Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 31 Ağustos 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Araştırmacı gazeteciliğin haşmeti

Sevgili Haşmet Babaoğlu, "Fenerbahçe'deki transferlerin sahadaki futbolculara psikolojik etkisi" konusunda tıpkı benim maç yazımdaki gibi bir konuşma yaparken esamemiz bile okunmadı.
Ama ben öyle yapmayacağım. Haşmet'in hakkı Haşmet'e!
Kezman'ın, kanlı Sırp çetesi Çetnik işaretine sahip çıktığı, kendini bu tarihi kasaplarla özdeş hissettiği gerçeğinden ilk bahseden Haşmet Babaoğlu'dur.
Tipik bir "araştırmacı gazetecilik örneği"!
Bu şeref ona ait.
Peki Kezman gibi netameli fikirlere sahip ve bizim ulusal hassasiyetlerimize ters düşeceği gün gibi aşikar bir futbolcuyu, akşamüstü Atletico Madrid kulübüne girip, hiç pazarlık yapmadan milyonlarca Euro'yu bastırıp almanın şerefi?..
O da, "acelesi olan yöneticilerin" marifeti.
Evet... Senelerdir hikayesi anlatılan Şampiyonlar Ligi'nin bu kez kapısını bile çalamayan Fenerbahçe için "gündem değiştirmek" şarttı.
Ve Fenerbahçe Yönetimi "hediye çekiyle marketten alış veriş eden zengin çocuğu gibi" pahalıdır vardır bir hikmeti diyerek Kezman'ı aldı.
Aldı ve ülke gündemine yeni bir sayfa açtı...
Adeta Sırp-Boşnak savaşı hafızalarımızdan çıkıp gözümüzün önüne geldi yine.
Katledilenler... Kendilerini "Çetnik" diye tanımlayan katiller... Ve dünyanın en ılımlı insanlarından biri olsa da "taraf" olmak zorundakiler.
Savaş, böyle kirli bir şey işte.
Bizim ülkemizin bile, Boşnak siperlerine röportaj yapmak için giden ve emanet aldığı tüfekle Sırp askerini vuran gazetecinin kahramanlık öyküsüne şahit olacak kadar dengesi bozulmuştu o zamanlar.
Elbette Kezman'ın ve sülalesinin katliamların neresinde olduğunu bilemeyiz. Ama bir Sırp olarak savaşta kimin saflarında bulunacağından emin olabiliriz.
Savaşta seçenek yoktur.
Sizin insanlarınız çıtayı hangi yükseğe koymuşsa, onu savunmak boynunuzun borcudur.
Önemli olan, en azından barışta insan kalmak.
Biz hoşgörülü bir ülkeyiz. Karşısındaki genç sadece sağcı solcu diye onu piyano telleriyle infaz eden insanlarımızı, bugün dış düşmanlara karşı kol kola görünce bile hisleniriz.
Kezman da geçmişe sünger çekerse hoşgörümüzden nasibini alır.
Lakin "acele" transferleriyle ülke gündemindeki Sırp-Boşnak savaşını hortlatan yöneticilerimiz, "ARGE" den sınıfta kalmıştır. Araştırma-geliştirme önemlidir. Kafa çalıştırmak, düşünmek, olasılıkları hesaplamak... Aksi halde petrol zengini Araplar, dünyanın en medeni ülkesi olurdu değil mi?
Siz araştırmazsanız, Haşmet Babaoğlu araştırıp ortaya çıkarır işte.

Hakem deyip geçme!

Hakem meselesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin manevi şahsiyetini tahkir boyutlarına ulaştı artık.
Söylendiği ve yazıldığı gibi bu adamların büyük bir kısmı "emir kulu, tetikçi, taraflı, çıkarcı ve komplocu" ise milyarlarca dolarlık bir endüstrinin adalet işini nasıl onlara bırakabiliriz?
Suçlama ve tahminler doğru değilse, biz bu komplo teorileriyle nasıl yaşayabiliriz?
Futbol üzerinden, insanın ülkesine güvenini sarsan bir ortam.
Berbat... Fecaat...
Resmen "futbolda adalet yoktur, gücü gücü yeteni oturtur" şeklinde yorumlarımız.
Doğruysa işimiz biter. Doğru değilse "şüyuu vukuundan beter".
Artık bir iki hakemi "sallandırır" mısınız. Hakemler hakkında konuşanı zindana mı atarsınız?.. Bir şeyler yapın; bu iğrenç atmosferde nefes almaktan kurtulalım.
Birinin penaltısı verilmemiş, birinin elle yediği gol görülmemiş... Geçiniz.
Futbolu izleyen milyonlarca insanın kafasındaki imaja bakın siz.
Herhangi bir maçın yorumu hakemle başlıyor mu başlamıyor mu? "Hata" değil; dikkat edin... "Kasıt" aranıyor ve bulunduğundan emin olunuyor mu olunmuyor mu?
Çoluk çocuk böyle düşünüyor mu düşünmüyor mu?
Futbol, bu ülkenin en popüler uğraş ve ilgi alanlarından biri değil mi?
En popüler uğraş üzerinden en derin negatif propaganda yapılıyor mu yapılmıyor mu?
Türkiye Cumhuriyeti'nin manevi şahsiyetini törpüleyen en sinsi erozyon budur işte.

Göbeği RTÜK kesti

Bu düzen böyle gitmeyecekti.
Pireler filleri yutmayacaktı elbet.
Ne yazık ki, "düzeltme" RTÜK'den geldi. Televizyondaki spor medyası kendi göbeğini kendisi kesemedi.
"Bazı spor programlarının genç nesillere kötü örnek olduğunu" anlamak için RTÜK başkanı olmaya gerek mi vardı?
Kulüpler kavga eder; Bakan, Başbakan göreve çağırılır... Şike olur; savcılar... Programlar işin suyunu çıkarır; RTÜK el koyar. Küfür, kavga; gözler Emniyet Genel Müdürlüğü'nü arar... Hakemlerin hatalı kararlarında bile olay milletvekilleri eliyle TBMM'de.
Yazık yahu...
"Emir" gelmeden sorun halledemez olduk.
Bağlayın futbolu Genel Kurmay'a; "kodu mu oturtsun" olsun bitsin bu iş.

Hamza, Ata, Murat

Başka bir ülke vatandaşı olsa, kimbilir hayatını anlatan kaçıncı filmin galasına gidecek olan bu insanüstü yetenek, sadece ülkesinin kendisine verdikleriyle yetinerek tevazu içinde, yeri göğü inletmeden kitabını imzaladı geçen gün.
Kitabı kaleme alan Ata Karataş... Şu sırada Kırklareli Gençlik ve Spor İl Müdürü. Etiketine bakmayın; o hayatını Türk Güreşi'ne armağan etmiş bir "Mehmetcik" olarak yaşadı.
Editör Murat İğrek... Gazeteci ve artık nesli tükenen bir güreş aşığı.
Şu bizim ata sporumuz güreş var ya... Kendisi için harcanan emeğin yüzde biri kadar popülarite sahibi olamadı maalesef. Ona akıtılan terler, Van gölünden büyük olmalı.
Hamza, Ata, Murat...
Uğraşılarında birer kuyruklu yıldız olan bu insanlar, gözleri kamaştıracak kadar parlak ama onlara bakan gözler miyop.

Güle Güle Tandoğan

"Tigana bazen yanlış tercihler yapıyor" diyen Ali Tandoğan'ın aslında ne demek istediğini ben açıklayayım:
"Yahu bu Burak iyi adam çıktı. Oyundan alsalar yerine Serdar'ı falan koyuyorlar. Alınan yabancıları da hesaplarsan bize bu takımdan ekmek yok. En iyisi zaman geçmeden bir yerlere gitmek".
Ali nasıl hayata geçirebilir bu tercihini?
En kolayı hocaya sallamak.
Güle güle Ali...

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
Made in Japan!
İşte UEFA aşıkları
Akademik destek!
'İyi ki Beşiktaş'a geldim'
Musampa'da mutlu son
'Vizyonumuz değişti'
Federer'e kolay lokma
Aile boyu şampiyon!
Çorum'da karting şov
Ümit dünyaya bedel!
SÜPER LİG PROGRAMI
Araştırmacı gazeteciliğin haşmeti
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Ercan GÜVEN
Araştırmacı gazeteciliğin haşmeti
Sevgili Haşmet Babaoğlu, "Fenerbahçe'deki tra...


© 2006 Milliyet