|
 |
|
|
Heykelleri çizen kahramanlar!
Yaşam Güzeldir / Banu Şen
Neler oluyor? Yakılıyor, yıkılıyor, karalanıyor... Fotoğrafları görünce inanamıyor insan. Hıncımızı, nefretimizi çıkartacak yer arıyoruz. Artık şaşkınlığını gizleyemiyor insan. "Neler oluyor?" diye sormadan edemiyor insan.
* * *
Önceki gün gazetelerde yayımlanan haberde İzmir'in o güzel meydanlarını süsleyen heykellerin, anıtların içler acısı hallerini gördük.
Önce Vasıf Çınar Meydanı'ndaki Atatürk fotoğraflarına çirkin saldırı yapılmıştı. Şimdi de Gündoğdu Meydanı'nda Cumhuriyet'in 80'inci yılı anısına dikilen heykeli tahrip ettiler. Rölyeflerin üzerlerinde isimler, kalpler, aşk mesajları... Kiminde bıyık, kiminin yüzü karalanmış, kiminin gözü oyulmuş...
* * *
Dünyanın bir çok ülkesinde, bir çok kentte; bir kişi, bir olay ya da tarihsel bir dönemin anısı anıtlarla, heykellerle canlı tutulmaya çalışılır. Anıtlar yapıldıkları dönemin kültürünü, yaşanmışlıklarını yaşatmak amacı taşır. Londra'da, Roma'da, Washington'da anıtların, heykellerin bulunduğu meydanlara binlerce turist akın eder. Bundandır kentlerin en yüksek ya da en merkezi noktalarına konulmaları... Kalabalığın, binaların arasında tüm heybetleriyle fark edilmeleri.
* * *
Aslında anıtların öneminden çok, nereye gittiğimiz en fazla düşündürüyor. Sahip çıkmak bir yana bir ele kalem çivi alıp hıncını sanat eserlerinin üzerine çizik atarak çıkartanlar insanın canını yakıyor.
Oysa biliyorsun ki aynı insanlar tarafından ilahlaştırılan kahramanların posterleri el üstünde tutuluyor. Konuşmaya geldi mi "vatan, millet, Sakarya" diye en çok bu eli çakılı, çivililer bağırınıyor. Gel gör ki kimbilir kaç ay çalışıldı, ne çok alın teri döküldü o heykel için. Eskizler, çuval çuval malzemeler... İşte o zihniyetler boyadıkları, çirkinleştirmeye çalıştıkları heykellerin ardındaki ayrıntıları göremiyor. Rölyefe bıyık çizdiği o an, ne de büyük kahraman oluyor! Çizdiği kalple aşkı ne de büyük oluyor. Sevgisini, aslında sevgizliği, duygusuzluğu ile anlatıyor.
* * *
Bahçemizdeki ağaca gözümüz gibi bakan bizler... Annemizin çiçeğini sulamayı unutunca üzülen bizler... Koca koca ormanları küle dönüştürürken de aynıyız. Elimizde bir çivi, bir kalem heykelleri oyarken de aynıyız!
Televizyonumuza taparken, duvarlarımızdaki posterlerden gözümüzü ayırmazken anıtlarımıza, meydanlarımıza sanki birer kahraman gibi adımızı yazıyoruz.
bsen@milliyet.com.tr
|
|
|

|