Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 30 Ağustos 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Eyüpsultan ve Pierre Loti


Sevgili Can Dündar, "Ankara'da yaz bitti" başlıklı dünkü yazısında; sanatına âşık bir bateristin, orkestra dışı kibar bir dekreşendo gösterisiyle timballere hafifçe vurması benzeri, Ankara'da hızlanacak bir fırtınanın ilk damlalarıyla esintilerinden söz ediyordu:
"Komuta kademesi dün değişti.
Sırada Çankaya Köşkü var.
Ve tabii seçimler...
Bu büyük kapışma arifesinde zirvede el enseler başladı bile..."
* * *
Ne orman yangınları önemli, ne sel baskınları, ne bebek ölümleri, ne trafik kazaları, ne de Türkiye'deki itfaiye teşkilatının donanımı, personeli ve bütçesiyle 3 bini aşkın belediyede nasıl konuşlanmış olduğunun, AB üyesi ülkelerdekiyle kıyaslamalı bir dökümü...
Önemli sorun şu:
- Başbakan Tayyip Bey, Çankaya'ya çıkabilecek mi, çıkamayacak mı?
* * *
AB ile başlayan müzakere döneminin askıya alınmasıyla; öldükten sonra mükafatlandırılma olanağının yöntemleri, Ortadoğu'nun sakallı liderleriyle zıtlaşmayan siyasal demeç, nutuk ve söylemler buketi oluşturmaya büsbütün başladığında...
Washington'un Çankaya doruğu seçimlerine bakışı, ne tür bir tercihe mıhlanmada acaba?
Bütün bu "acabalar"ın bulutlandırdığı Ankara ufuklarında, ufaktan ufaktan başladı şimşekler de çakmaya...
* * *
Rutubetin yüzde 70'e çıktığı İstanbul sıcaklarında, tufanı andıran bir sağanak başlar başlamaz...
Yarım saat sonunda Kazancı Yokuşu'ndan coşa taşa bir sel inmeye başladı Meclisi Mebusan Caddesi'nden Fındıklı-Kabataş Parkı'na doğru...
Köpüre kabara inen sel, neredeyse pizzacı dükkânlarının önünde sıra sıra, yan yana duran servis motosikletlerini de sürükleyecek gibiydi...
Şiddetli yağmur 2 saat daha sürseydi, seller kıyılara park etmiş arabaları da sürükleyecek ve İstanbul'un başka semtlerinde olduğu gibi Fındıklı da "sellere teslim olacaktı".
* * *
Sele kapılmış motosikletleriyle arabalarının peşinde, panik halinde koşuşan insanları yatıştırmak için, yerel politikacılar devreye girerlerse şöyle demeçler vereceklerdi:
- Merak etmeyin Türkiye büyük bir devlettir. Türk ulusu bu tür sellerle su baskınlarını, asla affetmeyecektir.
* * *
Oysa pazar günü Unkapanı'ndan Eyüp'e kadar Haliç kıyıları, yemyeşil uzanıp giden parklarda çoluk çocuk piknik yapan türbanlı ailelerle doluydu.
Hava sıcak mı sıcaktı. Asfalt kıyıları bir araba istilasına uğramıştı.
Hele hele Eyüpsultan ve Eyüp Mezarlığı'nın tepesindeki Pierre Loti çay ve nargile bahçesi...
* * *
Ramazan yaklaştığı için, nikâhlanmalarla sünnet düğünleri de hızlanmıştı...
Beyaz gelinlikler içinde başı iyice bağlı gelinlerle; beyaz sünnet takkeli, uzun beyaz pantolonlu, beyaz pelerinli, elinde altın rengi küçük bir âsâ tutan, minik prens taklidi sünnet çocukları, Eyüpsultan'ın türbesini ziyarete geliyorlardı.
* * *
Osmanlı padişahlarının da tahta çıktıktan sonra, gidip kılıç kuşandıkları Eyüpsultan Türbesi...
Kitle inançlarının yarattığı efsanelerle yüklü bir türbe...
* * *
7. yüzyılda Arap orduları da kuşatmıştı Doğu Roma İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul'u.
Bu kuşatmaya Hz. Muhammed'in sancaktarı Ebu Eyyub el-Ensari'nin de katıldığına ve o sırada hastalanıp ölünce de, İstanbul surlarının hemen yakınına gömüldüğüne inanılmıştı.
* * *
Aradan 800 yıl geçtikten ve 1453'te Fatih II. Mehmet, İstanbul'u fethettikten sonra, kendisinin hocası Akşemseddin'in Ebu Eyyub el-Ensari'nin mezarını bulduğu ilan edilmişti.
Fatih II. Mehmet, hemen oraya bir türbe ile bir de cami yaptırdı.
* * *
Ve 400 yıl sonra da III. Selim, iyice harap olmuş Eyüp Camii'ni yıktırıp, yerine bugünkünü yaptırdı.
Eyüp ve Eyüpsultan Türbesi, İstanbul'un en kutsal semtleriyle anıtlarından biri, belki de birincisi...
* * *
Geçtiğimiz pazar Eyüp Mezarlığı'nın lahit yanları da, Pierre Loti çay bahçesi de hıncahınç doluydu.
Ve başörtülü genç hanımları veya yakınlarıyla masaları doldurmuş olan erkekler de; genç kuşağın, şehirliden çok, kasaba uzantılı çocuklarıydı.
* * *
Oturdukları tepeye adını veren Pierre Loti'nin, kim olup olmadığını biliyorlar mıydı acaba?
Tahmin etmek zordu.
Loti'nin 29 yaşında yazdığı ilk roman olan Aziyade'yi, okumuş kaç kişi vardı ki acaba aralarında?
Çok mu önemliydi bunları bilmek?
Yok canııım...
* * *
Bir deniz subayı olan Julien Viaud -yazar adıyla Pierre Loti- ilk kez 26 yaşında genç bir teğmenken gelmişti İstanbul'a... Yaşlandığı yıllara kadar, 6 kez daha geldi buralara...
30 yaşını geçe "Bir Sipahinin Romanı"nı yazdı, 60'ını geçe de "Can Çekişen Türkiye"yi...
* * *
Yangınlar, sel baskınları, yolu olmayan köyler ve ne yapacağını bilemeyen insancıklar, o zamanlar da şimdikinden daha az değildi herhalde...
Önemli olan ise sadece iktidardı.
O kadar önemli olmasa, 36 padişahtan 14'ü devrilir miydi?
* * *
Bendeniz de inanıyorum ki, Ankara'da siyasal fırtınalar şiddetlenecek gibi...
Bir daha yıla ağustos sonunda, hangi tür haberler ve manşetlerle donanacak medya kim bilir?
* * *
Dünkü Milliyet'te bir sayfayı boydan boya kaplamış bir haber vardı:
"Son yolculuğuna yalnız gitmedi - Yalnız yaşadığı evinde hayata gözlerini yuman ve kimsesizler mezarlığına defnedilecek denilen yazar Muzaffer Buyrukçu dün CHP'nin öncülüğünde sevenlerince Zincirlikuyu'da toprağa verildi."
* * *
Otel odalarında yaşamış olan Yahya Kemaller'i, Ercüment Ekremler'i de bildiğim ve Bulgaristan'da ölmüş olan Orhan Kemal'in cenazesini de almaya kimsenin gitmediğini, Naci Sadullah'ın cenazesinin de 15 kişiyle kaldırıldığını hatırladığım için; gözlerimin iç tarafında tuhaf bir yalnızlık acısının ateşleri yanıp söndü...
Canım yani çok mu önemliydi şu kalem sahipleri?
Yok canııım...
* * *
Upuzun direklere koskocaman bayraklar asmak, yeter de artardı bile bir devletin büyüklüğünü kanıtlamaya...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
30 Ağustos, laiklik, demokrasi
YAKIN tarihimizin en önemli tanıklarından Fal...
Çetin ALTAN
Eyüpsultan ve Pierre Loti
Sevgili Can Dündar, "Ankara'da yaz bitti" baş...
Melih AŞIK
Büyük Taarruz
Bugün Zafer Bayramı... Kurtuluş Savaşı'nda iş...
Fikret BİLA
Cemil Çiçek: Lübnan'da milli menfaatimiz var
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Lübnan'a as...
Hasan CEMAL
Büyükanıt Paşa'yla üslubu!
Televizyonda Genelkurmay'daki devir teslim tö...
Abbas GÜÇLÜ
Başbakan Erdoğan'a açık mektup
"Sayın Başbakan,
Hurşit GÜNEŞ
Lübnan'a asker
Türkiye'nin Lübnan'da kurulacak olan BM asker...
Nail GÜRELİ
Hortuma kılıf mı aranıyor?
Bir dokun bin ah dinle misali; geçen hafta Bü...
Sami KOHEN
Onlar daha çok ilgileniyor
YILLARDAN beri İngiliz gazeteleriyle olan ili...
Metin MÜNİR
Çeşme Yarımadası için endişe verici planlar
Çeşme Yarımadası'nda, küçük bir devlet kurabi...
Hasan PULUR
Büyük Zafer
MAHMUT Esat Bozkurt, Kemalist devrimin kurmay...
Ece TEMELKURAN
Lübnan'a değil, yangına!
Tek tek bütün ağaçların ruhları nur içinde ya...
Güngör URAS
'Zafer Haftası' 'Zafer Bayramı'
Biz bir zamanlar, 26 Ağustos'ta başlayıp 30 A...
M. Ali BİRAND
Genelkurmay, 2010'a kadar kapandı
Geçen yıllarda, komutanların veya Genelkurma...

© 2006 Milliyet