|
 |
|
|
İşsizlik düştü mü?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) bu yılın ikinci üç aylık dönemine ilişkin işgücü piyasası rakamlarını yayımladı.
Son bir yılda çalışma yaşındaki nüfus 866 bin kişi artmış. Bunların sadece 60 bini iş arayanlara katılmış. Aynı dönemde tarım dışı sektörlerde ilave 917 bin kişiye iş imkânı sağlanırken, tarımda 778 bin kişi işini yitirmiş. Sonuçta ilave 139 bin kişiye iş imkânı sağlanmış.
Böylece iş arayıp da bulamayanların sayısı 88 bin kişi azalmış. Böyle hesaplanan işsizlik oranı da yüzde 9.2'den yüzde 8.8'e düşmüş. Ancak gerçekten bir yılda işsizlikte sağlanan gelişme bu kadar olumlu mu?
İşgücü israf oluyor
Eksik istihdam bu dönemde 99 bin kişi artmış. Mevsimlik çalışanlar ise 44 bin kişi azalmış. İş aramamakla birlikte iş verilirse işbaşı yapmaya hazırım diyenlerin sayısında ise 289 bin kişilik artış var.
İşsizlik oranını, iş arayıp bulamayanlara bu insanları da dahil ederek hesapladığımızda, azalmadığını, aksine son bir yılda yüzde 18.9'dan yüzde 19.6'ya çıktığını, işsizlerin de 259 bin kişi arttığını görüyoruz.
Diğer taraftan hem çalışabilecek yaşa gelip de iş aramak suretiyle işgücüne katılanların oranında, hem de bunlardan iş bulup istihdam edilenlerin oranında son bir yılda gerileme var. Bu oranlar çok açık olarak son yıllardaki yüksek büyümeye rağmen yerli üretim faktörümüz olan işgücünü kullanamayıp israf ettiğimizi gösteriyor.
Bunun olumsuz ekonomik ve sosyal etkilerini yaşıyoruz, yaşayacağız. Bol olan yerli kaynağı kullanma becerisini gösteremeyerek, üretimde ithal girdi yoğunluğunu artırarak büyümenin sonu yok. Dış kaynak ihtiyacı, cari açıkla birlikte artıyor. Giderek uluslararası sermaye hareketlerinin esiri olurken, bunun yarattığı riskleri de görüyoruz.
Esneklik artmalı
Cari açık arttıkça, hükümet bize "AB'ye üyelik sürecinde yeni üyelerde de bu oldu, bizde de olacak" dedi. Oysa bu ülkelerde hem işgücüne katılma, hem de istihdam oranları bizden çok daha yüksek.
Yani onlarda bizdeki gibi kullanabilecekleri yerli atıl işgücü kaynağı yok. Dolayısıyla bu kaynağı kullanabilseydik bizim onlar kadar yüksek cari açık vermemize de gerek yoktu.
Sorunun bir kısmı işgücü piyasasındaki yapısal bozukluklardan kaynaklanıyor. Çözümünde, işgücü piyasasının esnekliğini artıracak ve maliyetleri düşürecek mikro reformlar uzun vadede çok önemli.
Ancak son üç buçuk yılda TL'de yaşanan aşırı değerlenmenin etkisinin tamamen bunlarla telafi edileceğini söylemek de gerçekçi olmuyor. Kendi kaynaklarını unutup uluslararası sermaye hareketlerine yaslanan bir büyüme stratejisini sürdürmek mümkün değil.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|