|
 |
|
|
Ah o eski fuarlar
Çeşitleme / Selim Türsen
Yarın 75'nci kez kapılarını açacak İzmir Fuarı hazırlıkları beni sık sık 40-45 yıl öncesine çocukluk ve ilk gençlik yıllarımın fuarına götürdü. Hani İzmirliler için yılın en önemli olayının "fuar" olduğu o yıllara. Kendimi bildiğim ilk yıllarda benim için fuar lunapark demekti. Renk renk ışıklar altında atlı karınca ile başlayıp yaş ilerledikçe çarpışan arabalara, korku tünellerine, komik aynalara kadar uzanan çılgın bir eğlenceydi lunapark biz çocuklar için.
Çocukluktan gençliğe geçerken fuara akın eden şarkıcılara, gruplara yoğunlaştı ilgimiz. İzleyicileri uçuran Beyaz Kelebekler, Samanyolu şarkısı dillerden düşmeyen Berkan, yeri göğü inleten Moğollar, sırtında pelerini ve ayağında mini şortuyla sahneye çıktığında herkesi şaşkına çeviren sonra da muhteşem sesiyle nefesleri kesen Zeki Müren, bunların yanında Bayan Bacak, İmamın Karısı gibi sezonluk ünlüler ve onların dedikodularıyla göz açıp kapayıncaya kadar bir ay geçip giderdi.
* * *
Fuar tabii ki sadece cümbüş ve sazdan ibaret değildi. Birbirleriyle kıyasıya bir rekabet içinde olan ülke pavyonlarında en son ürün ve teknolojileriyle bütün dünya ayağımıza gelirdi. Soğuk savaş yıllarının iki süper gücü ABD ve Sovyetler Birliği pavyonlarının kapılarında uzun kuyruklar oluşurdu. O yıllarda televizyon olmadığı için uzay seyahatleri, çılgın ayak oyunlarıyla rakiplerini deviren dünya boks şampiyonu Muhammed Ali Clay'in filmleri bu pavyonlarda izlenirdi. Alman pavyonu ise son model otomobilleriyle göz kamaştırırdı. Hindistan, Pakistan, Yemen derken gerçek bir enternasyonel buluşma olan fuarı gezmek için günler yetmez ziyaretçilerin ayaklarına kara sular inerdi.
Fuar, gümrük duvarlarının yüksek, mal girişi çıkışının çok zor olduğu o yılların ticari yaşamında çok özel bir öneme sahipti. Fuar kotaları sayesinde pek çok yabancı malı almak mümkündü. Türkiye'nin dört bir yanından yatırımcılar fuar zamanı İzmir'e gelir önemli iş bağlantıları yaparlardı.
* * *
Zaten İZFAŞ Genel Müdürü Doğan İşleyen'in de bir sohbetimizde anlattığı gibi, İzmir Fuarı'nın eski parlaklığını yitirmesi bu şartların değişmesinden kaynaklandı. Gümrük duvarları 80'li yıllarda yıkılınca, bir çok ürün dünya piyasalarıyla aynı anda Türkiye'ye girmeye başladı. Artık alıcıların bir yıl fuar zamanını beklemesine gerek kalmadı ve İzmir'in ayrıcalığı bitti. Fuar bugün organik tarım, yenilenebilir enerji kaynakları, mermercilik gibi uzmanlık fuarlarıyla yeni bir kulvarda yükseliş dönemine girmiş bulunuyor. EXPO 2015'in İzmir'de yapılması için alınacak bir karar ise bu yükselişi şahlandırır. Yılların birikiminin İzmir'i, çok uzak olmayan bir gelecekte, Türkiye'nin ve dünyanın sayılı fuar merkezlerinden biri haline getirmesi güçlü bir olasılık.
En büyük ihale şeffaf olmalı
Bazı ülkelerin petrolü vardır, bazılarının altını. Türkiye'nin en önemli doğal kaynağı ise güneş, deniz, tarih ve kültürel varlıklarıyla turizm alanları. Çeşme, Alaçatı ve Paşa Limanı'nda yüksek standartlarda turizm kentleri kurulması için arazi tahsisi bu nedenle önemli. Yılın 9 ayı boş duran yazlıklar yerine, jeotermal su kaynaklarının da kullanımı ile 12 ay işleyecek tesisler bölgeyi Avrupa'nın sayılı sağlık merkezlerinden biri haline getirecek.
Avrupa'da nüfusun giderek yaşlandığı düşünülürse projenin cazibesi daha da iyi anlaşılır. Toplam 13.5 milyar YTL ile Cumhuriyet tarihinin en büyük ihalesi olması beklenen bu projeye büyük bir ilgi olduğu anlaşılıyor. Nasıl çok kritik özelleştirmeler televizyonlarda canlı yayın eşliğinde yapıldıysa, böylesine büyük girişim için yapılacak ihaleler de kimsede küçücük bir soru işareti uyandırmayacak kadar şeffaf olmalı.
stursen@milliyet.com.tr
|
|
|

|