Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Ağustos 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Büyük birader bize bakıyor


Havaalanı...
Uçuş kartı için sıradayım.
Bir yer hostesi yaklaşıyor:
"Artık sıra beklemenize gerek yok. Uçuş kartınızı makineden kendiniz alabilirsiniz" diyor.
Zaten rezervasyon uzun süredir internetten yapılıyordu. Şimdi ayırttığınız koltuğun kartını almak için de birkaç tuşa basmanız yeterli.
Böylece tek bir kula muhtaç olmadan uçağa binebiliyor, hostesler yerine bilgisayar animasyonlarının yaptığı uyarı anonslarını dinleyebiliyorsunuz.
* * *
Otel...
Almanya'da küçük bir madenci şehri...
Gece...
Otelin kapısı kilitli...
Zili çalınca mekanik bir ses kod numaranızı girmenizi söylüyor.
Girişteki panele numaramızı tuşluyoruz, kapı açılıyor.
İçeride resepsiyon memuru yok, herhangi başka bir görevli de...
Otel boş; bomboş.
Her şey kod numaralarına ve güvenlik kameralarına emanet... Girişi geçtikten sonra susadıysanız içecek makinesine para atıp suyun kod numarasını yazıyor ve suyunuzu alıyorsunuz.
Acıktıysanız yine soğutucunun camekânında görünen sandviçlerden birinin numarasını tuşluyor, karnınızı doyuruyorsunuz.
Sonra yukarı çıkıp bu kez odanızın kod numarasını yazıp kapıyı açıyorsunuz.
İşte yine tek bir Allah'ın kulunu görmeden odanızdasınız.
Şifreyi girerseniz paralı TV'de yeni filmler var.
Ödeme yapmadan kaçmaya kalkışmayın; otelin her bir yanına yerleştirilmiş kameralarda kaydınız var.
21. yüzyıl insanının sindirilmişliğinin, kıstırılmışlığının, yalnızlığının simge mekânı burası... ürkütücü bir yeni çağın son sığınağı...
* * *
Sokak...
Metrolar kondüktörsüz... Yol kenarında paralı büyük kutular tuvalet... Peçeteci, kolonyacı yok; büyük-küçük ayrımı da...
Banka hizmetleri, bilet gişeleri, sigara büfeleri, gazete bayileri, çamaşır makineleri hepsi parayla çalışan kutulardan ibaret...
Ancak bir kişinin sığabileceği tek kişilik "sinema salonları", attığınız para kadar film izlemenize izin veriyor.
Polis yok sokaklarda; kameralar var.
Otoparklar kart ya da parayla; değnekçi, gişe görevlisi yok.
Hizmet sektörü tam insansızlığa gidiyor, koşar adım.
* * *
Kort...
Avrupa tenis turnuvası...
Maçta top tam çizgiye düşüyor. Hakem "Dışarıda" kararı veriyor. Topu atan oyuncu "İçeride" diye itiraz ediyor; kameralara bakılmasını talep ediyor.
Marttan beri uygulanan kurallara göre bu hakkı var.
Maç duruyor. Gözler korttaki dev ekrana çevriliyor. Az sonra son atılan topun elektronik izlekte kayıtlı hareketi geliyor ekrana...
Top içeride; hakem haksız. Karar düzeltiliyor.
Elektronik hakemler, insanların yerini almaya hazırlanıyor.
* * *
Bunlar kısa bir geziden izlenimler...
Otomasyon salgınına dair daha yüzlerce örnek var.
Bir kısmı gündelik hayatımızı kolaylaştıran, insanlara boş vakit yaratacak türden teknolojik yenilikler... Bir kısmı ise korkutucu işaretler:
Sadece dev bir işsizler ordusu yaratmasıyla değil, aynı zamanda insanın insanla iletişimine son vermesiyle, insanoğlunu derin bir yalnızlığa itmesiyle ve tüm hayatı makinelerin emrine vermesiyle de ürkütücü bir yarının habercisi...
Barkodunuzu iyi ezberleyin:
Yakında onu tuşlayıp ya da kırıp sicilinize ulaşacaklar; hesap defterlerinize, e-posta adreslerinize, genetik özelliklerinize, gezdiğiniz internet sitelerine, yediğiniz sandviçlere, seyrettiğiniz filmlere...
...kamera kayıtlarınıza, cep mesajlarınıza, kütüphaneden aldığınız kitaplara, çekip sakladığınız fotoğraflara, sağlık raporlarınıza...
Barkodunuz demir parmaklığınız olacak.
Şifrenize kelepçeleneceksiniz.

can.dundar@e-kolay.net







Çetin ALTAN
'Ben bir ağacı, bir insandan daha çok severim' (Beethoven)
500 yıllık-600 yıllık anıtsal çınar ağaçların...
Melih AŞIK
Ulusal rotamız
Kara Kuvvetleri'nin dünkü devir teslim töreni...
Fikret BİLA
Sezer: Asker göndermeye karşıyım
Genelkurmay Başkanlığı'na atanan Org. Yaşar B...
Hasan CEMAL
Yine haşema ile bikini!
Bazı konular öyle ki, dokundun mu ses getiriy...
Can Dündar
Büyük birader bize bakıyor
Havaalanı...
Abbas GÜÇLÜ
Kimse bu duruma seyirci kalamaz!
Anadolu liselerinde binlerce kontenjan açığı ...
Semih İDİZ
Orman yangınıyla gelen "piyango"
Bodrum'un Mumcular beldesindeki orman yangını...
Sami KOHEN
Karzai "Hikmet Abi"yi gözleri yaşlı uğurladı...
"NEDEN bizi bırakıp gidiyorsunuz? Size çok ih...
Metin MÜNİR
Hasankeyf Patagonya'da mı?
Geçen çarşamba günü Viyana'da Ilısu Barajı ko...
Hasan PULUR
Devlet, ayılar ve insanlar
JOHN Steinbeck'in ünlü oyunu "Fareler ve İnsa...
Derya SAZAK
Pepe istifa!
Bir bakan ne zaman istifa eder? Ülke yönetimi...
Tamer HEPER
Dosyalarım "düüüt" etti
Bundan birkaç hafta önce bir diyaloğu aktarmı...
Yaman TÖRÜNER
Merkez Bankası doğru olanı yaptı
Merkez Bankası kısa vadeli faiz oranlarını de...
Güngör URAS
TÜİK rakamlarına güvenmek zorundayız
İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) yayımladığı y...

© 2006 Milliyet