|
 |
|
|
ATO Başkanı'ndan TÜİK'e büyük itham:
Açıkladığınız rakamlar yalan, yanlış
İSO 1000'deki şirketlerin rakamlarıyla TÜİK'in büyüme rakamları arasındaki büyük fark tartışılıyor. ATO Başkanı Sinan Aygün, TÜİK'in büyümeyi şişirdiği görüşünde
EKONOMİ SERVİSİ
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (eski adı DİE) büyüme, kişi başına gelir, işsizlik, hatta enflasyon gibi temel ekonomik göstergeler ile ilgili açıklamaları hakkında zaman zaman 'kuşkular' dile getiriliyor. Türkiye'de ilk defa devletin yetkili resmi kurumlarının açıkladığı rakamların doğruluğu sorgulanıyor.
Bu durumun en son örneği, İstanbul Sanayi Odası'nın, Türkiye'nin en büyük bin şirketinin yarattığı katma değer rakamlarının TÜİK'in rakamları ile 'çelişmesi' oldu. TÜİK'in 2005 yılına ilişkin büyüme rakamlarına göre sanayinin yarattığı katma değer artışı yüzde 6.5 olmuştu. İSO'nun açıkladığı Türkiye'nin en büyük 1000 şirketinin brüt katma değer rakamlarına göre ise artış binde 7.
İşte bu iki rakamın arasındaki uçurum konusunda, daha önce de TÜİK'in büyüme rakamlarını (yüzde 7.6) 'hormonlu' olarak nitelendiren Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün'ün sert eleştirileri oldu. Aygün, büyüme rakamlarının 'yalan' olduğunu iddia etti.
Aygün şöyle dedi:
"Milli gelir hesabı yanlış, rakamlar yanlış. İSO'nun katma değer hesabı doğru. İSO değerlendirmelerinin altına imzamı atarım. TÜİK'in açıkladığı bütün rakamlara kuşkuyla bakıyorum. TÜİK inandırıcılığını sürekli yitiriyor. Asıl bakılması gereken stoklardaki anormallik. Milli gelir serisindeki stok hareketlerinin 16 dönem boyunca, (4 yıl) sürekli artış göstermesi normal değil.
Stoklar dünyanın hiçbir ekonomisinde görülmeyecek şekilde sürekli artış gösterdi. Stok tutmanın maliyeti var. Hangi işletme sürekli artırma politikası izler? Oysa TÜİK milli geliri hesaplarken işletmelerin stoklarının hiç erimediğini, sürekli arttığını söylüyor. Bu da koca bir yalandır. TÜİK'in milli gelir rakamları abartılı ve şişirilmiştir."
'Zihinlerde, stok artışı ile büyüme şişirildi intibaı var'
Hürriyet Ekonomi Yazarı Ege Cansen: Açıklanan rakamlarda serilere bakmak lazım. Bir aylık rakamla düştü, yükseldi diye hüküm vermek zor. Bu ölçüm işlerine ben şöyle bakıyorum. Adamı tartıyorsunuz 80 kilo 300 gram. Helaya gidip geliyor, 80 kilo. 'Adam bir dakikada 300 gram zayıfladı. O zaman 10 dakikada 3 kilo zayıflar' demek ne kadar zırva ise bir aylık rakamları yıllığa götürmek de o kadar anlamsız.
Özet olarak 80 kilo 300 gram gelen adamla 80 kilo gelen adam aynı ağırlıktadır. Aradaki farka insignificant (önemsiz) denir.
TÜİK'in topladığı verilerin çoğu beyana dayanıyor. Adama soruyorlar, 'İşin var mı?', 'Yok' diyor, 'Peki arıyor musun?' 'Hayır' diyor. Bu adam işsiz tanımına girmiyor. 'Aramıyorum, nasıl olsa bulamam' diyorsa işsiz değil. Ama her iki halde de adam işsiz. Adam tarlada çapa yapıyorsa tarım işçisi, domates satıyorsa, hizmetler sektöründe. Bunlar çok muğlak tanımlar.
Son rakamlarda hizmetlerde 917 bin artış görülüyor. Tarımdan kaymış. Tarımda 778 bin azalma var. Köylüler gidip Antalya'da garson mu oldu? TÜİK'e inanmayalım demiyorum ama rakamları anlamak istiyoruz. Hizmetlere bakalım, inşaatta bu kadar artış yok. Turizm rakamları da küçülme gösteriyor.
İSO ilk bin şirketin rakamı ile TÜİK'in açıkladığı brüt katma değer rakamı birbirini tutmuyor. Bu akla bir takım sualler getiriyor. Asaf Savaş Hoca, stok artışlarına dikkat çekmişti. Sanki stok artışları ile büyüme şişiriliyormuş gibi bir intiba oluştu zihinlerde. TÜİK'ten hâlâ tatmin edici bir cevap gelmedi.
'TÜİK, iletişim stratejisini hızla güçlendirmeli'
Milliyet Ekonomi Yazarı Faik Öztrak: İSO tarafından yayımlanan ve Türkiye'de sanayideki katma değerin yaklaşık yüzde 55'ini yaratan firmaların 2005 katma değer artışı binde 7 olmuş. Oysa TÜİK verilerine göre bu dönemdeki toplam katma değer artışı yüzde 6,5.
Bu durumda küçük firmaların geçtiğimiz yıl yüzde 15 civarında bir katma değer artışını gerçekleştirmesi gerekiyor. Oysa durumlarının çok parlak olmadığını biliyoruz.
TÜİK verilerinin gerçeği ne ölçüde yansıttığı konusu özellikle mevcut Hükümet döneminde sık sık gündeme geldi. 2005 ilk üç çeyreğine ilişkin büyüme verileri revizyonu geçen yıl büyümenin yüzde 5 civarında gittiği tahminlerini alt üst etti.
İstihdamla ilgili veriler ciddi soru işaretlerine yol açıyor. Neden tarımdaki müthiş istihdam azalışı son iki yıla yığıldı? Neden işsiz sayısı oldukça sınırlı artarken iş aramayan ancak işbaşı yapmaya hazır olanların sayısında bu kadar yüksek artışlar ortaya çıkıyor?
Fiyat endekslerinin açıklanmasında da ciddi sorunlar yaşanmıştı. Bu listeyi uzatmak mümkün.
TÜİK'in iletişim eksikliğinin verilere olan güveni zedelemesinin çok ciddi sonuçları olur. Ekonomi politikalarına güven kalmaz. Bu bizi bazı ülkelerdeki gibi istatistik üretilmesinin özelleştirilmesine ve TÜİK'in kapatılmasına kadar götürür. Bu nedenle TÜİK iletişim stratejisini hızla güçlendirmelidir.
|
|
|

|