|
Siyasetçi sözüyle küheylana binilmez, ipiyle de kuyulara inilmez
İstanbul'un çeşitli semtlerinde elektrikler sıkça kesilmeye başladı. Gerçi vazgeçtik elektriği, suyu, yolu da bulunmadığı için henüz ne bir otomobil, ne de bir televizyon görebilmiş insanların da yaşadığı köylerle mezralara sahip bir ülkede, elektrik kesintilerinden yakınma; çölde susuzluktan ölenlerin bile bulunduğu bir ortamda, biranın yeterince soğuk olmadığına öfkelenmeye de benzetilebilir ama; sorun, "haline şükretme" avuntusuyla her mihnete katlanmaya çalışmak değil; neden bir Avusturyalının, bir Finlandiyalının eriştiği yaşam düzeyine, bizim bir türlü ulaşamadığımız.
Hem de şimdiye dek kim bilir kaç yüz bin kez, "Türk'e durmak yaraşmaz, Türk önde, Türk ileri" marşları söylendiği halde...
* * *
Sanki birileri bizi kazıklıyormuş gibi, bir kuşku düşse de insanın içine; yine de bir çözüm bulmak gerek İstanbul'da sıklaşan elektrik kesintilerine.
Çünkü bir de bakıyorsunuz, elektrik gitmiş; ne klima çalışıyor, ne buzdolabı, ne TV, ne asansör...
Sövüp saymak, henüz daha otomobil bile görmemiş köy çocuklarıyla, Sarıkamış'ta soğuktan donmuş neferleri ve Çanakkale'de kefensiz gömülmüşleri düşünmek hiçbir işe yaramıyor.
* * *
Acaba aile geçimsizliklerini ve bu arada kocalarından dayak yiyen kadınları huzura kavuşturmak için okunacak ve kocalara içirilmek üzere bir kâğıda yazılarak suya atılacak dualar; gerek elektrik kesintilerine, gerek trafik kazalarına, gerek henüz hiç otomobil görmemiş çocuklara, bir "çağdaşlık muskası" olur da çok gerilerde kalmış bir "yaşam kalitesi"ni, hiç değilse Malta düzeyine çıkarabilir mi?
* * *
Bir de ortaçağ büyüleri vardır; ola ki onlar da işe yarayabilir.
Örneğin 40 papazın okuduğu, kurutulmuş bakire kakası tozunu, İstanbul'da elektrik kesintisinden sorumlu -kendileri bulunabilirlerse tabii- kişilerin kahvelerine, yahut çorbalarına karıştırmak gibi...
Ne var ki, tozunu sorumlulara içirmek için kakası kurutulacak bakire bulmak da zor, 40 papazı bulmak da...
* * *
Papaz yerine acaba, aile geçimsizliklerine hangi duaların çare olacağını öneren ilahiyatçı uzmanlardan, sakalı ağarmış olanlar ikame edilse...
Ve bakire yerine de, cinsellik dışı bir canlının, örneğin yavru bir katırın kakası kurutulup toz haline getirilse...
İstanbul'daki elektrik kesintileri şıpınişi biter mi?
* * *
Denemekte yarar var. Nasıl ki Ortadoğu'daki kanlı cılbırın çeşitli liderleri de, başarılı olmak için ne bok yiyeceklerini bilemiyor; hoca, haham, papaz yardımıyla hepsini denemeye çalışıyorlar.
* * *
Başbakan Tayyip Bey'in alınganlığı bilindiği için, onun dışındaki bir politikacı, göz doktoruna gitmiş:
- Doktor, demiş; hiçbir şeyi doğru dürüst göremiyorum.
Doktor, göz muayenesi için, özel çift gözlüklü makinenin başına oturtmuş kendisini; çenesini de, numaralı camların değiştirile değiştirile çeşitli büyüklüklerde alfabe harflerinin gösterileceği özel gözlüklerin altına koydurmuş.
Ve sormaya başlamış:
- Sırasıyla harfleri okuyun...
Politikacı:
- Göremiyorum doktor, demiş.
Doktor camları değiştirip biraz daha büyütmüş harfleri:
- Şimdi okuyun...
- Doktor göremiyorum yine...
- Bunları okuyabiliyor musunuz?
- Hayır göremiyorum...
Nihayet koskocaman bir A harfine gelmiş sıra. Doktor:
- Ya peki bunu, demiş.
Politikacı tekrarlamış:
- Hiçbir şey göremiyorum.
Göz doktoru:
- Anladım, demiş; size artık gözlük değil, beyaz bir baston gerek. Nasıl olsa engel olmaz, vatanı, milleti, ülkeyi, devleti kurtarmak için çalışmalarınıza...
* * *
Nedense Katolikler çok rahat dalga geçebiliyorlar kendileriyle.
İşte bir kilise fıkrası:
Hıristiyanın biri, mahalle papazına gitmiş:
- Ölmüş karım için, demiş; kilisede bir ayin düzenlenmesini rica ediyorum. Ama karşılığında kiliseye bağış olarak ödeyecek hiçbir olanağım yok.
Papaz:
- Mümkün değil evladım, demiş; ayin saatleri hep dolu. Şayet bir fırsat çıkarsa, bağış için belki ailenizden biri yardımcı olur size...
- Kız kardeşim yardımcı olabilirdi ama, büyük bir saçmalık yaptı.
- Nasıl büyük bir saçmalık?
- Gitti rahibe oldu.
- Evladım, rahibe olmasına, nasıl "büyük bir saçmalık" diyebiliyorsunuz? Rahibelik bir Tanrı armağanı. Kız kardeşiniz rahibe olarak Hz. İsa'nın zevcesi olmuş durumda...
Karısı için bir kilise ayini rica eden kişi:
- A tamam, demiş; o zaman siz düzenleyin ayini, gerekli bağışı da, eniştemden alırsınız...
* * *
Bektaşi babasına sormuşlar:
- Neden, plajlarda bikinili kızlara saldıracak kadar aşırı bağnazlığa gömülmüş olanlar, en hafif bir şakayı bile kaldıramıyorlar?
Baba erenler:
- Yükleri çok ağır olduğundan, güçleri yetişmiyor, demiş.
- Neymiş ki yükleri?
- Günahları canım, çok ağır günahları var sırtlarında...
- Hangi günahları?
- Çoğu "istibra"cı olduğundan, hiç halleri kalmıyor. O yüzden kaldıramıyorlar en hafif şakayı bile...
* * *
Hoşgörünüze sığınarak, 16 yaşındayken aruz vezniyle yazmaya çalıştığım bir şiir denemesiyle bitirelim yazıyı:
Viran Köşk'e
Büyük ceviz kurumuş, çöplük olmuş eski
havuz,
Evin önündeki çardakta bir melâl sonsuz.
Yeşil demir kapının içli, bezgin inleyişi,
Diyor gibiydi açarken, "üzülme dertli kişi;
Hüzünle seyre koyulmakla doğduğun
odayı,
Dirilmiyor ki o mesut zamanların sarayı.
Çabuk unutmalı geçmişte saklı günlerini;
Onunla nerde oturdun düşünme hiç yerini.
Ve bahtiyarlığı dersen ki tatmadım şayet,
Çocukluğun uyuyan köhne köşkü var
söylet."
c.altan@prizma.net.tr
|
|