Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 22 Ağustos 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dünyayı dolaşıp bu garip enstrümanı çalıyor

Arjantinli genç müzisyen Gustavo Sambuccetti ile Kuledibi'nde karşılaşabilirsiniz. Birkaç yıl önce İsviçre'de üretilen hang adlı enstrümanı çalıyor. Gustavo aslında gayriresmi bir dünya turnesinde. Daha önce Almanya, Fransa, İspanya ve Afrika'da hang çalmış

CANSU ALPA

Röportaja başlamak için Gustavo Sambuccetti'nin Kuledibi'ndeki mini konserinin bitmesini bekliyorum. Çevresinde toplanan insanların ona ilgisi oldukça büyük. Bu yoğun ilginin aslında tek bir sebebi var. O da çaldığı tuhaf enstrüman. Etraftaki insanlara biraz kulak kabartıyorum. "Oğlum Ahmet kap götür bunu eve, annen evde kavurma yapar" diyen mi istersiniz yoksa "Bu alet Cengiz Han'ın kalkanından esinlenilmiş" diye fikir yürüten mi...
"Hang" adındaki bu müzik aletinin sadece görüntüsü değil, sesi de çok ilginç. Size biraz rüzgarda şıkırdayan deniz kabuklarını biraz da geleneksel vurmalı Uzakdoğu çalgılarını hatırlatıyor. Yavaş ritmi ve dinlendirici sesi sayesinde bulunduğunuz kalabalıktan kopup bambaşka yerlere dalıp gidiyorsunuz. Biz röportaja başlarken teyzelerden ikisi bana dönüp istekte bulunuyor: "Söylesene biraz daha çalsın dinleyelim, bu aletin ne güzel sesi varmış öyle..."

Hang birçoğumuzun pek tanıdığı bir enstrüman değil. Biraz onun hikayesini anlatabilir misiniz?
İsveçli Sabrina ve Felix isminde bir karı-koca tarafından beş yıl önce icat edildi. Şu an Panart firmasınca İsviçre'de, Bern'de üretiliyor. Hang ortaya çıkarken davul, çıngırak, gamelan (Endonezya'ya özgü vurmalı bir çalgı) ve gongdan (tokmakla çalınan Uzakdoğu kökenli bir enstrüman) esinlenildi. Çapı 53 cm., boyu 24 cm., ağırlığı ise 3,7 kg. Elle çalınıyor, tepesinde bulunan çıkıntıda bas notalar bulunuyor. Eğer tepesinden kenarlara doğru vuruşlarınızı azaltırsanız ses perdesindeki değişim farklı tınılar çıkarmanızı sağlıyor. Sesi deniz kabuklarından yapılan bir çıngırağın sesini andırıyor. Metal bir yüzeye vurduğunuzda kimse bu sesin çıkabileceğine ihtimal vermediği için insanların çok dikkatini çekiyor.

Hang ile bir şarkı çalınabilinir mi mesela?
Şarkı çalmanız pek mümkün değil. Perküsyon aleti olduğu için sadece ritmik müzik çalabilirsiniz.

Sizde gördükten sonra hang almak isteyenler oluyor mu? İlgi nasıl?
Bugüne kadar pek çok kişi yanıma gelip çaldığım aletin adını ve bu aletin nereden alınabileceğini sordu. Ama genelde çoğu meraktan soruyor. Örneğin geçenlerde bir adam yanıma geldi. Hang ona çok ilginç gelmiş ve belgeselinde kullanmak istiyormuş. Benden bir CD aldı. Sonra telif hakkının problem olup olmayacağını sordu. Ben de "Benim için problem yok, kullanabilirsin" dedim.

Bu aleti internetten veya müzik aletleri satan bir dükkandan alabilir miyiz?
Eğer hang almak istiyorsanız İsviçre'ye, Bern'e gitmek zorundasınız. Belki internetten sipariş edebilirsiniz ama gelmesi için aylar boyu beklemeniz gerekebilir.

"Fatih Akın'ın filminden etkilendim"


Siz hang ve müzikle nasıl tanıştınız?
Müzikle uzun yıllar önce tanıştım. Sadece hang değil gitar, davul, bas ve trampet çalıyorum. Birkaç yıl önce fotoğraflarımdan oluşan bir kitap hazırlamaya karar verdim. Bu yüzden dünyayı dolaşıp fotoğraf çekiyorum.
2005'te İspanya'ya gittiğimde hang ile tanıştım. Daha sonra hang almayı kafama koyup İsviçre'ye gittim. Bir süre hang fabrikasında çalışıp kazandığım parayla iki hang aldım. Oradan da hang albümümü yapmak için Almanya'ya geçtim. Albüm bitince fotoğraf çekmek için Avrupa'yı dolaşmaya başladım. Bir süre Fransa'da kalıp kitabım için fotoğraflar çektim. Daha sonra Güney İspanya'ya, Granada'ya gittim. Orada bir kahvede üç ay boyunca hang çaldım.
Artık fotoğraf alanında profesyonelleşmeye başladığımı düşünüyordum. Bu yüzden fotoğrafçılar için cennet olarak kabul edilen Afrika'ya geçmeye karar verdim. Afrika'da Chevy adında İspanyol bir fotoğrafçıyla tanıştım. Beraber Sahra Çölü'nden Senegal'e geçip fotoğraflar çektik. Ben ilk kez Türkiye'yi Chevy'den duydum. Bir süre sonra zihnimde İstanbul'u görme isteği büyümeye başladı. Belki de İstanbul'a karşı bu hayranlığımın altında Fatih Akın'ın "Köprüyü Geçmek: İstanbul Hatırası" filminin payı olabilir.

Çalmayı nasıl öğrendiniz?
Kendi kendime çalışarak. Müziğe yeteneğiniz varsa biraz çalışarak kendiniz çalmayı öğrenebilirsiniz.


Türkiye Arjantin'e benziyor


Biraz kendinizi anlatır mısınız?
25 yaşındayım. Ailem Arjantin'in başkenti Buenos Aires'te yaşıyor. Babam profesyonel bir futbolcuydu. Annem ise öğretmenlik yapıyor. İki kız kardeşim var. Büyük olan gazeteci, küçük olan ise okuyor. Ben de ülkemde fotoğrafçılık yapıyordum.

Türkiye'ye ilk geldiğinizde dikkatinizi çeken, sizi şaşırtan ilginç olaylar oldu mu?
Hayır, pek olduğunu söyleyemem çünkü Arjantin'le Türkiye bence birbirine çok fazla benziyor, özellikle kadınları. Türk kadınları Arjantinli kadınlar gibi çok güzel. Türkler çok sıcakkanlı ve anlayışlı. Bu yüzden Türkleri çok seviyorum ve onlarla iyi anlaşıyorum. Mesela şu anda otel yerine Çengelköy'de bir Türk arkadaşımın evinde kalıyorum.

Burada geçiminizi sağlamak için ne iş yapıyorsunuz?
Birkaç öğrencim var, onlara özel İspanyolca dersi veriyorum. Bunun dışında zaman zaman Kuledibi'nde hang çalıyorum ve kendi doldurduğum hang CD'lerini satıyorum. www.gustavosambuccetti@hotmail.com



PAZAR
İhaneti öğreneli bir yıldan fazla zaman geçtiyse... Geçmiş olsun!
"Zaten bikinili pozlarım var. Niye yakalanmış gibi yapayım ki?"
Dünyayı dolaşıp bu garip enstrümanı çalıyor
Hayatımızı değiştiren internet siteleri
Beş günlük spor zirvesi
Şangur şungur şangırila
Halife tatilde
Kapitalizmin açmazları
Lagos buğulama bir başyapıt
Bir Barenboim konseri
Tatiliniz tuvalette geçmesin!
Kadının adı iffet
Beldibi'nde bir hafta
Okurlara cevaplar...





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet