Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Ağustos 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hasankeyf Patagonya'da mı?


Geçen çarşamba günü Viyana'da Ilısu Barajı konusunda bir toplantı yapıldı.
Toplantıda iki taraf vardı: 1.2 milyar euro'luk barajı inşa edecek konsorsiyumun ve finansmanın bir bölümünü sağlayacak Almanya ve Avusturya ile kredi kuruluşlarının temsilcileri. Çevreye ve orada yaşayan insanlara zarar vereceği savıyla projeye karşı çıkan ve aralarında Greenpeace, World Wildlife Fund ve WEED'in de bulunduğu yedi sivil toplum kuruluşu.
Acıdır ama Türkiye'nin en büyük altyapı projelerinden birinin kaderinin tartışıldığı bu toplantıda Türkiye'den hiçbir kuruluşun temsilcisi yoktu. Kürt Öğrenci Birliği (Verband Kurdischer Studenten) adlı kuruluştan Didar Can adlı bir bayan vardı. Ama ne projenin sahibi olan Devlet Su İşleri, ne projenin önderi olan Nurol inşaat şirketi, ne de Türk çevre ve toplum kuruluşları. Sanki Patagonya'da bir baraj yapımı tartışılıyordu.
Orada baraj suları geldiğinde evini terk etmek zorunda kalacak insanların ve eski eserlerin savunması, beğenmediğimiz "gâvurlar"a düştü.
Bu orada olmama hali bizim ile Avrupa arasında kurum, hassasiyetler ve mantalite açısından ne kadar büyük farklar olduğunu gösteriyor.
Avrupa'da sivil toplum kuruluşları çok güçlüdür. Avrupalı bankalar ve şirketler bilirler ki çevreci kuruluşları ikna edemezlerse Ilısu Barajı'nı finanse etmeleri ve yapmaları tehlikeye girebilir. Nitekim, 1990'lardaki Avrupa'nın en büyük banka ve inşaat şirketlerini korkutup baraj yapma girişimini önlediler.
Aynı şey tekrarlanabileceği için, konsorsiyum, çevreye ve insanlara ilişkin bütün önlemlerin alındığı konusunda sivil toplum kuruluşlarını ikna etmeye çalışıyor.
Bizde ise hükümetinin yaptığına bakın:
Türkiye'de yirmiye yakın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu var. Hasankeyf, Diyarbakır Bölge Kurulu'nun sahasına giriyor. Hükümet kurula şifahi olarak yaklaşarak Hasankeyf'in sit alanı olma statüsünün kaldırılması telkininde bulunmuş. Bir Türk inşaat şirketi gelip brifing vermiş. Ancak kurul Hasankeyf'in sit alanı statüsünü değiştirmedi.
Değiştirmedi, çünkü Diyarbakır Bölge Kurulu üyeleri bir önceki hükümet döneminde atandıkları için AKP'ye minnet borçları yok.
Kendi ülkemiz ve insanımız hakkında neden "gâvurlar" kadar hassas değiliz?

mmunir@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
'Ben bir ağacı, bir insandan daha çok severim' (Beethoven)
500 yıllık-600 yıllık anıtsal çınar ağaçların...
Melih AŞIK
Ulusal rotamız
Kara Kuvvetleri'nin dünkü devir teslim töreni...
Fikret BİLA
Sezer: Asker göndermeye karşıyım
Genelkurmay Başkanlığı'na atanan Org. Yaşar B...
Hasan CEMAL
Yine haşema ile bikini!
Bazı konular öyle ki, dokundun mu ses getiriy...
Can Dündar
Büyük birader bize bakıyor
Havaalanı...
Abbas GÜÇLÜ
Kimse bu duruma seyirci kalamaz!
Anadolu liselerinde binlerce kontenjan açığı ...
Semih İDİZ
Orman yangınıyla gelen "piyango"
Bodrum'un Mumcular beldesindeki orman yangını...
Sami KOHEN
Karzai "Hikmet Abi"yi gözleri yaşlı uğurladı...
"NEDEN bizi bırakıp gidiyorsunuz? Size çok ih...
Metin MÜNİR
Hasankeyf Patagonya'da mı?
Geçen çarşamba günü Viyana'da Ilısu Barajı ko...
Hasan PULUR
Devlet, ayılar ve insanlar
JOHN Steinbeck'in ünlü oyunu "Fareler ve İnsa...
Derya SAZAK
Pepe istifa!
Bir bakan ne zaman istifa eder? Ülke yönetimi...
Tamer HEPER
Dosyalarım "düüüt" etti
Bundan birkaç hafta önce bir diyaloğu aktarmı...
Yaman TÖRÜNER
Merkez Bankası doğru olanı yaptı
Merkez Bankası kısa vadeli faiz oranlarını de...
Güngör URAS
TÜİK rakamlarına güvenmek zorundayız
İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) yayımladığı y...

© 2006 Milliyet