Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Ağustos 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kıbrıs için peşin hükümlü olmak zarar verir


AB'nin, KKTC limanları için BM denetimini öngören bir öneri hazırlamakta olduğunu belirten Independent gazetesinin haberi Ankara'yı kızdırdı. Türkiye bu konudaki çözümün, aylarca önce sunduğu ve BM Genel Sekreteri tarafından da "yapıcı" olarak görülen, "eylem planı" çerçevesinde olmasını istiyor.
Bu planın özündeyse, KKTC üzerindeki izolasyonların kaldırılmasına karşılık olarak Türk limanlarının Rum gemilerine açılması anlayışı yatıyor. Türkiye'nin argümanına güç katan unsur ise Kıbrıslı Türklerin, Rumların aksine, Annan Planı'nı kabul etmiş olmalarıdır.
Bu nedenle, Ankara'nın eylem planına "oyalama çabası" olarak bakmak mümkün değil, zira Türk tarafı Kıbrıs'ta çözümü arzulayan taraf olduğunu yeterince göstermiştir.

Göstermelik adımlar
Buna karşılık, ortada acı bir gerçek de var. Bırakın AB'yi, Müslüman komşularla dostlarımızın bile KKTC'nin tanınması anlamına gelecek herhangi bir adımı atmaya hazır olmadıklarını görüyoruz.
Buna "kardeş" cumhuriyetleri de ekleyebiliriz. Azerbaycan'ın, attığı kimi göstermelik adımların arkasını getiremediğini, tam aksine, Rum tarafına bu adımların "tanıma" anlamına gelmediğini temin ettiğini biliyoruz.
Onun için, Türkiye'nin eylem planını hazırlayanların akıllarından, izolasyonların kalkması için ortaya konan formül yoluyla KKTC'nin tanınmasına da kapıyı aralamak gibi bir düşünce geçtiyse, bunun olmayacağını söyleyebiliriz.
Independent'ta çıkan Brüksel kaynaklı haber de zaten, AB'nin, Kıbrıslı Türkler üzerindeki ticari ambargoyu KKTC'nin tanınması anlamına gelmeyecek bir formülle kaldırma arayışında olduğunu gösteriyor.
Aslında bu arayış bile ilginç, çünkü, AB'nin limanlar meselesi yüzünden Türkiye ile bir kriz yaşamak istemediğini ortaya koyuyor. Yoksa kolaylıkla, "Türkiye ya pozisyonumuzu kabul eder ya da bedelini öder" deyip işten sıyırabilirdi.

AB, BM eksenini istiyor
Bu arayışın Rumları da pek memnun etmediği aşikâr. Zira, onların arzusu, Kıbrıs sorununun Türkiye ile AB arasında ciddi bir krize neden olması ve bunun da, Rum taleplerinin yerine getirilmesi açısından, Ankara üzerinde baskı yaratmasıdır.
Oysa gelişmeler, AB'nin Kıbrıs meselesini BM ekseninde tutmak istediğini gösteriyor. Belli ki AB, Kıbrıs sorununun çözümsüz olarak kendi kucağında kalmasını istemiyor.
Konunun BM çerçevesinde kalması Ankara açısından da elbette ki arzulanan bir durumdur. Ama, KKTC limanlarının BM denetiminde dünyaya açılması önerisinin aynı derecede memnun edici olmadığı, Dışişleri'nin Independent'ın haberine gösterdiği tepkiden belli.

Kıbrıs şahinleri
Peki, böyle bir öneri gelirse Türk tarafı ne yapmalı? Biliyorum, "Kıbrıs şahinleri" bu yaklaşımdan nefret ediyorlar. Ancak, Türk tarafının, esnek ve yapıcı olmasında, gelecek bu tür önerileri hemen reddetmeden, bunların Kıbrıslı Türklerin yararına düzeltilebilmeleri açısından bir marj sağlayıp sağlamadığını değerlendirmesinde yarar var.
Sağlamıyorsa, bu öneriler elbette reddedilecektir. Fakat, ortada henüz somut bir şey yokken peşin hükümlü olmak da, Türk tarafının Kıbrıs konusunda yansıttığı yapıcı görüntüye zarar verebilir.

semihi@cnnturk.com.tr








Taha AKYOL
Amerika hakkında şüpheler
KÜRT meselesiyle ilgili olarak Bush yönetimin...
Çetin ALTAN
Doğum kontrol hapı ve Casanova
İstanbul'un kendince burjuvalaşmış kesimi, an...
Melih AŞIK
100 tane Felak...
Haberi Milliyet manşetten duyurmuştu... Diyan...
Fikret BİLA
Rahşan Ecevit: Bülent elimi tuttuğunda yaşama da tutunuyor
Or-An'daki kütüphane evin bahçesine çıkarken,...
Hasan CEMAL
Belayı etkisiz kılmak!
İran ve Suriye... Bu ülkelerin yıllardan beri...
Güneri CIVAOĞLU
Ben Oxford'dayken... (2)
Oxford izlenimlerine devam... Önce Harry Pott...
Can Dündar
Ali Kırca
Nikâh günümdü.
Abbas GÜÇLÜ
Yeni üniversiteler, YÖK ve hükümet
15 yeni üniversitenin rektör sorunu, tam anla...
Semih İDİZ
Kıbrıs için peşin hükümlü olmak zarar verir
AB'nin, KKTC limanları için BM denetimini öng...
Sami KOHEN
Hizbullah'ın yeni gücü
Lübnan ordusunun 40 küsur yıl sonra ilk kez L...
Metin MÜNİR
Hizbullah ile PKK'nın kesiştiği nokta
İsrail-Hizbullah savaşından Türkiye'nin çıkar...
Hasan PULUR
Çanakkale Anıtı için bir proje...
"ÇANAKKALE şehitleri" yalnız kalmadıklarını h...
Derya SAZAK
Ilısu tartışması
Hasankeyf'i sular altında bırakacak Ilısu Bar...
Tamer HEPER
Yine kooperatif ihtilafı!!!
Daha önce yazdığım konulardan biri okuyucular...
Yaman TÖRÜNER
Orada bir köy var uzakta
Dünyanın bir yerinde, bir tatil köyüne gittim...
Güngör URAS
Buğday (yakında ithal edeceğiz)
Dünyada buğdayın tonu ortalama 140-150 dolar....

© 2006 Milliyet