|
 |
|
|
Sonbaharı bekler olduk
Bizim Köşe / İsmail Sivri
Bu yılın ağustos ayında artarak süren sıcaklar, hepimizi bunaltırken yurdumuzun birçok bölgesinde çıkan orman yangınlarıyla da yanıp kahrolduk. Her geçen gün şöyle demeye başladık:
"Sonbahar, nerelerdesin, seni bekliyoruz."
Çocukluk yıllarımızda, hep ilkbaharı beklerdik. Küresel ısınma sonunda ise, artık eskilerin deyimiyle, yeşil ağaçların yapraklarını döktükleri Hazan'ı (sonbahar) beklemekteyiz.
İnşallah, eylül yağmurları yüzümüzü güldürecektir.
* * *
Gazeteler ve televizyonlar, her gün, sıcakların biraz daha artacağı haberlerini verirken, Doğan Hızlan'ın, geçen hafta sonundaki Hürriyet'teki yazısının başlığı şöyleydi:
"Odamda sonbaharı bekliyorum..."
Medyamızda, ilk kez, sonbaharı beklediğini dile getiren Doğan Hızlan, okulların açılacağı günlerden söz ederek şöyle diyordu:
"Ben odamda, sonbaharı bekliyorum. İnanıyorum ki, okul çocuklarının sesleri bir süre sonra benim odamda yankılanacak, yazın yapışkan dünyası geride kalacak."
Gerçekte, hepimiz, evlerimizde, iş yerlerimizde, sonbaharı bekler olduk. Hele, göklerden düşen ilk yağmur damlalarıyla, içimiz, biraz olsun ferahlayarak şöyle demeyecek miyiz:
"Oh, dünya varmış..."
Doğan Hızlan, "Yaz mevsimini sevmem, belleğimde, yaza dair şiirler, satırlar, çok az" diyerek yazısını şöyle noktalıyor:
"Bazı yörelerde 40 dereceye yaklaşan sıcaklarda sonbahar rüyası görmek biraz garip değil mi?"
Hayır, hepimiz aynı düşleri görmekteyiz.
Artık, eylüle pek az kaldı. Havaların serinleyeceği umudu içinde, belki, ilk yağmurlarla birlikte "Oh" deyip serinleyip ferahlayacağız.
* * *
İlkbahar üzerine, çok şeyler yazılıp çok şeyler söylenmiştir. En güzel sözlerden biri de, Nasrettin Hocamız'ın bahar fıkrasıdır. Kışın soğuktan, yazın sıcaktan şikayet edenlere Hoca şöyle demişti:
"Bahara bir şey diyen var mı?"
Küresel ısınma nedeniyle, mevsimler değişir ve sıcaklar artarken, Hoca'nın ne cevap vereceğini bilemeyiz. Belki de, halimizi görüp şöyle mi derdi:
"Hazan gelse de, biraz serinlesek."
Hocamızın ne diyeceği hiç belli olmaz. Ama bildiğim, dört haftadır, hep sıcaklar üzerine yazdığım için yazı müdürümün bana, şöyle dediğini duyar gibiyim:
"Ağustos sıcakları gibi sen de bizi terlettin."
İnşallah yazı müdürüm gibi, sıcaklarla ilgili yazılarımı sizler de bağışlar mısınız?
Gerçekten, çocuklar ve yaşlılar gibi hepimiz serin havaları, sonbaharı beklemiyor muyuz?
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|