
|
|
|
 |
|
|
Milliyet'ten okurlarına
Yangın, çevre ve demokrasi dersleri
Doğan Akın
Doğal çevrenin korunması Milliyet'in yayın politikasında özel bir ağırlık taşıyor. Sayfalarımızda giderek artan bir yer tutan çevre sorunları, bir ölçüde gazetemizdeki dosyalarla Türkiye'nin sürekli gündeminde yer buluyor.
Başta Selçuk-Kuşadası, Gökova kıyıları ile Kaş olmak üzere pek çok bölgede aynı anda patlak veren orman yangınları, geçen hafta her gün birinci sayfamızdaydı.
Ormanlarımızın 20.7 milyon hektara (1 hektar=10 dönüm) yayılan toplam büyüklüğü Türkiye'nin yüzölçümünün dörtte birini aşıyor. Yaklaşık 2 bin hektarı kül eden son yangınlar, bu göreve tahsis edilen sınırlı sayıdaki uçağın ormanlarımızı koruyacak yetenek ve donanımda olmadığını gösterdi. Çarşamba günü "Kimse masal anlatmasın", perşembe günü de "Yangın beş gün uçak bekledi" başlıklarıyla manşete ve sürmanşete çıkardığımız haberlerde mücadelede görülen eksiklere işaret ettik.
"Keşke uçağımız olsaydı"
Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Ankara Haber Müdürümüz Serpil Çevikcan'a "Keşke daha çok amfibik uçağımız olsaydı" diyerek yetersizliği kabullendi. Ancak şu görüşleri de dile getirdi:
"Arkadaşlarımız hiçbir yerleşim yerinin yanmasına müsaade etmedi. Önce insan tabii. İnsan, ormandan daha önemlidir. Yani 1-2 bin hektar mı yansın, bir insan mı yansın? 2 bin hektar yansın, bir insan yanmasın. Çünkü biz 2 bin hektarı bir yıl içinde ağaçlandırırız. Ama insanların canının yedeği yok. En büyük talihsizliğimiz (...) C 130 uçaklarının Gürcistan'a müdahalede arızalanması oldu. Bu sene bunları belki hiç kullanamayacağız."
Sadece ağaç yanmadı
"Önce insan" vurgusunu anlamakla birlikte Pepe'nin ormanları "bir yılda geri getirilecek ağaçlar"dan ibaret saymasını yadırgadık. Bakanlığın kayıtlarına göre "Türkiye ormanlarında 3 bini başka ülkede yetişmeyen 9 bin bitki türü, 120 bin omurgasız, 426 kuş, 8 kaplumbağa, 49 kertenkele, 36 yılan, 20 kurbağa ve 120 memeli hayvan türü" yaşıyor. Onlar da her yangında azalıyor ve yok oluyorlar.
Pepe'nin, yangınlar sürerken yeni uçak ve helikopter ihalesine çıkılacağını duyurması da, mevcut uçakların arızalanmasını açıklayan doğru ifadenin "talihsizlik" değil aslında "tedbirsizlik" olması gerektiğini gösteriyor.
Hollanda'nın ayıbı
Gazetemizin geçen hafta gündemde tuttuğu diğer çevre haberi, sadece 1 ton asbest içerdiği iddiasıyla sökülmek üzere Hollanda'dan Türkiye'ye doğru yola çıkarılan "Otapan" adlı gemiydi. Otapan'a ilişkin gelişmeler, geçen hafta üç kez birinci sayfamızdan duyuruldu.
Çevre örgütlerinin gemideki tonlarca asbestin gizlendiğini açıklaması ve basının uyarıları, geminin Türkiye'ye girişine onay vermiş bulunan Çevre ve Orman Bakanlığı'nı harekete geçirdi. Türk karasuları önünde bekletilen geminin aslında 54 ton asbest içerdiğinin belirlenmesi üzerine Osman Pepe "geminin Türkiye'ye sokulmayacağını" duyurdu.
Olay, bu tür gemilerin Türkiye'ye kabul edilmesine ilişkin prosedürü hızla gözden geçirmenin önemini ortaya koyuyor. İzin aşamasında tedbirsiz davrandığı anlaşılan bakanlığın daha sonra uyarıları dikkate almasının Türkiye'yi zehirli bir tuzaktan koruduğunu söyleyebiliriz.
Dokunulmazlık
Milliyet, "cinsel taciz"le suçlanan İsrail Cumhurbaşkanı Moşe Katsav'ın sorgulanmasını ele alış biçimiyle yurtdışındaki bazı gelişmeleri Türkiye ile paralellikler kurarak ele almanın yarattığı farkı ortaya koydu. Olayı "Demokraside dokunuyorlar" başlığıyla manşete taşıdık.
Savaş halindeki İsrail'de devletin zirvesindeki isim "cinsel taciz" iddiasıyla sorgulanırken Türkiye'de eşini döven milletvekillerine bile dokunulamamasının yarattığı görüntüye dikkat çektik.
Milletvekilleri hakkında "tehditten sahte belge hazırlamaya, eşe dayaktan görevi kötüye kullanmaya" kadar bir dizi suçlama içeren 241 fezleke TBMM'de bekletiliyor. AKP'nin, dokunulmazlığın kaldırılmasına, sınırlandırılmasına ya da en azından talep eden milletvekillerine yargılanma olanağı sağlanmasına karşı çıktığı biliniyor.
Demokratik hukuk devleti konusunda adım atması için model önermek elbette Türkiye'ye, Cumhuriyet'i kuranlara haksızlık sayılır.
İşgale direnen Anadolu'daki savaş koşullarında bir Meclis toplamak... Ve Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı o Meclis'e yönettirmek... Demokratik değerlere inancın bundan daha kuvvetli bir ifadesi olabilir mi?
TBMM'nin ilham kaynağı bellidir!
dakin@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|