|
Söylemesi niye ayıp olsun?..
FIKRA anlatmak da zordur, fıkra dinletmek de, fıkra hatırlamak da ya da fıkraları yazıp toplamak da... Eyüp Karadayı sonunculardan...
Duyduğu, işittiği, dinlediği, okuduğu fıkraları "Ayıptır Söylemesi" adı altında toplamış...
Niye ayıp oluyor, onu anlamadık.
Fıkralar bir toplumun, hatta bütün insanların ortak malıdır, bunları yazıp söylemek de hiç ayıp filan değildir.
* * *
BİR turist gemisi fırtınaya yakalanmış, koca gemi sandal gibi batıp çıkıyor. Kaptan son çare yolcuların gemiyi terk etmelerini istemiş, belki öyle kurtulurlar diye...
Hiç kimse yerinden kıpırdamamış...
* * *
KAPTAN ne demişse faydasız, aklına bir tayfa gelmiş. O kadar hoşsohbet ve tatlı dilliymiş ki, yılanı deliğinden çıkaran cinsten...
Çağırmış tayfayı, "Bir de sen konuş!" demiş.
* * *
BİRAZ sonra yolcular birer ikişer denize atlamaya başlamışlar. Gemi boşalmış, kaptan tayfaya hayretle sormuş:
"Ne yaptın, ne söyledin?"
"İngilizlere, sizin gibi asil, soylu insanlara batmak üzere olan bir gemide olmak yakışmaz dedim, anladılar. Sıra Amerikalılara geldi, onlara da deniz suyunun insan sağlığına faydalarını ve içindeki vitaminleri anlattım, hemen denize atladılar."
"Ya Türkler? Onlara ne dedin?"
"Çok kolay. Denize girmek yasaktır dedim, yasağı duyan denize atladı!"
* * *
BİR turistik fıkra daha...
İtalya'ya giden iki arkadaş aradıklarını bulamamışlar. Kasabanın parkına otururlarken birinin aklına gelmiş, fırlamış doğru kiliseye, papaza çıkmış:
"Muhterem peder, ben bir günah işledim!"
"Kiminle oğlum?"
"Utancımdan hafızamı kaybettim, kiminle olduğunu unuttum..."
Papaz saymaya başlamış:
"Sakın fırıncı Alberto'nun karısı olmasın?
Yoksa eczacı Donaldi'nin kızı mıydı?
Şen dul Eliza'dır herhalde?"
Papaz kimi saymışsa, hayır, hiçbiri değil cevabını veren turist, kiliseden fırlayıp arkadaşına koşmuş:
"Hadi gel, papazdan bir sürü adres aldım!"
* * *
BU da bizim hemşerilerden...
Erzurumlu İstanbul'a gelir, berbere gider sakal tıraşı olacak. Berber fırçayı sabunlayıp köpürtürken müdahale eder:
"Ben Erzurumluyum; sabuna, köpüğe gerek yok!"
Kuru kuruya tıraş olur, kalkar...
Sıradaki de Erzurumluymuş, koltuğa oturunca o da fiyakasını bozmaz:
"Ben de Erzurumluyum; sabun, köpük istemez!"
Berber tıraşa başlar. Bizimkinin canı yanar ama serde erkeklik var, sesini çıkarmaz...
Ama tıraşın yarısına gelince dayanamaz:
"Berber efendi, sen bu tarafı köpükle yine... Ben zaten Erzurum'un içinden değilim!"
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|