Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Ağustos 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yandım yandık, yandın yandınız, yandı yandılar...


Dünyada çeşit çeşit canlı yaşarken, insanoğlunun da belirginleşmeye ve mevcut canlılara yeni tür bir canlının daha eklenmeye başladığı dönemlerde; "insan"ın, odunu oduna sürte sürte, iradesine bağlı olarak "ateş" yakabileceğini keşfetmesi üzerine; "ateş"in olumlu artı yönleriyle, olumsuz eksi yönleri de, gitgide keskinleşerek gücünün oranını kanıtlamaya başladı.
* * *
Ateş, karanlığa karşı aydınlatıcı; soğuğa karşı ısıtıcı oluyordu. Ama aynı zamanda yakıcı ve yok edici de oluyordu.
Çünkü ateş, bir anlamda değişik görünümlerdeki cisimlerin; örneğin odunun, kömürün, petrolün enerjiye dönüşüm süreciydi ve bu süreç, insanın gücüne güç kattığı ölçüde, korkutucu ve öldürücüydü de...
* * *
Ortaçağlarda dinsel ölüm cezaları, mahkumların odun yığınları üstünde yakılmasıyla infaz ediliyordu.
Dinselliğin, günahkârlara öldükten sonra öngördüğü ceza da, cehennemde ateşler içinde yanmaktı.
* * *
İnsanoğlunun belleğinde "olumsuz"un, örneğin "korku"nun bıraktığı iz; "olumlu"nun, örneğin "ılıman havalarla kesilmeyen suların" bıraktığı izden çok daha derindir.
Derindir çünkü insanın belleği, daha önceki kötü deneyimleri canlı tutarak, yeni belalara karşı kendini savunma refleksini de harekete geçirir.
* * *
Çeşitli dillerde "yanmak ve yakmak" fiillerinin; "ateş"in, aynı zamanda eksi ve olumsuz niteliğinden uzantılı olması; insanoğlunun ortak belleğinde "korku"nun çok daha derin izler bırakmış olmasından ötürü...
* * *
Vaktiyle Suadiye'de bir lokantada, 4 yaşlarında bir oğlan çocuğunun, tepine sallana annesine:
- Yandık yandık, dediğine tanık olmuştuk.
Oğlan çocuğunun çişi gelmişti ve ne yapacağını bilemiyordu. Besbelli annesinin de, ne yapacağını bilemediği, sıkışık zamanlarda söylediği sözleri tekrarlıyordu:
- Yandık yandık...
* * *
Son 20 yılın en sıcak ağustosunu yaşıyormuşuz; İstanbul'da sıcaklık 35-36, nem oranı 90; Antalya'da sıcaklık 50 dereceye kadar çıkmış...
Ölenler, bayılanlar, hastanelerin acil servislerini dolduranlar...
* * *
Güneş'in yaşadığımız ağustosta üstümüze çakılan yakıcı gücü, ormanlarda yok edici yangınlar olarak arz-ı endam etmede...
Son 3 günde 90 orman yangınında, 1000 futbol sahası büyüklüğünde 500 hektar orman kül olmuş.
* * *
Siyasetçilerin, insan yığınlarını hipnotize ederek yönetme becerisi, kendilerine saltanatlı bir hayat sürme olanağı tanısa da; ağustosun azgınlaşan sıcaklarına bir çare bulamıyor.
Değişik ülke yöneticileriyle resmi binaların kapıları önünde, el sıkışırken verilen görüntüler; ne ölümleri engelleyebiliyor, ne sürünmeleri, ne de yangınlarla, su baskınlarını ve göçleri...
* * *
Bu tür felaketler karşısında yaptıkları açıklamalar, komikleşmeye başlayan 3 cümleyi geçmiyor:
- Gereken önlemler alınmada ve gereken her şey yapılmada...
- ...
- Yaralar en kısa sürede sarılacaktır...
- ...
- Milletimizin gücü, her türlü sorunun üstesinden gelmeye kadirdir.
* * *
Yapılan istatistiklere göre yığınlar da çoktan hazır, kendi gücüyle övünüp gurur duymaya...
Yönetenler gururlu, yönetilenler gururlu; özgürce "yazarları asma" yürüyüşleri de düzenlenip, töre cinayetlerinin nerelerde yoğunlaştığı da rahatça saptanabiliyorsa...
Kim daha ne istiyor yani?..
* * *
Onca gürültü patırtı arasında, "yer" küresine şöyle azıcık tepeden bakıldığında görünen manzara o ki, en çok çocuklarla yaşlılar ve yoksullar okkanın altına gitmekte...
Değişik bir değerlendirmeyle, ne "üretim"de, ne "tüketim"de fazla bir rolü olmayanlar...
Çocuklarla yaşlılar ve yoksullar, okkanın altına gittikçe; ola ki, birileri de, daha çok kazançlı çıkıyor.
Örneğin onların öcünü alma nutukları söyleyen siyasal liderler; örneğin, onların göçlerinden yarar sağlayan çevreler; örneğin onların başında patlayan kabakların, bombalarıyla silahlarını yapanlar; örneğin mezbeleye dönmüş yerlere, yenilerini yapacak girişimciler, vs...
* * *
Eski bir deyim vardır "ölü evinde yaş, imam evinde aş" diye...
Doğumların kimlere ne kazançlar sağladığıyla, ölümlerin kimlere ne kazançlar sağladığının da bir dökümü yapılsa...
Kadın-doğum uzmanları, ebeler, emzik, beşik, biberon, bebek arabası satıcıları vs. bir yanda; kefenciler, tabutçular, mezarcılar, mezar taşı yapıcıları, mirasçılar, miras hukukuyla ilgilenen uzmanlar vs. bir yanda...
* * *
Özel bir akademi kurulsa ve alışılmışların dışında, dünya TV'leriyle dayanışmalı çarpıcı araştırmalar yapsa...
Aşırı sıcak ve soğuklarla büyük depremler sonucunda; kimlerin zarara uğradığının, kimlerin kazançlı çıktığının somut dökümleri gerçekleştirilse...
* * *
NASA'nın son bir kararla, özel sektörün de yapmasına olanak tanıdığı uzay mekikleriyle; uzaya gidecek ilk ressamın yapacağı bir tablonun, kaça satılacağını hesaplasa o özel akademi...
* * *
Son yüz yılda hangi siyasetçilerin kârlı, hangi siyasetçilerin hapı yutmuş ve ayrıca kârlı çıkanların kimlere yararı, kimlere zararı; hapı yutmuş olanların da kimlere zararı, kimlere yararı dokunmuş olduğu "vatan millet" edebiyatının dışında somutlaştırılsa...
Böyle özel bir akademi sayesinde, tüm dünya insanlığının bilinç ufukları kim bilir ne kadar genişler...
* * *
Ateşi keşfeden insan, onun eksi ve artı yönlerini de gördü zamanla...
Çocuklarla yaşlıların ve yoksulların, okkanın altına gitmesiyle sağlanan kazançlar yanında; ne tür kazançların kaybedildiği de, zamanla çıkacaktır ortaya...
Ne yapmalı ki, -özellikle Ortadoğu'da- 2050'den sonra ancak...

c.altan@prizma.net.tr








Çetin ALTAN
Yandım yandık, yandın yandınız, yandı yandılar...
Dünyada çeşit çeşit canlı yaşarken, insanoğlu...
Melih AŞIK
İşsizler kaç kişi?
Kısa adı TÜİK olan Türkiye İstatistik Kurumu'...
Fikret BİLA
Gül'den Esad'a: Fırsatı değerlendirin
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, bölge başkentl...
Hasan CEMAL
Lübnan'a asker...
Bir ülkenin kendi askerini yabancı diyarlara ...
Abbas GÜÇLÜ
Başbakan ona abi dermiş
İstanbul'un çiçeği burnunda yeni Milli Eğitim...
Hurşit GÜNEŞ
Sürdürülemez olan sadece cari açık değil
Büyüme hızı yükseldiğinde ciddi boyutta bir i...
Nail GÜRELİ
İşgalci işgalciye baka baka
Fenerbahçe Koyu ile Caddebostan arasında iki ...
Sami KOHEN
İran'dan hem "evet" hem "hayır"
ORTADOĞU'da İsrail-Hizbullah savaşının etkile...
Metin MÜNİR
Ilısu'da finansman var mı, yok mu?
Ilısu Barajı inşaatına finansman bulunmadan b...
Hasan PULUR
Alışveriş merkezlerinde arama...
MEĞER ne kadar alışveriş merkezlerindeki güve...
Güngör URAS
15 yaş üstündekilerin 22.8 milyonu çalışıyor 2.2 milyonu işsiz 26.4 milyonu çalışmıyor
15 yaş ve üstündeki nüfusun "çalışabileceği" ...
Serpil YILMAZ
Koç'un eski tepe yöneticisi Ülker'de
Ülker Gıda "kurumsallaşma" çalışmalarının bir...

© 2006 Milliyet