Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Ağustos 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Etikette dördüncü boyut...

Benim Gözlüğümden / Nihat Demirkol

Bu yaşıma geldim, belki onlarca mobilya ve ev aksesuvarları mağazası gezdim, beyinsel çabanın, el ve göz nurunun bu kadar güzel onurlandırıldığı başka bir esintiye şahit olamadım.
Ayıp değil ya, dünya telâşının çokluğundan, IKEA Bornova'yı, geride bıraktığımız hafta sonu ancak gezme fırsatı bulabildik. Söylendiği gibi, ince ince dolaşılsa birkaç günde ancak tadına varılacak. Hepsi bir yana, biraz da "meslek hastalığı gözlüğü"mden bakınca, "ortalık buram buram organizasyon kokuyor" demek abartılı olmaz sanırım. Bir kurgu ki, saatlerce gezdiğiniz halde, kimseye bir şey sormak gereksinimi duymuyorsunuz. Bu, birileri taşlarla bilerek oynamış demektir. Mekâna, soluduğunuz havaya nitelikli emek akıtılmış demektir. Gerilmeden, sinirlenmeden bir pazar gezintisi yapmayı başardık anlayacağınız... Düzene, ayrıntıya, ergonomi ve estetik düşünceye, alışveriş yaparken işte bu kadar hasret kalmışız. Ürünleri beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, hoşunuza gider ya da gitmez, ihtiyacınızı karşılar veya karşılamaz, bütçenize uygundur ya da değildir. Bunlar madalyonun öbür tarafı. Sonuçta, işine gelen alır, gelmeyen almaz.
* * *
Ben başkalarının bakmadığı yerlere bakarım. Tuhaflık olsun diye değil, merak işte; huy, alışkanlık... Ürünlerin tanıtımında kullanılan etiketlerde bir sürü bilgi var: "Adı, boyutları, hangi rafta, hangi kısımda olduğu, fiyatı vs..." Ne ararsan, bu "self servis alışveriş düzeni"nde neye ihtiyaç duyacaksan yazılmış üzerine. Ve asıl güzel tarafı, aramadığın, arayıp sormayı aklına bile getirmediğin, esasen böyle bir kurcalamayı geleneksel olarak hiç önemsemediğin bir renk daha eklenmiş etikete. Hatta eklenmemiş, esası, ürünün kimliğini oluşturan bir unsur olarak, başköşede yerini almış: "Bu ürünün tasarımı" diyor, "falanca filanca"ya aittir. Özgün tasarımla biçimlenmiş olan parçaların üzerine, o sandalyeye, masaya, koltuğa, kanepeye, "Can veren bir ayrıntı gizleyen kültür"ü ayakta alkışlıyorum.
* * *
Bu iki satırlık ilâve, İsveç düşüncesi için yasal bir zorunluluğa, bir fikri ve sınai mülkiyet ayrıntısına ya da patent ve marka hakkına karşılık gelse bile, "Bir insan kaynakları enstrümanı" olarak bedenlenmiş olması gerçeğini değiştirmez. Sanata, sanatçıya, ustaya, tasarımcıya, meslek erbabına saygı adına icat edilmiş olması benim için yeterlidir. İşte bir tüketici olarak bu özene teşekkür ediyorum. Evimde, bana sıcak gelen bir eşyanın, "Kimin ilham ve fikrinden üç, hattâ dört boyuta sıçradığı"nı bilmek beni mutlu ediyor.
Tasarıma saygı duymak, aslında şu demektir: "Bu isim olmasaydı, sen o beğendiğin koltuğa oturamazdın... O şarkıyı dinleyemez, o ceketi giyemezdin. O arabayı kullanamazdın, o yemeği yiyemez, o şiiri okuyamazdın..." Filmlerin sonunda, daha yazılar akarken ayaklanan bir milletiz biz. "Seyirciyi koltuğa çivileyen o iki saatin perde arkasında kimler var?" diye merak etmez, umursamaz, önemsemez benim insanım. Ben demiyorum ki, her etiketin ucuna, vukuatlı nüfus kayıt örneği iliştirilsin. Ama imkân bulundukça, emeğin, tasarımın, yaratıcılığın, özgün düşüncenin, heyecanın ve farklı olanın, yorumun ve sentezin önünde şapka çıkartmak, sahibini onurlandırmak hoş ve hakkaniyet daha uygun olmaz mı?

ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Etikette dördüncü boyut...
Asansör'ün çevresi çöplükten farksız
Geçmişe sahip çıkmak...
Hüzünlü bir hafta





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Nihat Demirkol
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Fatih Tanfer

© 2006 Milliyet