|
 |
|
|
6 bin 800 kişi Piriştina'ya "el verdi"
Ekin Erman: "Böyle bir proje yaptık çünkü eller insanın aynası gibidir, insanı tarif eder."
BANU ŞEN
Ahmet Piriştina 15 Haziran 2004'te öldüğünde binlerce İzmirli, belediye başkanlarının cenaze töreni için Konak Meydanı'na koşmuştu. Neredeyse iki yıl sonra, Şubat 2006'da yine binlerce İzmirli Alsancak İskelesi'ne koştu. Bu defa, Piriştina anısına hazırlanan bir projeye "el vermek" üzere...
Ahmet Piriştina Doğal Sit Parkı'ndaki dev anıtta, 6 bin 800 İzmirlinin el kalıbı yer alıyor. Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ ve heykeltıraş Ekin Erman'ın fikir ve emekleriyle ortaya çıkan bu sıra dışı anıt eylül ayında açılacak.
"Ahmet Piriştina için sen de el ver" sloganıyla yürüttüğünüz proje nasıl ortaya çıktı?
Muzaffer Tunçağ: Ahmet Piriştina Doğal Sit Parkı'na bir heykel yapmak ve o bölgeyi bir heykelle taçlandırmak istedik. Ama sıradan bir büst, heykel değildi istediğimiz. Farklı bir şey olsun diye düşünüyorduk. Ekin'in de böyle bir proje için bize ulaşmak istediğini öğrendim. Bir sergide ilginç çalışmalarını da görünce güzel bir şey çıkabileceğini hissettim. Ekin'in eskizlerini tamamlamasını yaklaşık üç ay bekledik ama değdi. Anıtı nereye koyacağımız konusunda da bir süre düşündük. Normalde bir heykeltraş için çalışmasının çok insan tarafından görüleceği yer önemlidir. Ama Ekin burayı çok istedi. Buranın bir buluşma, düşünme noktası olması fikrini benimsedi.
Ekin Erman: Proje Ahmet Piriştina'nın öldüğü günlerde aklımdaydı. Takım elbiseli, alışılmış bir heykelin onun anısını yaşatmayacağını düşünmüştüm. Öyle bir şey olmalıydı ki Ahmet Piriştina'nın yarattığı enerjiyi yansıtabilsin. El izinin, İzmirlilerin ellerinden yapılmış bir heykelin onun anısını yaşatacak en anlamlı şey olacağını düşündüm. Eskiz çalışması bile çok özel oldu. Burayı isteme nedenlerimden biri de doğal sit alanı olması. Yani hiçbir zaman dokunulamayacak.
"İlk önce aileye anlattık ve onların onayını aldık"
Ailesi nasıl karşıladı?
Muzaffer T.: İlk önce onların da görüşlerini aldım. Ahmet Piriştina'nın eşi Mine hanımla görüştüm. Ekin'in projesini Mine hanıma gösterdik. O da benimsedi. Bu projede karar kıldık.
Ekin E.: Projeyi duyduklarında çok etkilendiler. İlk el izini parkın açılışında onlardan aldık. Mine hanım çok duygulandığını söyledi. Oğlu Levent Piriştina da "Park benim ve ailem adına büyük önem taşıyor. Bu vefaya çok teşekkür ederim" demişti.
Heykelin yapılış öyküsünün belgeseli de hazırlanacak
Her şeyiyle ne kadar sürdü?
Muzaffer T.: Tam bir yıl. Eskiz aşaması, 21 Şubat'ta başlayan kalıp alma aşaması, atölye aşaması... Kalıplar, Alsancak İskelesi'nin yanına kurduğumuz çadırda alındı. Önce İzmir'i gezdirmeyi düşünmüştük. Alsancak'tan başlayıp çadırı Güzelyalı, Bornova, Gültepe, Karşıyaka'ya yerleştirelim istemiştik. Ancak katılım çok yoğun olunca o noktada bırakmaya karar verdik. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Güney Deniz Saha komutanı, vali, belediye başkanlarından şairlere, okullara, ESHOT işçilerine, gençlere kadar her kesimden insan el izini bıraktı.
Ekin E.: Beş haftada 6 bin 800 el kalıbı aldık. Eğer gerek olsaydı 1 milyon kişiden de alınırdı. Ancak 6 bin 800 kalıp, proje için tam da yeterli olan sayıydı. Ne eksik ne fazla, tüm kalıpları kullandım. Tek bir mükerrer yok. Oynama yok. Kalıp bozuk çıksa bile kullandım. Düşürmemek gerekiyordu. Çok yorucu, çok büyük enerji, konsantrasyon gerektiren bir çalışmaydı. Bir heykelin bacağı kopsa tekrar yapıştırırsınız. Ama el kalıbı düşse kalıbı arayıp bulmak zor.
O aşaması çok yorucuydu. Teknik aşamalar da büyük ayrıntı gerektirdi. Her anı kaydettim. Belgeselini hazırlıyorum.
Kalıp verme işlemi gerçekleşirken, çadır aşamasında ilginç olaylar yaşandı mı?
Ekin E.: Çadırda ne çay kahve verildi ne de bir promosyon vardı. İnsanlar soğuğa, rüzgara rağmen çıkıp geldi. Karşılıksız bir şeydi. Sadece Piriştina'ya duydukları sevgiden dolayı oradaydılar. "Kimisi vapuru kaçıracağım ama olsun" dedi. Kimisi de gelip "Ben el vermiyorum" deyip gitti. Tüm bunlar belgeselde yer alacak. Bazen fırtına çıktığında çadırı tutmaya çalıştık, bazen güneşten bunaldık. Bir gün bir bey geldi, "Ben şizofrenim. Bu benim katıldığım ilk sosyal etkinlik" dedi. Ağlayanlar, duygulananlar, Piriştina'yla ilgili anılarını anlatanlar oldu. Okuldan çıkmış öğrenciler, çocuklar geldi. Kalıp alma işlemi sırasında birçok çift ellerinin kalıbının üst üste alınmasını istemişti. Biz de almamıştık. Son gün kapanışı gelinlik, damatlıkla gelen bir çiftle yaptık. Ellerinin üst üste kalıbını aldık ve nikaha gittiler. Tek üst üste el onlarınki oldu. Anlıyoruz ki, Piriştina sihirli bir enerji yaratmış. Ben burada Piriştina'nın yarattığı bu sihri bir kez daha gördüm.
Ekin Erman: "Beş kişi cüzdan kaybetti, bir çift evlenmeye karar verdi"
Çadırda kalıp alma aşamasında 11 kişilik bir ekip 10.30 ile 19.30 arası çalıştık. Çadıra gelen herkesin el kalıbı alındı. Yemek veya dinlenme molaları verilmedi. Hiç kavga çıkmadı. Sadece bir kişi sırası geç geldiği için bunu biraz yüksek sesle dile getirdi.
Bir çift, kalıp alınırken birbirine evlenme teklif etti. Sazını gitarını alıp, müzik aletleri ile mini konser verenler oldu. Beş kişi cüzdan kaybetti. Ama hepsi bulundu, sahiplerine teslim edildi. Kalıp alma yaklaşık 15 dakika sürüyordu. Çamurdan bir kalıbın üzerine elinizi koyuyorsunuz. Önce eliniz kremleniyor sonra da silikon sürülüyor. Daha sonra alçı yapılıyor.
15 dakika sonra elin kalıbı alınmış oluyor.
Atölye aşaması da zordu. Atölyede kalıplar erkek, kadın; sol, sağ, yaşlı, genç olarak ayrıldı. Sütunların kalıplarının her biri üçer tondu.
25 ton çamur, 750 kilo silikon kullanıldı
Heykel üç sütundan oluşuyor. Uzaktan bakıldığında başaklar görülüyor. Yaklaştıkça eller belirginleşiyor.
Her sütunda 20 dal, her dalda 70-80 arası el bulunuyor. 6 bin 800 elin geri kalanı (yaklaşık 2 bin) sütunların iç yüzeylerine toplanmış.
Sütunların her birinin boyu 6 metre, ağırlığı yaklaşık 1 ton.
Anıtın yanındaki mermer bölümde tabletlerde, el verenlerin isimleri yer alıyor.
Çalışma için 25 ton çamur, 750 kilo silikon, 15 ton alçı, 200 ton su, 100 metre tahta kullanıldı.
Eser için beş ay boyunca pazar dahil her gün, günde 12 saat çalışıldı.
Açılış Ahmet Piriştina'nın ölüm tarihi olan 15 Haziran'da yapılacaktı ama gümrükteki bir aksaklıktan dolayı gecikti.
|
|
|

|