|
 |
|
|
"Evlilik yüzle 51 başarı üzerine kurulu bir oyundur..."
Satır Arası / Deniz Sipahi
Sevgili Ülgen Zeki Ok'un yazısını okuyunca geçen gün bir arkadaşımla aramızda geçen bir diyalog aklıma geldi.
Dostumun evliliğinde sıkıntılar var.
Bir süredir git geller yaşıyor.
Daha doğrusu boşanmayla devam etme konusunda kararsız.
Sohbetimizin bir anında ağzımdan şöyle bir cümle çıktı:
"Evlilik yüzle 51 başarı üzerine kurulu bir oyundur..."
İyi anlaştığına inanan aslında farklı çevreler ve kültürlerde yetişmiş iki insanın her konuda uyuşmasını beklemek zaten çok akılcı değil.
Ok'un da değindiği gibi işin içine bir de genetik miraslar devreye girdiğinde iş çok daha zorlaşıyor.
Ben hep evliliklerin "az beklenti" üzerine kurulmasından yanayım.
Ne bekliyorsanız, ne yapmasını arzu ediyorsanız yarısını istemelisiniz.
Hayatımızın son dönemi hep "daha fazla istemek" üzerine kurulu.
Reklamlarda kullanılan sloganlarda bile "Daha fazlasını iste" deniyor.
Güzel de...
İstedikçe insan strese giriyor, stres depresyona dönüşüyor.
Beklentilere karşılık bulamayan kadın ya da erkek; bu sefer de bir başka taktiği kullanmaya başlıyor.
Eşini değiştirme çabasına giriyor.
Gerçekle hayalindeki insanı yaratmak için olmadık olaylar deniyor, baskılar yaratıyor.
Cam çubuk işte o yere düşüyor.
Yere düşen cam çubuk da paramparça oluyor.
Bu sefer eleştiriler başlıyor, suçlamalar...
Suçlamalar...
Oysa çiftler yüzde yüzün peşinden koşmaktansa; yüzde elli birle yetinmeyi bilseler çok daha rahat edecekler.
Benim bu tavsiyem dostuma yardımcı oldu mu bilemiyorum.
Ama evlilikte bir dengeyi bulabilmiş birçok tanıdığım çifte adını koymadıkları bu formülün çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum.
Toplayıcı kadın, avcı erkek
Kadın ve erkek arasındaki sürtüşmelerin temel nedenlerinden biri, birbirlerinin içgüdüsel davranışlarının dışa vuruş biçimlerine anlam verememeleri; kendi duygu, düşünce ve davranış biçimlerini normal kabul ederken, karşı cinsinkini anormal olarak sınıflandırmaları.
Atalarımızdan bizlere kalan ve cinsiyetimize göre değişen avcılık veya toplayıcılık özelliğimiz, modern toplum yaşantımızda da sık sık karşımıza çıkar, bazen şekil değiştirmiş biçimde olsa da.
Kadınlar bir türlü anlayamaz erkeklerin neden her şeyi hızla (avlanır gibi) halletmeye çalıştıklarını; erkekler de bıkıp usanmıştır, kadınların sürekli bir şeyleri derleyip toplamalarından.
* * *
Avlanma ve toplama içgüdülerinden kaynaklanan davranış kalıpları çok farklı görüntülere de bürünebilir.
Türkiye'de erkeğin avlanma güdüsünün en sık dışa vuruş biçimi futbol tutkusudur.
Maça gitmek, tıpkı kabileyle birlikte ava gitmeye benzer.
Yüzler boyanır (kamuflaj), bayraklar (silahlar) donanır, cesaret verici marşlar eşliğinde uygun adım yürünür.
Bu av çeşitli riskler taşır; "Ölmeye, ölmeye" gelinmiştir, bıçaklanmak suretiyle bunu başaranlar da olur. Bilekler kesilse, kan farklı renklerde akacaktır; bunu başaranını henüz görmedim.
Daha modern avcılar veya ava gidemeyenler, av merasimini evlerinin salonuna veya kafeterya benzeri yerlere taşırlar.
Bunlar arasında da yaralanmalar olabilir.
Çok yakından tanıdığım biri birahanedeki heyecanlı bir av partisinin ardından menüsküs ameliyatı olmak zorunda kalmıştı; "Dizine ne oldu?" diye soranlara kasılarak "Önemli değil, Fenerbahçe-Galatasaray maçında oldu" diyordu.
* * *
Türkiye'deki kadınların toplama içgüdülerini tatmin etmelerini sağlayan araçların başında ise özellikle salon kanepelerinin üzerine serpiştirilmiş, ortak özellikleri rahatsızlık vermek olan ve bu yüzden erkekler tarafından sürekli oradan oraya atılan değişik boyutlardaki yastıklar gelir.
Bu yastıklara, çeşitli şekiller verilmiş (ki bozulunca düzeltilebilsin) masa ve sehpa örtüleri ile üzerlerindeki tablalar ve biblolar eşlik eder.
Hanımlar...
Bırakın kocalarınız maçlarını ve ardından sakız gibi uzayıp giden yorumları diledikleri gibi izlesinler.
Hem sizler de bu sırada alışverişe çıkarak, hangi mağazada ne zaman indirim olacağını öğrenip, hangi zamanda neler satın alabileceğinizi planlayabilirsiniz. (Meyveler olgunlaşmış mı? Ne zaman koparılmalılar?)
Beyler...
Siz de evdeki yastıkları ve sehpa örtülerini daha fazla dağıtın ki eşleriniz toplama duygularını daha çok tatmin edebilsinler...
(Kesinlikle şaka, aklınızdan bile geçirmeyin!)
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok'un kaleminden, okulgen@superonline.com)
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|