|
Hurafeye, fala kapılmış, hızla geri gidiyoruz
Eski bir kanundan birkaç satır aktaracağım:
"Alelumum (genel olarak-bütün) tarikatlarla şeyhlik, dervişlik, müridlik, dedelik, seyyidlik, çelebilik, babalık, emirlik, nakibilik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük ve gaibden haber vermek ve munada kavuşturmak maksadıyla nüshacılık gibi unvan ve sıfatların istimaliyle, bu unvan ve sıfatlara ait hizmet ifa ve kisve iktisası memnudur... Yukarıdaki unvanları taşıyanlar veya bunlara mahsus hidematı ifa veya kıyafet iktisa eyleyen kimseler üç aydan eksik olmamak üzere hapis..."
Bu yasa Anayasa'da sözü edilen İnkılap kanunlarından 677 sayılı kanundur. Ancak:
Kahvehanelerde (şimdi adı kafe olan ve çoğunlukla gençlerin devam ettiği mekânlar) açıkça fal bakılır yazıları görüyorum. Daha ileri gideyim, bazı meydanlarda kurulan tezgâhlar var, bunlarda bile "Fal bakılır" tabelası var. Ancak kimsenin "Bu iş suçtur, ne yapıyorsun?" dediği yok. Üstelik işin daha endişe verici yanı, bunlar iyi para kazanıyorlar ki bu işi alenen yapabiliyorlar. Yani bu saçma sapan fallara inananlar da var. Demek ki almış başımızı hurafeye, fala, muskaya kapılıp son süratle geriye doğru gidiyoruz. Yukarıdaki yasada geçen tarikatlar ve şeyhler konusunu ise okuyucunun takdirine bırakıyorum.
Ben bugün orta yaşın da üstünde biriyim, özellikle bugünün gençlerinin müspet bilime inanmış kimseler olarak yetiştirileceğini hayal eder, hurafeye dalmış olarak göreceğimi düşünemezdim. Çok yazık.
tamerheper@host.com
|
|