|
 |
|
|
Bu mısır, bu incir
Kuşlar okuyarak değil, görerek, deneyerek öğrenir. Üstelik nice okuyan ve hiçbir şey öğrenmeyen insandan çok daha çabuk ve sağlam
suha.umar@isbank.net.tr
Onu ilk gördüğümde, babasının uzattığı bir ekmek içini didikliyordu... Yavruağzı derler, sarı ile kavuniçi arası bir renk vardır. Bütün kuş yavrularının, çok açılabilsin de annesi, babası içine kolayca yemek koyabilsin diye yumuşak dokudan oluşan ağzı o renktir.
Plajda çöp koymak için kullanılan saksının kenarına, annesinin yanına konmuş yavru serçenin ağzı da yavruağzı rengindeydi. Annesinin gözünün içine bakıyor, her hareketini dikkatle izliyordu.
Birisi saksıya, üzerinde hâlâ bazı taneler bulunan bir haşlanmış mısır koçanı bırakmıştı.
Anne serçe kalan tanelerden birini özenle kopardı. Hareketleri özellikle yavaştı. Sanki yavrusu onun ne yaptığını iyice görsün ister gibiydi. Sonra taneyi yavrusuna verdi. "Bak kızım bu mısır. Yenir" der gibi.
Ve bunu bir kaç kez tekrarladı. Bir süre sonra yavru da annesinin hareketlerini taklit etmeye, koçanda kalmış mısır tanelerini kendi gagası ile koparmaya başlamıştı.
Ders başarı ile tamamlanmış, yavru serçe mısırın bir yiyecek olduğunu ve nereden, nasıl bulunabileceğini öğrenmişti.
Birlikte uçup gittiler.
Plajda bir de incir ağacı vardı. İncirler yeni olmaya başlamış, bazıları da yarılmıştı.
Ve serçe ile yavrusu sabah ağaca geldiler. Anne bu defa kızını -belki de oğlu idi çünkü yavru kuşlar ergin renklerini almadan, çoğu kez hepsi dişi rengine yakındırlar- inciri göstermeye getirmişti.
Önce annesini dikkatle izleyen ve incirin tadını alan yavru kısa sürede inciri de kendi başına gagalamaya başlamıştı.
Annenin işi zordu. Daha kim bilir kaç yavru, kim bilir kaç yiyecek vardı, tek tek gösterilecek.
Kuşlar okuyarak değil, görerek, deneyerek öğrenir. Üstelik nice okuyan ve hiçbir şey öğrenmeyen insandan çok daha çabuk ve sağlam.
Bak kızım! Bu mısır, bu incir!
İkisi de yenir.
Soldaki ayı
Hem korucu hem kovucu! Analar neler doğuruyor!
Beldeyi PKK'dan koruyor. Gece olunca domuzları kovuyor!
Bahane ile ayı vuruyor!
Fotoğrafta bir yanda ayı, bir yanda bu. Kucağında otomatik keleş yani Kalaşnikof! Ayının değil.
Ayı PKK'lı mı? Ayıların bölücülük yaptığını bilen yok.
Peki siz hiç korucu görünce ayı taklidi yapan bölücü örgüt elemanı duydunuz mu?
O zaman kucağı keleşli, ayıyı neden vurmuş?
Amma karışık hikaye! Fotoğraftan anlaşılmıyor. Yazıdan da.
Ayı nesli tehlikede. Yani fotoğrafta solda olanın!
Keleş av silahı değil. Kaldı ki devlet verdiyse, yapılan iş görevi kötüye, devlet malını da amacı dışında kullanma.
Av mevsimi kapalı. Domuz sürek avı özel izne bağlı. İzin var mı? Yok. Kucağında keleş olana gece tarlada bek avı da yasak çünkü o avcı da değil.
Ayı da zaten tarlada değil. Dağda. Gece kendi ormanında, kimseye ilişmeden dolanıyor. Belki eşine gidiyor belki çocuklarına birkaç ahlat topluyor.
Kucağı keleşli basıyor kurşunu kendi yoluna giden, hatta eli tüfeklileri görünce kaçmaya çalışan garip kocaoğlana. Hiçbir hayvan sıkıştırılmadıkça insana saldırmaz. Hepsi kaçar.
Ava çıkan bir kişinin, yabani hayvanların kendisine saldırdığını ileri sürmesi insan zekasına hakarettir. Sormazlar mı kucağında keleş olana; "Sen elinde keleş, gece vakti ormanda ne arıyordun? Yasak zamanda, domuz avı diye dolanıyormuşsun! O zaman kendini savunan kim? Orada olmasan ayı ile neden karşılaşasın?" diye.
Marifet! Fotoğrafta sağda olan hem de belediye başkanı! Ayıyı belediye kepçesi ile gömdüren de o. Delilleri karartarak.
Kucağı keleşli, tepkilere kızmış! "Ayı olmak istiyorum!" diye dilekçe verecekmiş!
Zahmet etmesin! Ayı olabilmek için insanlık gerek.
Fotoğrafta iki resim.
Ayı soldaki!
|
|
|

|