Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Ağustos 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
5 milyar dolarlık riski taşıyor

Sigorta broker'lık şirketi Martin and Martin'in Yönetim Kurulu Başkanı Can Ateş, Bağımsız Devletler Topluluğu ve Doğu Avrupa ülkelerine açıldıklarını anlatıyor


Fiziki şartlara bakarsanız; manzarası, konumu ve mönüsüyle "olgunlukla" karşılanabilecek bir İtalyan restoranı Akmerkez'deki Paper Moon. Ancak açılmasının üzerinden 10 yıl geçmesine karşılık halen bu kadar "diri" ve "şımarık" kalmasının ilginç bir denklemi olsa gerek.
New York ve Milano'daki şubelerinin aynı "tılsımı" yansıtmadığını söyleyenler az değil.
Paper Moon'un "popülerlik" analizini yaparken, restoranın sahibinin bir "Dinçkök" olmasını ve Forbes dergisinin 2006 değerlendirmesindeki 21 Türk milyarderinin arasına girmesini göz ardı etmemek gerekir. En başa da Ali ve Ömer Dinçkök kardeşlerin paraya - pula, sattığı pizzalarla ulaşmayacağını koymalı...
Üç kuruşun hesabını yapmadan, "bol kepçe" fiyat ve kalite standardı tutturma lüksleri var.

Kentin iktidar alanı
Paper Moon'da bir yemeğin kent yaşamının ne kadar önemli bir parçası olduğu, zaman zaman sanatçıların, mankenlerin ve meşhurların "skandalları" ile su yüzüne çıkıyor.
Oysa bu restoranın bir başka yüzü var ki, o da İstanbul'un "iktidar" alanını çerçeveliyor.
Ünlü isimlerin oluşturduğu masa kümelerinin yaydığı "ışık", kimileri için Paper Moon'da olmayı "vazgeçilmez" kılıyor.
Medyada yer aldıkları hacim veya haber sayısı, restoranın müşterilerinin göz hapsine alınma derecelerini belirliyor. Birbirleriyle tanışanların selamlaşma süreleri de paralel bir kritere dayanıyor.
Böylesi bir günde sigorta broker şirketi Martin and Martin'in Yönetim Kurulu Başkanı Can Ateş ve arkadaşlarımızla Paper Moon'da kuşkonmaz ve çeri domates salatası yiyoruz.
Diğer masalarda Akbank'ın patroniçesi Suzan Sabancı, Galatasaray İkinci Başkanı Ergun Gürsoy, sanatçı Seda Sayan, transfer görüşmelerini Paper Moon iklimine taşımakta ısrar eden Reha Muhtar ile Vatan'dan Yavuz Semerci, aynı zamanda da adı henüz manşet altında kalmış finansçılar, işadamları...
"Ünsüz" ve boş masa görmedim!

Ukrayna'da stadyum
Ateş, 20 yıldır sigortacılık sektöründe. İmzaladığı sözleşmelerin taşıdığı risklerin toplamı 5 milyar dolar. Türkiye'deki 25-30 sigorta broker'ından biri.
"Bir değeri yerine koymak"; yaptığı iş bu.
Ateş, "Günümüzde servet, değer sahibi olmak o kadar zorlaştı ki, sigortacılık alanı büyüyor" diyor.
Varlıkları, bilgiyi korunmaya daha çok gereksinim duyuluyor.
Broker'lığın da önemi artıyor. Şirketlerin yüzde 60 - 70'i doğrudan sigorta acentesine gitmiyor, "broker" vasıtasıyla "kendi lehine uygun" poliçe dizaynı oluşturacak bir yol izliyor.
Broker olmak için en az 8 yıl bir sigorta şirketinde üst düzey yöneticilik yapmış olacaksın. Güven, bilgi ve sermaye biriktiren sektör "liderleri" ortaya çıkmaya başlıyor.
Sigorta şirketlerine yabancı yatırımcıların ilgisi artıyor, satın da alıyorlar.
Martin and Martin, en son Şarık Tara'nın şirketi Enka'nın Ukrayna'da yaptırdığı 50 bin kişilik "Donetsk Stadyumu"nu sigortalamış.
Ukrayna'daki varlıklarının yanı sıra, uluslararası faaliyetlerine Kazakistan'da başladıklarını söyleyen Ateş, Azerbaycan, Özbekistan, Doğu Avrupa ülkeleri ve Afganistan'a yayıldıklarını anlatıyor.
Ateş'i aslında ilk keşfeden magazin basını. TV ekranlarının "en alt grup" programlarını, "A" sınıfına taşıma başarısı gösteren sunucu Ebru Akel'in erkek arkadaşı olarak...
Türkiye Sutopu Milli Takımı'nda 125 kez yer alan Ateş'in sıkı bir Beşiktaşlı olması, Paper Moon'un spor aromalı "masa geyiklerinin" bir parçasıydı; sigortacısı değildi.

syilmaz@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Övünelim övelim, havanda su dövelim
Tıpkı vaktiyle Vietnam'da, Nikaragua'da olduğ...
Melih AŞIK
Affetmek üzerine
Lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine b...
Fikret BİLA
İki komutanın konuşmalarındaki şifreler
Genelkurmay Başkanlığı'na atanan Org. Yaşar B...
Hasan CEMAL
Aydınlık, karanlığı yendi!
Amin Maalouf, Lübnanlı bir yazar. Anadili Ara...
Can Dündar
1980'lerin yıkımından kurtulmayı başaran bir ikona
1980'lerin ortası Londra... Şehrin merkezind...
Abbas GÜÇLÜ
OKS'de 3. ön kayıt inadı
Milli Eğitim'de müthiş bir otorite boşluğu ya...
Metin MÜNİR
Bazıları yangın sever
Ormanlar yanar. Ardından ağlaşma başlar. Onun...
Hasan PULUR
Meşhur yalanlar!
HİÇ yalan söylemeyen var mı?
Derya SAZAK
Söz Bakan'ın
Orman yangınlarıyla ilgili eleştirilerimiz üz...
Tamer HEPER
Hurafeye, fala kapılmış, hızla geri gidiyoruz
Eski bir kanundan birkaç satır aktaracağım: ...
Güngör URAS
Tokat'ta 1 milyon ton domates üretildi
Domatesin mis gibi özel bir kokusu olduğunu h...
Serpil YILMAZ
5 milyar dolarlık riski taşıyor
Fiziki şartlara bakarsanız; manzarası, konumu...

© 2006 Milliyet