
Asbestli gemi
Söküm için Aliağa'ya getirilmek istenen, Holl...
Güngör URAS
Ürün 'yok' dert, ürün 'çok' yine dert
Bu yıl tarım ürünü bol. Hem de çok bol... Sev...

© 2006 Milliyet