Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Ağustos 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Haşema ile bikini!


Haşema ile denize girenle bikiniyi tercih eden... Türban takanla takmayan... Örtünenle örtünmeyen... Oruç tutanla tutmayan... Cumaya gidenle gitmeyen... Haremlik-selamlık diyenle demeyen... Dans edenle etmeyen... Yılbaşını kutlayanla kutlamayan...
Listeyi uzatabilirsiniz.
Hepsi dinden, inançtan, muhafazakarlık anlayışından, hayata bakıştan, kültürel farklılıktan kaynaklanıyor.
Evet, hassas konular!
Köklerinin tarihi derinliği var.
Ve öylesine konular ki, eğer gerekli özen gösterilmezse toplumu kolayca bölebilir, kutuplara ayırıp cepheleştirebilir.
Hatta çatıştırabilir de.
Türkiye'de böyle bir çatışma yolu açmak, toplumu birbirine düşürmek için yıllardır bilinçli bir çaba içinde olanları hiç gözardı etmeyin.
Ne mi yapıyorlar?
Bir yanda haşemalıya, türbanlıya vebalı muamelesi yapan var. Öbür yanda bikiniliyi dinden çıkmış kafir, taşlanması gereken mahluk olarak takdim eden var.
Bir taraf bağırıyor:
"Cumhuriyet elden gidiyor!" diye.
Öbür taraf bağırıyor:
"Din elden gidiyor!" diye.
Bir taraf, laik cumhuriyet topun ağzında diyerek demokrasinin köküne kibrit suyu ekmenin peşinde. Öbür taraf da İslami bir düzenin hayalini kuruyor.
Bunlar iki uç!
Ama bu uçlar havayı zehirliyor. Kendi hayatını istediği gibi, herhangi bir dayatmaya tabi olmadan yaşamak isteyen büyük çoğunluğun kafasını bulandırıyor.
Haşemalıyla bikinili, türbanlıyla türbansız, namazında niyazında olanla olmayan birbirine kuşkuyla bakmaya başlıyor.
Hatta düşmanlaşabiliyor.
Çare nedir?
Ne yapacaksınız?
Haşemayı yırtmak mı?
Bikiniliyi çarşafa sokmak mı?
Türbanı insan hakkı saymamak mı?
Türbansıza saldırmak mı?
Çare böyle mi aranacak? Dayatmak mı, yasakçılık mı çare olacak?
Hiç sanmıyorum.
Herkes kendi hayat tarzına sahip çıkabilecek. Herkes kendi hayat alanını koruyacak. Herkesin hayat alanı da olacak.
Doğru olan bu.
Kimse kimseye karışmayacak. Herkes herkesi anlamaya çalışacak. Mümkün olabiliyorsa, ortak hayat alanları yaratılacak. Olamıyorsa, herkes kendi yarattığı özel alanında istediği gibi yaşayacak.
Söyler misiniz, başka yol var mı adına demokrasi dediğimiz, aslında bir hayat tarzı olan sistemde? Farklılıklara hoşgörü, tahammül gerekiyor bu düzende.
Tersini düşünenler, tarihe baksın.
Din ve inanç farklılıklarından dolayı örneğin Avrupa'da akan kanları yazan tarih sayfalarına şöyle bir göz atsınlar.
Kimse kimseyi tüketememiş Avrupa'da. İnanç ya da inançsızlıkların kökü kurutulamamış. Herkes, bir şemsiye altında kendi hayat alanlarını koruyarak ya da demokrasi içinde genişletmeye çalışarak yaşamayı öğrenmiş -bazı açılardan bugün bile eksiği gediği olan- Avrupa demokrasilerinde...
Ve Avrupa Birliği, akan onca kandan sonra, tarihin belki de en büyük barış projesi olarak tarih sahnesine çıkarılmış...
Biz ne yapacağız?
Evet, ben de Karaburun'da bir meslektaşımın, Gülden Aydın'ın kızı Ceren'in bikinili olduğu için haşemalı bir aileden gördüğü muameleyi tepkiyle karşıladım. Çok rahatsız oldum.
Peki, ne yapacağız?
Bundan dolayı irtica hortladı diyerek darbe çığırtkanlığı yapanların, demokrasinin kolunu kanadını kırarak Türkiye'nin Avrupa Birliği yolunu kesmeyi hayal edenlerin oyununa mı geleceğiz?
Hiç sanmıyorum.
Türkiye bu oyuna gelmez!
Ama öte yandan kendi 'haşemalı hayat alanları'nı olanca kabalıklarıyla başkalarına dikte etmeye çalışanların da kendilerine gelmesi lazım.
Çare, Ertuğrul Özkök'ün geçen günkü yazısında belirttiği gibi 'birlikte yaşama kültürü'nü oluşturmak ve benimsemekten geçiyor.
Hepimiz bu gökkubbenin altında yaşadığımıza göre başka çare olduğunu sanmıyorum.

h.cemal@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Güncelin arsenikli zırıltılarından uça uça uzaklaşma
Rıza Tevfik'in, "Selma sen de unut yavrum" di...
Melih AŞIK
Dinleyen gözüyle
RTÜK eski Başkanı Nuri Kayış, görev yaptığı d...
Fikret BİLA
Türkiye katkılarının karşılığını alıyor mu?
Türkiye, Lübnan'a asker göndermek üzere hazır...
Hasan CEMAL
Haşema ile bikini!
Haşema ile denize girenle bikiniyi tercih ede...
Abbas GÜÇLÜ
150 kontenjanlı okula 380 kayıt
Anadolu liselerinde kayıtlar dün sona erdi. O...
Hurşit GÜNEŞ
Faizler indirilmeli mi?
Döviz kurunda son bir aydır gevşeme gözlenmey...
Sami KOHEN
Cevaba cevap ne olacak?
ULUSLARARASI camianın İran'ın cevabına nasıl ...
Metin MÜNİR
Kaldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız
Geçen gün saçlarımı kestirmek için Capitol'e ...
Faik ÖZTRAK
İşsizlik düştü mü?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) bu yılın iki...
Hasan PULUR
Faiz fetvası...
PARA üzerine söylenmiş çok laf vardır.
Derya SAZAK
Futbol gösterisi
Kaş'taki yangın altıncı gününde de söndürülem...
Güngör URAS
Et-Balık Kurumu yeniden kuruluyor
Özelleştirme furyasında "Devlet kasaplık mı y...

© 2006 Milliyet