|
Doğum kontrol hapı ve Casanova
İstanbul'un kendince burjuvalaşmış kesimi, ana caddelerdeki trafik keşmekeşiyle, yan sokaklarda çift sıra park edilmiş arabalar da olmasa; AB üyesi ülkelerden birinin, gelişmiş herhangi bir kenti gibi...
Vitrinlerde altın pırıltısında yüksek topuklu, dekolte kadın ayakkabıları; elmasla pırlanta taklidi, çeşit çeşit takılar ve içki ruhsatı verilmeyen kırmızı çemberler içine henüz alınmamış, kafeteryalar...
* * *
Vitrinlere bakan, yahut masalarda oturan süslü püslü genç hanımlarla, sıra dışı olduklarını tüttüren sükse gençler ve birkaç tane de türbanlı...
Gözlerim takıldı türbanlılardan bir tanesine; lacivert şık türbanının ucunu, omzunun üstünden arkasına doğru atmıştı; bembeyaz uzun giysileri ve yüksek topuklu, bilekten bağlı ayakkabıları içindeki bakımlı çıplak ayaklarıyla, -dünya ahret bacım olsun- doğrusu pek çekiciydi.
* * *
Şark bataklığının bozuk raylarındaki demode dekoviller içinde; servetleri asla şeffaf olmayan, değişik ve çeşit çeşit giyimli politikacı atmasyonlarıyla da salçalanmış; kanlı ve yıkıntılı bir yoksulluk cılbırı, çalkalanadursun...
Bir de bambaşka hızlarda giden, bambaşka füze trenler var dünyada...
* * *
Teknolojideki değişimlerle, iletişim ve ulaşımdaki mucizeler paralelinde; gebeliği önleyici doğum kontrol haplarının yaygınlaşması, hem sarmaş dolaş flörtleri pıtıraklaştırdı, hem de turizmi yoğun bir biçimde küreselleştiriverdi.
Buna karşılık aşk şiirleri de, sönüp silikleşti iyice...
* * *
Gövdesel zevklerin alanı, beyinsel lezzetlerinkine kıyasla, geniş mi geniş...
Parklarda, ana cadde kaldırımlarında birbirlerine sarılarak yürüyen ve fırsat buldukça öpüşen genç kızlarla delikanlıların; birbirlerine Casanova'nın öykülerini armağan etmeleri, artık hayal dışı...
Oysa 18. yüzyılda, aşıklar arasındaki armağanların en önde gelenlerinden biriydi Casanova'nın lüks bir baskısı...
* * *
Çapkınlık simgesi Don Juan'ı, İspanyol tiyatro yazarı Tirso de Molina yaratmıştı. Casanova'yı ise bizzat kendisi, kendi yazdığı anılarla yarattı.
O anıların en çarpıcı sayfaları arasında, Casanova'nın rahibelerle geçirdiği aşk saatleri de vardı.
Dinsel tutkuları eleştiren eserlerle, pornografik gravürlerle donanmış erotik kitaplara bayılan rahibelerdi, o rahibeler...
* * *
Sevişeceği rahibeyi bekleyen Casanova, odaya sımsıkı rahibe giysileriyle giren kadına, bakın nasıl sitem eder anılarında:
- Bravo doğrusu bravo. Yani tam beklediğim kılıkta girdin içeri. Seni beklerken karıştırdığım o pornografik resimler, damarlarımda dolaşan kanı büsbütün çıldırtmışken; erkekliğimin senden beklediği melek kanatlı doyum güzelliklerini, sırtındaki şu kilise çuvalıyla mı sunacaksın bana sen?
Rahibe:
- 5 dakika izin ver bana, der; şimdi gider değişir, daha çok hoşlanacağın bir şeyler giyerim üstüme...
* * *
Casanova ile rahibenin konuşmaları sürer gider:
- Ne, 5 dakika daha beklemek mi? Dışarıda önce soyunacak, sonra yine giyinecek, öyle döneceksin odaya ve tekrar her şeyi çıkaracaksın; bekleyemem o kadar doğrusu...
- Bırak bırak hemen sarılmayı. İzin ver de, bir an önce kurtulayım üstümdeki şu rezaletten...
- Asla bırakmam. İlk kez seviştiğimizde de sırtında bu kilise çuvalı vardı. Gel bu kezki sevişmemizden payını alsın o çuval da...
* * *
Rahibeyle sevişmesini şöyle anlatır Casanova:
"Sevgili rahibem, boynunu büküp usulca 'Fiat voluntas tua' duasını okuduktan sonra, üstünde şehvet güllerinin açtığı bir gülücükle sokuldu bana ve sarmaş dolaş düşüverdik döşemenin üstüne...
İlk hızımızı aldıktan sonra, onun kilise çuvalından çıkmasına ses etmedim. Artık üstünde sadece Hint ipeğinden şeffaf bir kombinezon vardı.
Sevgili rahibem, tapınak bakireliğinin umacılığından kurtulmuş; göl kıyılarında dolaşan perilerin, insanı kendinden geçiren nergisine dönmüştü..."
* * *
18. yüzyıl, kilisenin katı baskılarına karşı; edebiyatla resim sanatında ve gelişmiş çevrelerde, "özgür aşk" konularının volkanlaştığı bir yüzyıl...
Casanova'nın biyografisi ise kepaze bir serserilik listesi.
Papaz mekteplerinden mi kovulmamış; Venedik'te kemancı olarak geçinirken, sonradan da büyücülük yaptığı suçlamasıyla cezaevlerine mi tıkılmamış...
Derken Paris'te lotaryacılık, bir ölçüde dolandırıcılık ve Avrupa kentlerinde dolaşıp durma...
O sırada Voltaire ile tanışma; bir skandal yüzünden düello yapmak zorunda kalınca da, yine tüyme...
Ve Engizisyon için, bazı casusluklar...
Sonunda da bir aristokratın şatosunda kütüphaneci olarak, 10 cildi bulan anılarını yazarken, 73 yaşında kopup gitme dünyadan...
* * *
18. yüzyılın lanetli kitaplarındaki anlatılar; günümüzde çeşitli alanlardaki ünlü yıldızların, -sonu gelmez bir tefrika halinde- medyaya yansıyan serüvenleri...
* * *
Gövdesel zevklerin ufukları genişlerken, beyinsel lezzetlerin bahçeleri de küçüledursun; yine de İstanbul'un kendince burjuvalaşmış kesiminden bakıldığında; Şark bataklığının bozuk raylı demode dekovili çok korkunç görünüyor.
Köylü ağırlıklı olmaktan kurtulamamışlıkla, Rönesans'ı ve endüstri devrimini yaşamamış olmanın bedeli, çok ağır ödeniyor.
* * *
Dileriz okkanın altına gideceklerin oranı, aşırı tırpanlamaz genç kuşakları; her ne kadar gövdesel zevklerin yaygınlaşması ve sükse merakı, bir hayli daraltsa da beyinsel lezzet bahçelerini...
c.altan@prizma.net.tr
|
|