|
 |
|
|
Büyük takım!
Büyük takım derken, gerçekten büyük takım zannedersiniz. Halbuki Galatasaray futbol anlamında bana göre büyüklüğünü büyük bir süratle yitiriyor.
Bir büyük takım düşünün, baraj yapmasını bilmiyor.
Bir büyük takım düşünün, rakip kalelere attığı kornerlerden kendi kalesinde yüzde yüz gol pozisyonları yaşıyor ve yiyor.
Bir büyük takım düşünün, top kaybı Dünya standartlarının çok üzerinde.
Bir büyük takım düşünün, orta sahası kazandığı topların yüzde 60'ını, 70'ini yan ve geri pas olarak kullanıyor.
Bir büyük takım düşünün, elle kullandığı topları dahi rakibe atıyor.
Bir büyük takım düşünün, 2-0'dan beraberliği kurtarıyor.
Maçı izlemeyenler der ki, "Galatasaray hakikaten büyük takım, 2-0'dan geldi, müsabakayı çevirdi". Halbuki ortada böyle bir şey yok. Normal şartlarda Galatasaray'ın maçı çok açık farkla, hatta hezimet derecesinde kaybetmesi gerekirdi. Takım defansı yok denecek kadar az. Orta sahası yol geçen hanı gibi. Bunları yazarken üzülüyorum. Ama daha büyük üzüntü verici olanı, bu takım Türkiye Ligi'nin şampiyonu. O zaman Türkiye'deki futbolun kalitesi için buyrun siz karar verin.
Bir takım kötü oynayabilir. Bir takım maç kaybedebilir. Bunlar doğal. Bütün bunlardan sonra Galatasaray puan yitirmiyor. Bence büyüklüğünü yitiriyor. Üzerinde durulması gereken konu bu.
Takım kötü oynarken, büyük takımların yıldızları devreye girer. Öyle veya böyle maçın sonucunu değiştirir. Takımın olmadığı günler yıldızlar vardır. Ama Galatasaray'ın yıldızı da yok ki! Geçtiğimiz haftalarda güzel bir takım elektriği, hırsı vardı. Dün onlardan da eser yoktu.
Gerçekten Galatasaray maçı farklı kaybedebilirdi. Maçı kazanabilirdi de. Verilmeyen bir golü, penaltısı var. Ama Galatasaray, dün akşam sadece maçı kazanırdı, o kadar. İlerisi için hiç kimseye güven ve umut vermezdi. Böyle bir Galatasaray'ı hafta içinde oynayacağı Şampiyonlar Ligi ön elemesinde nasıl huzur içinde izleyebilirsiniz, merak ediyorum. Veya "Bu turu geçecektir düşüncesini" yüzde yüz yaşayabiliyor musunuz ?
Vestel'in hakkıydı
Manisa'yı tahminimden daha iyi buldum. Galibiyet haklarıydı. Ama futbol, pozisyonları değerlendirme oyunudur. Onlar bunu yapamadı. Bazen egoistlikten, bazen de yanlış tercihlerden. Dört golü, ondan kat be kat pozisyonu olan, verilmeyen penaltıları bulunan bir maçın hakikaten çok kaliteli olduğunu düşünebilirsiniz. Ama gerçek bu değil. Kalitesi yüksek olmayan bir oyunda bu kadar pozisyon ve gol üretildi.
Cem Papila'yı tedirgin gördüm. Yardımcı hakem Cem Satman, Ayhan'ın pozisyonunu oynatmakla ne kadar güzel iş yaptıysa, Iliç'e ofsayt kaldırarak o başarısını başarısızlığa çevirdi. Son sözüm de Meduna ile ilgili. Allah onu önce ailesine, sevenlerine, sonra Manisa ve futbola bağışlasın.
mdenizli@milliyet.com.tr
|
|
|

|