Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Ağustos 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ali Kırca


Nikâh günümdü.
Üzerimdeki siyah smokinin bol gelen beli, arkadan çengelli iğneyle tutturulmuştu.
Emanet smokinin gerçek sahibi nikâh şahidimdi:
Ali Kırca...
TRT'de Haber Dairesi Başkanı'ydı.
Bense yanında yeni başlamıştım televizyonculuğa...
Hem gazeteciliğine, hem meslektaşı Seray Abla'yla evliliklerine özenirdim.
Nikâh saati gelin, damat, davetliler, nikâh memuru ve diğer şahit Raşit Kaya hocamız oradaydı, sadece o eksikti.
Dakikalar geçiyor, herkes sıkıntıyla saatine bakıyordu.
Az sonra Ali Abi kan ter içinde girdi içeri...
Gecikme nedenini sonradan öğrendik.
Yolda benzini bitmiş, depoyu doldurmaya cebindeki para yetmemiş, zorlu dakikalar geçirmişti.
* * *
80'lerin sonunda böyle bir görünüm arz eden hayat, onu ekranların en önüne sürükledi.
Orada hak ettiği şekilde ve bileğinin hakkıyla zirveye yerleşti.
Gün geldi; TRT'de kıt kanaat geçinen ekip dağıldı.
Kimimiz işsizliği, kimimiz şöhreti tattık.
Aç kalanlarımız da oldu, paraya doyanlarımız da...
Bazılarımız bir hayranlar ordusunca kuşatılmıştık; o ordu, alkışlarla bizi en öne itiyordu.
Şöhret avcıları, içinde konuştuğumuz renkli camın ışığına koşuyordu ve kalabalıklaştıkça önümüzü görmemizi engelliyordu.
Samimiyeti sahtelikten, masumiyeti art niyetten ayırmakta zorlanıyorduk.
Çevreden çürük kokusu geliyordu; pahalı parfümlerle giderilmeye çalışılan kesif, kötü bir çürük kokusu...
Kokuyu erken alanlar, uzak durdular.
Seray Kırca onlardan biriydi.
Kendini korumayı bildi.
Bilemeyenler, yenildi.
* * *
İnternete dağıtılan bir mahrem film, Ali Kırca'yı bu kez özel hayatıyla gündeme taşıdı.
Konuyu yazarak, profesyonelce kurulan bu tuzağa, işlenen suça ortak olmamak için bekledim; sanırım pek çok meslektaşım da aynı gerekçeyle yazmadı.
Bu sessizliğe "meslek (hatta erkek) dayanışması" adını koyanlar, çifte standart uygulandığından yakınanlar oldu.
Bu olayda, cep telefonunun suç aleti, internetin şantaj mecrası olarak kullanılmasından tutun da, kişisel garezin yatak odası sergilemeye vardırılmasına, 3 dakikalık bir filmin 30 yıllık bir kariyeri sallamasına kadar üzerinde konuşulacak pek çok konu var.
Lakin, beni hepsinden çok, 80'lerin sonunda tanıdığım ve 20 yıl sonra hâlâ dost kaldığım bir ailenin geleceği ilgilendiriyor.
* * *
Fırsattan istifade Kırca'ya yüklenenlere en iyi cevap Ömer Özgüner'in çağrısında var:
"İlk taşı, en masum olanınız atsın!"
Ali Kırca özel hayatına gereken özeni göstermemekle hata etmiş olabilir, ama bu zaaf yüzünden onun Türkiye yayıncılığına attığı imzayı bir kalemde silip atabilir miyiz?
Siyaseti oturma odalarına taşıyan adamı, henüz hiç konuşmadığı bir konuda yargısız infaz edebilir miyiz?
Peki ya yatak odası görüntülerini pazarlayanlar?
O görüntülere ulaşmak için can atanlar?
İzleyip yayarken şehevi bir iştah duyanlar...?
Onların hali daha da utanç verici değil mi?
* * *
Birçok benzer vakada aynı tavrı aldığım için rahatlıkla yazabilirim:
İnsanların hayatını, yapıtından ayırmalıyız.
Başarılı yayıncılığın duayeni Ali Kırca'yı onca yıl bize kazandırdıklarının hatırına yeniden ekranlara çağırmalıyız.
Daha da önemlisi, Kırca ailesini bu zor günlerinde didiklemek yerine rahat bırakmalıyız.
Eminim onlar, tek smokini paylaştığımız, benzine para yetmeyen zorlu mazideki dayanışmalarını, kesif çürük kokusu altında da tekrarlayacaklardır.

can.dundar@e-kolay.net







Taha AKYOL
Amerika hakkında şüpheler
KÜRT meselesiyle ilgili olarak Bush yönetimin...
Çetin ALTAN
Doğum kontrol hapı ve Casanova
İstanbul'un kendince burjuvalaşmış kesimi, an...
Melih AŞIK
100 tane Felak...
Haberi Milliyet manşetten duyurmuştu... Diyan...
Fikret BİLA
Rahşan Ecevit: Bülent elimi tuttuğunda yaşama da tutunuyor
Or-An'daki kütüphane evin bahçesine çıkarken,...
Hasan CEMAL
Belayı etkisiz kılmak!
İran ve Suriye... Bu ülkelerin yıllardan beri...
Güneri CIVAOĞLU
Ben Oxford'dayken... (2)
Oxford izlenimlerine devam... Önce Harry Pott...
Can Dündar
Ali Kırca
Nikâh günümdü.
Abbas GÜÇLÜ
Yeni üniversiteler, YÖK ve hükümet
15 yeni üniversitenin rektör sorunu, tam anla...
Semih İDİZ
Kıbrıs için peşin hükümlü olmak zarar verir
AB'nin, KKTC limanları için BM denetimini öng...
Sami KOHEN
Hizbullah'ın yeni gücü
Lübnan ordusunun 40 küsur yıl sonra ilk kez L...
Metin MÜNİR
Hizbullah ile PKK'nın kesiştiği nokta
İsrail-Hizbullah savaşından Türkiye'nin çıkar...
Hasan PULUR
Çanakkale Anıtı için bir proje...
"ÇANAKKALE şehitleri" yalnız kalmadıklarını h...
Derya SAZAK
Ilısu tartışması
Hasankeyf'i sular altında bırakacak Ilısu Bar...
Tamer HEPER
Yine kooperatif ihtilafı!!!
Daha önce yazdığım konulardan biri okuyucular...
Yaman TÖRÜNER
Orada bir köy var uzakta
Dünyanın bir yerinde, bir tatil köyüne gittim...
Güngör URAS
Buğday (yakında ithal edeceğiz)
Dünyada buğdayın tonu ortalama 140-150 dolar....

© 2006 Milliyet