Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Ağustos 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
K. Irak olmadı, Lübnan'a...


Türk askeri Lübnan'da BM Barış Gücü içinde yer almalı mı?
Bu sorunun cevabını Başbakan Erdoğan şöyle veriyor:
"Türkiye bölgede aktif olmalıdır..."
Ve gözlerimize, kulaklarımıza inanmakta çok zorlandığımız bir "alternatif tarih" izahında bulunuyor: "Irak'ta görev alsaydık, söz sahibi olurduk. Kontrolü elde tutardık. Tezkere geçseydi, PKK Kuzey Irak'ta bu kadar olamazdı. Irak'ta bu kadar kan dökülmezdi."
.......................
Oysa... Başbakan Erdoğan ve AKP kurmayları, tezkerenin reddedilme sürecinden sonra "bunun ne kadar doğru ve onurlu bir dış politika tavrı olduğunu, Türkiye'nin saygınlığını ve bölgede etkinliğini artırdığını" her vesileyle söylemişlerdi/vurgulamışlardı.
Peki hangisi gerçek düşünceleri?
.......................
Tezkere olayının arkasındaki bazı gerçekler henüz yeterince açıklanmadı.
Şöyle ki:
1) 1 Mart tezkeresinin Meclis'ten geçmesi, AKP'nin politikasıydı.
ABD'ye güvenceler verilmiş olmalıydı ki, adamlar, Irak'a karşı savaşın Türkiye'den girerek başlatılması için Mersin Limanı'nı askeri lojistik indirimi amacıyla genişlettiler, onardılar, gemilerini getirdiler, bir kısım malzemeyi karaya çıkardılar. Aylarca yığınak yaptılar.
Güneydoğu'da üsler kurmak için çok sayıda taşınmaz kiraladılar, "arazi ve bina sahiplerinin fiyatları üçe dörde katladığı" yolunda medyaya yansıyan haberleri anımsayınız.
Bütün bunlar Türkiye'yi yöneten hükümetten yeşil ışık yakılmasaydı ve "tezkere geçer, merak etmeyin" mesajları alınmamış olsaydı, bir yabancı devlet tarafından topraklarımızda -serbestçe- yapılabilir miydi?
2) Nitekim oylamada tezkere AKP oylarıyla kabul edildi.
Ancak... TBMM Başkanı Bülent Arınç, bir süre tartışılan ama sonunda kabul edilmesi zorunluluk haline gelen "Kararda vasıflı çoğunluk sağlanmış değil" iddiasında bulundu. Tezkere reddedilmiş sayıldı.
3) Bu yorum, Ankara'da olduğu kadar Washington'da da "şok" etkisi yaptı.
ABD, "Neredeyse Anayasa'yı değiştirecek kadar çoğunluk olmasına rağmen nasıl olur da tezkere için gerekli 'vasıflı çoğunluğu' sağlayamazsınız... Bize neden bu kadar zaman kaybettirdiniz?" diye ciddi tepki koydu.
Ankara ise "bir yanlışlık olduğu, tezkerenin yeniden Meclis'e gönderileceği ve bu kez kesinlikle vasıflı çoğunluğun sağlanacağı" yolunda yeni güvence verdi.
Bu arada CHP Genel Başkanı Deniz Baykal Londra'daydı. Onun da onayını almak üzere çaba gösterildi.
Gerçekten tezkere Meclis'te yeniden oylandı. Yeterli oy sayısıyla kabul edildi.
4) Ancak... Bu kısacık süreçte ABD "Irak'a Kuzey'den girmek" kararını artık değiştirmişti.
Bu da Ankara'ya söylenmişti.
Türkiye'ye 2 milyar dolarlık hibe de "Kuzey Irak'a silahlı kuvvet sokmamak" koşuluna bağlanmıştı.
Bu nedenle Türkiye, o parayı hiçbir zaman almadı.
"Kuzey Irak'a girmek" konusunda elini -teoride- serbest tuttu.
5) İkinci tezkerenin bir pratiği olmadı.
Fakat... Washington'da, Ankara'ya karşı aldatılmış olmak psikolojisinden kaynaklanan tepkileri biraz olsun törpüledi denebilir.
........................
"Alternatif tarih"e devam...
1 Mart tezkeresi geçseydi, savaş halindeki Türkiye'de başbakan değiştirmek sakıncalı görülebilirdi. Abdullah Gül, başbakanlığı sürdürür, Erdoğan da milletvekili sıralarında oturmak zorunda kalabilirdi.
Oysa... Tezkere geçmeyince Erdoğan'ın başbakanlık yolu açıldı. Yoksa 1 Mart tezkeresine taş koyan "vasıflı çoğunluk" formülü müydü Erdoğan'a başbakanlık yolunu açan?
Yani 1 Mart tezkeresinin yazgısını, dış politika kaygıları değil, bu iç politika olayı mı belirlemişti? Gerekli güvencelerin oluşması koşuluyla TSK, Lübnan'daki barış gücüne katılmalıdır. Alternatif tarihin deneyimi de bunu düşündürüyor.
Kuzey Irak olmadı, Lübnan'ı deneyelim...
.......................
Not: Yıllık iznimin bir bölümü için tatile çıkıyorum. Esenlik dilerim.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Siyasetçi sözüyle küheylana binilmez, ipiyle de kuyulara inilmez
İstanbul'un çeşitli semtlerinde elektrikler s...
Melih AŞIK
Rixos'a devam...
Rixos Otelleri Yönetim Kurulu Başkanı Fettah ...
Fikret BİLA
'İstihkâm, sağlık ve sosyal yardım birliği hazırlanıyor'
Lübnan'a asker göndermeyle ilgili temaslar sü...
Hasan CEMAL
İtiraf!
İnsanoğlu kendi kendini ele vermekten hoşlanm...
Güneri CIVAOĞLU
K. Irak olmadı, Lübnan'a...
Türk askeri Lübnan'da BM Barış Gücü içinde ye...
Can Dündar
Halife tatilde
Başbakan Erdoğan ailesiyle tatilde... Öncele...
Abbas GÜÇLÜ
Gençler, Türkiye'nin sorunlarına ne kadar vâkıf?
Milletvekili yaşının 25'e indirilmesi konusun...
Metin MÜNİR
Eve teslim Ilısu pizzası
Geçenlerde Başbakan'ın temelini attığı Ilısu ...
Hasan PULUR
Söylemesi niye ayıp olsun?..
FIKRA anlatmak da zordur, fıkra dinletmek de,...
Derya SAZAK
Fırtına vadisi
Mostar'ı andıran tarihi köprülerle geçilen Fı...
Tamer HEPER
Trafik kazası taksirli suçtur
Gazete haberi benim büroya bomba gibi düştü,...
Güngör URAS
Buğdayı üreten ağlıyor (Alan pahalı alıyor)
Buğdayın tonu dışarıda 140-150 dolar. Bizde 2...
Serpil YILMAZ
Doğalgaz fiyatları maliyetinin altında
Petrol fiyatlarındaki artışı akaryakıta yansı...

© 2006 Milliyet