Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Ağustos 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hizbullah'ın yeni gücü


Lübnan ordusunun 40 küsur yıl sonra ilk kez Litani Nehri'nin güneyine geçip İsrail sınırına yakın bölgede konuşlanması, "tarihi bir olay" sayılıyor. Bir ara İsrail işgalinde, son dönemde de Hizbullah hâkimiyetinde bulunan bu hassas bölgeye nihayet Lübnan askerlerinin yerleşmesi, merkezi hükümetin artık otoritesini kurmakta olduğu anlamına mı geliyor?
BM Güvenlik Konseyi'nin son aldığı 1701 sayılı kararının amacı Lübnan hükümetinin ve ordusunun Güney Lübnan'a hâkim olması ve Hizbullah'ın buradaki "askeri varlığı"na son vermesidir. Karar, bunun gerçekleşmesi için bölgedeki "cılız" BM barış gücü UNFIL'in çeşitli ülkelerin yeni askeri katkılarıyla daha "gürbüz" hale getirilmesini öngörüyor.
Ama gelin görün ki, bu yeni BM gücünün oluşması gecikiyor ve aksıyor. Bu "proje"nin öncülüğünü yapan Fransa dahi, söz verdiği 3500 yerine sadece 200 asker göndermek eğiliminde...

Silahlar depoya!
Esasen BM Barış Gücü'nün görev ve yetki sınırları hâlâ netleşmiş değil. Asker vermeye istekli ülkelerin çoğu, bölgeyi "askersizleştirmek" -yani Hizbullah'ın elindeki silahları almak- gibi "tehlikeli bir misyon"u yüklenmek istemiyor.
Peki bu işi kim yapacak? Görünüşe göre hiç kimse!
Lübnan ordusu dün Güney Kıbrıs'taki hassas bölgeye geldi; ama ordu komutanları Hizbullah'ı zorla "silahsızlandırmak" niyetinde olmadıklarını açıklıyorlar.
Bu durumda Hizbullah'ın yapacağı şey, herhalde silahları bir süre için "depoya kaldırmak" ve beklemek olacak!..
Hizbullah çatışmaların durmasından hemen sonra başka "daha yararlı işler" için kollarını sıvamış durumda. Askeri alanda olduğu gibi, siyasal ve sosyal alanda da iyi örgütlenen Hizbullah, yıkılan yerleri temizleme ve bombardımanlardan zarar görenlere yardım etmeye başladı bile. Nitekim örgüt yetkilileri, kapı kapı dolaşıp halkın ihtiyaçlarını tespit ediyorlar, hatta para yardımları sözünü de veriyorlar.
Hizbullah böylece "devlet içinde devlet" olduğunu, hatta merkezi hükümet daha buralara elini uzatamadan kendisinin hızla devreye girebildiğini gösteriyor.

Paralar İran'dan
Lübnan'ın yeniden inşası için çok büyük paralar lazım. Bu da bazı yabancı ülkelerin "sembolik" katkılarıyla olacak iş değil.
Oysa Hizbullah daha şimdiden evsiz kalanlara 10 bin dolara kadar varan para yardımları vaat ediyor. Bu paranın nereden geleceği ise sır değil. İran her türlü desteği vereceğini bizzat ilan etmiş bulunuyor.
Hizbullah kuruluşundan beri ideolojik olarak Tahran'daki rejime (ve dini liderlerine) bağlı olmuştur. Örgütün silahlanması dahil, çeşitli faaliyetlerinde İran'ın desteği de herkesçe biliniyor.
Son çatışmalardan sonra, yukarıda belirttiğimiz ortamda, Hizbullah'ın etkisini pekiştirmesi, artık "Güney Lübnan'da İran'la bağlantılı yeni bir Şii gücü"nün ortaya çıkışı olarak görülüyor.
Nitekim tanınmış Fransız yazar Olivier Roy, dünkü "Financial Times"taki makalesinde, Hizbullah'ın Ortadoğu haritasını yeniden şekillendirmekte olduğunu, yeni bir Şii ekseninin oluştuğunu ve Arap dünyasında İslami radikal akımların şimdi milliyetçilikle birlikte yaygınlaştığını belirtiyor. Olivier'e göre Lübnan anlaşmazlığından asıl kazançlı çıkan, İran'dır ve Hizbullah onun aktif desteğiyle kilit bir rol oynamaya adaydır... Bazı gözlemcilerin deyişiyle, artık Güney Lübnan'da bir "mini İran" yer almaktadır...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Amerika hakkında şüpheler
KÜRT meselesiyle ilgili olarak Bush yönetimin...
Çetin ALTAN
Doğum kontrol hapı ve Casanova
İstanbul'un kendince burjuvalaşmış kesimi, an...
Melih AŞIK
100 tane Felak...
Haberi Milliyet manşetten duyurmuştu... Diyan...
Fikret BİLA
Rahşan Ecevit: Bülent elimi tuttuğunda yaşama da tutunuyor
Or-An'daki kütüphane evin bahçesine çıkarken,...
Hasan CEMAL
Belayı etkisiz kılmak!
İran ve Suriye... Bu ülkelerin yıllardan beri...
Güneri CIVAOĞLU
Ben Oxford'dayken... (2)
Oxford izlenimlerine devam... Önce Harry Pott...
Can Dündar
Ali Kırca
Nikâh günümdü.
Abbas GÜÇLÜ
Yeni üniversiteler, YÖK ve hükümet
15 yeni üniversitenin rektör sorunu, tam anla...
Semih İDİZ
Kıbrıs için peşin hükümlü olmak zarar verir
AB'nin, KKTC limanları için BM denetimini öng...
Sami KOHEN
Hizbullah'ın yeni gücü
Lübnan ordusunun 40 küsur yıl sonra ilk kez L...
Metin MÜNİR
Hizbullah ile PKK'nın kesiştiği nokta
İsrail-Hizbullah savaşından Türkiye'nin çıkar...
Hasan PULUR
Çanakkale Anıtı için bir proje...
"ÇANAKKALE şehitleri" yalnız kalmadıklarını h...
Derya SAZAK
Ilısu tartışması
Hasankeyf'i sular altında bırakacak Ilısu Bar...
Tamer HEPER
Yine kooperatif ihtilafı!!!
Daha önce yazdığım konulardan biri okuyucular...
Yaman TÖRÜNER
Orada bir köy var uzakta
Dünyanın bir yerinde, bir tatil köyüne gittim...
Güngör URAS
Buğday (yakında ithal edeceğiz)
Dünyada buğdayın tonu ortalama 140-150 dolar....

© 2006 Milliyet