|
Kıbrıs için peşin hükümlü olmak zarar verir
AB'nin, KKTC limanları için BM denetimini öngören bir öneri hazırlamakta olduğunu belirten Independent gazetesinin haberi Ankara'yı kızdırdı. Türkiye bu konudaki çözümün, aylarca önce sunduğu ve BM Genel Sekreteri tarafından da "yapıcı" olarak görülen, "eylem planı" çerçevesinde olmasını istiyor.
Bu planın özündeyse, KKTC üzerindeki izolasyonların kaldırılmasına karşılık olarak Türk limanlarının Rum gemilerine açılması anlayışı yatıyor. Türkiye'nin argümanına güç katan unsur ise Kıbrıslı Türklerin, Rumların aksine, Annan Planı'nı kabul etmiş olmalarıdır.
Bu nedenle, Ankara'nın eylem planına "oyalama çabası" olarak bakmak mümkün değil, zira Türk tarafı Kıbrıs'ta çözümü arzulayan taraf olduğunu yeterince göstermiştir.
Göstermelik adımlar
Buna karşılık, ortada acı bir gerçek de var. Bırakın AB'yi, Müslüman komşularla dostlarımızın bile KKTC'nin tanınması anlamına gelecek herhangi bir adımı atmaya hazır olmadıklarını görüyoruz.
Buna "kardeş" cumhuriyetleri de ekleyebiliriz. Azerbaycan'ın, attığı kimi göstermelik adımların arkasını getiremediğini, tam aksine, Rum tarafına bu adımların "tanıma" anlamına gelmediğini temin ettiğini biliyoruz.
Onun için, Türkiye'nin eylem planını hazırlayanların akıllarından, izolasyonların kalkması için ortaya konan formül yoluyla KKTC'nin tanınmasına da kapıyı aralamak gibi bir düşünce geçtiyse, bunun olmayacağını söyleyebiliriz.
Independent'ta çıkan Brüksel kaynaklı haber de zaten, AB'nin, Kıbrıslı Türkler üzerindeki ticari ambargoyu KKTC'nin tanınması anlamına gelmeyecek bir formülle kaldırma arayışında olduğunu gösteriyor.
Aslında bu arayış bile ilginç, çünkü, AB'nin limanlar meselesi yüzünden Türkiye ile bir kriz yaşamak istemediğini ortaya koyuyor. Yoksa kolaylıkla, "Türkiye ya pozisyonumuzu kabul eder ya da bedelini öder" deyip işten sıyırabilirdi.
AB, BM eksenini istiyor
Bu arayışın Rumları da pek memnun etmediği aşikâr. Zira, onların arzusu, Kıbrıs sorununun Türkiye ile AB arasında ciddi bir krize neden olması ve bunun da, Rum taleplerinin yerine getirilmesi açısından, Ankara üzerinde baskı yaratmasıdır.
Oysa gelişmeler, AB'nin Kıbrıs meselesini BM ekseninde tutmak istediğini gösteriyor. Belli ki AB, Kıbrıs sorununun çözümsüz olarak kendi kucağında kalmasını istemiyor.
Konunun BM çerçevesinde kalması Ankara açısından da elbette ki arzulanan bir durumdur. Ama, KKTC limanlarının BM denetiminde dünyaya açılması önerisinin aynı derecede memnun edici olmadığı, Dışişleri'nin Independent'ın haberine gösterdiği tepkiden belli.
Kıbrıs şahinleri
Peki, böyle bir öneri gelirse Türk tarafı ne yapmalı? Biliyorum, "Kıbrıs şahinleri" bu yaklaşımdan nefret ediyorlar. Ancak, Türk tarafının, esnek ve yapıcı olmasında, gelecek bu tür önerileri hemen reddetmeden, bunların Kıbrıslı Türklerin yararına düzeltilebilmeleri açısından bir marj sağlayıp sağlamadığını değerlendirmesinde yarar var.
Sağlamıyorsa, bu öneriler elbette reddedilecektir. Fakat, ortada henüz somut bir şey yokken peşin hükümlü olmak da, Türk tarafının Kıbrıs konusunda yansıttığı yapıcı görüntüye zarar verebilir.
semihi@cnnturk.com.tr
|
|