Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Ağustos 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ben Oxford'dayken... (2)


Oxford izlenimlerine devam... Önce Harry Potter filmlerinin çekildiği tarihi Christ Church... Öğle yemeğini, filmdeki uzun masalarda yedik.
Filmdeki dizi dizi lambalar, duvarlarda tablolar, tavan süslemeleri aynı ama masalarda beyaz gömlekler üzerinde beyaz papyonları ve siyah pelerinleri olan genç büyücü adayları yerine, bizim grup ve bir grup da Pakistanlı vardı.
Hepimiz o masalarda fotoğraflar çektirdik.
Christ Church, büyük bir kare çizen dört tarihi bloktan oluşuyor.
İlki, 1170 yılında yapılmış.
Büyücülük kolejinden, hayaletlerin dolaştığı şatolara kadar tüm gerçeküstü filmler için harikulade bir mekân.
Ortada, Harry Potter filmlerindeki şenliklerin yapıldığı yemyeşil avlu.
500 yıllık kütüphanesi de bir mücevher.
Süpürge sopalarının üzerinde uçarak top oynayan genç büyücüler, bu avluyu şenlendirmişler.
...........................
Christ Church'ün duvarlarına bakan tarihi bir başka bina, Oxford'un yatılı öğrencileri için yapılmış ilk yurt. Yüksek tavanları, taş oymalarıyla saygın bir mimari.
Binanın en üst katında yuvarlak bir pencereden avluda oynayan çocuklara bakan Lewis Carroll, orada Alice adlı kız çocuğunu gözler.
Alice Harikalar Diyarında kitabı, bu gözlemler sonucu yazılmıştır.
Alice'in kedisi de sık sık, avludaki 500 yıllık ağacın tepesine çıkar, sonra korkudan inemezmiş. Alice'i üzmemek için, çalışanlar tehlikeleri göze alarak ağacın tepesine tırmanırlar ve kediyi ceplerine koyarak indirirlermiş.
Christ Church ile aradaki duvar ortasında bir demir kapı, romandaki "Alice'in gizli kapısı..."
...........................
II. Dünya Savaşı boyunca Alman uçakları, bütün İngiltere'yi bombaladıkları halde sadece Oxford'a dokunmamışlar.
Nedeni, Hitler'in kafasındaki planmış.
Hitler, İngiltere'yi ele geçirdiğinde, kendisine yönetim merkezi olarak Londra'yı değil, Oxford'u seçmiş.
Entelektüel zaafı mı?
Hayır.
İntikam takıntısı.
Savaş boyunca kendine en ciddi rakip olarak gördüğü, dönemin İngiltere Başbakanı Churchill, o topraklarda doğmuş. Baba evi, Oxford'un kıyısındaki nehre yaslanmış.
Hitler, savaş sonrası İngiltere gezileri için o evi kendine konut yapmayı kafasına takmış. ...........................
Oxford, gelenek, kültür ve statü simgesi olmakla beraber, çağı ve geleceği de kucaklıyor.
Oraya, bir grup gazeteci, Petrol Ofisi'nin Oxford Üniversitesi ile imzaladığı bir anlaşma bağlamında gittik.
Petrol Ofisi, Oxford'un "nano" teknolojisini, dizel yakıtlarına uygulayacak. Amacı, yüzde 10 yakıt tasarrufu.
Motor ve çevre temizliği...
Nano teknolojinin diğer yakıtlara da uygulanmasını hedefleyen araştırmaların da sponsoru. Nano teknoloji, maddelerin özünü değiştiriyor.
Teknolojide -şimdilik- son aşama.
Son yılların ilk teknoloji devrimi PC bilgisayardı. Sonra, internet, ardından moleküler biyoloji... Şimdi de nano teknoloji.
İmza töreni, Harry Potter filmlerinin çekildiği Christ Church'te yapıldı.
Profesör Peter J. Dobson imza töreninde "nano teknolojiyi" anlatırken maddelerin özünü değiştiren bu buluşu "bir tür bilimsel büyü" olarak tanımladı.
"Harry Potter'ın yetiştiği bu büyücüler kolejinde, nano teknoloji adlı büyü de normal" dedi.
............................
Oxford sokaklarında en fazla iltifat gören mekân, Harry Potter'ın yazarı Jeanne K. Rowling'in saatlerce oturduğu Nicholsons Cafe...
Jeanne K. Rowling, espresso kahveleri art arda yudumlar, düşüncelere dalarmış.
Dünyanın en çok satan kitapları ve en çok izlenen filmleri arasında yer alan Harry Potter ilhamı da Rowling'e o kafede gelmiş.
Çok satan kitaplar yazmak isteyen, ama bir türlü yazamayan, kabızlık çeken "meçhul meşhurlara (!)" Nicholsons'da fincan fincan kahve kürü tavsiye edilir.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Amerika hakkında şüpheler
KÜRT meselesiyle ilgili olarak Bush yönetimin...
Çetin ALTAN
Doğum kontrol hapı ve Casanova
İstanbul'un kendince burjuvalaşmış kesimi, an...
Melih AŞIK
100 tane Felak...
Haberi Milliyet manşetten duyurmuştu... Diyan...
Fikret BİLA
Rahşan Ecevit: Bülent elimi tuttuğunda yaşama da tutunuyor
Or-An'daki kütüphane evin bahçesine çıkarken,...
Hasan CEMAL
Belayı etkisiz kılmak!
İran ve Suriye... Bu ülkelerin yıllardan beri...
Güneri CIVAOĞLU
Ben Oxford'dayken... (2)
Oxford izlenimlerine devam... Önce Harry Pott...
Can Dündar
Ali Kırca
Nikâh günümdü.
Abbas GÜÇLÜ
Yeni üniversiteler, YÖK ve hükümet
15 yeni üniversitenin rektör sorunu, tam anla...
Semih İDİZ
Kıbrıs için peşin hükümlü olmak zarar verir
AB'nin, KKTC limanları için BM denetimini öng...
Sami KOHEN
Hizbullah'ın yeni gücü
Lübnan ordusunun 40 küsur yıl sonra ilk kez L...
Metin MÜNİR
Hizbullah ile PKK'nın kesiştiği nokta
İsrail-Hizbullah savaşından Türkiye'nin çıkar...
Hasan PULUR
Çanakkale Anıtı için bir proje...
"ÇANAKKALE şehitleri" yalnız kalmadıklarını h...
Derya SAZAK
Ilısu tartışması
Hasankeyf'i sular altında bırakacak Ilısu Bar...
Tamer HEPER
Yine kooperatif ihtilafı!!!
Daha önce yazdığım konulardan biri okuyucular...
Yaman TÖRÜNER
Orada bir köy var uzakta
Dünyanın bir yerinde, bir tatil köyüne gittim...
Güngör URAS
Buğday (yakında ithal edeceğiz)
Dünyada buğdayın tonu ortalama 140-150 dolar....

© 2006 Milliyet