Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Eylül 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
1984, 2006, Jupp Derwall, Galatasaray

Jupp Derwall'in, tüm geliri bizim Yavuz Kocaömer'in TESYEV Vakfı'na bağışlanan kitabı "Futbol Basit Bir Oyun Değildir"den...
263. sayfa.
Jupp Derwall o dünleri anlatıyor.
1984...
Eskişehir'deki ilk deplasmanı ve sonrası.
... Felaket oynamış ve 3-0 yenilmiştik, başlarımız önde İstanbul'a doğru yola çıkmıştık...
... Birden bire başka bir otobüs, önümüzde diklemesine durarak yolumuzu kesti. O otobüsten inip bize saldıranlar, İstanbul'dan gelmiş taraftarlarımızdı. Bizim otobüsün ön camına taş fırlatıyorlardı. Aynalarımızı kopartıp attılar...
... Ömrümde, futbolla ilgili olarak hiç böyle bir şey yaşamamıştım. Hepimizin korkusu, yüzümüzden belli oluyordu. Yarım saat sonra, bu kızgın kalabalık sakinleşti...
... Otobüslerini kenara çektiler, yolumuza devam ettik...
... Bu olayı unutamıyordum, sorularım da gittikçe artıyordu. Sonunda bir gün, aradığım cevabı buldum...
... Uzun bir günün ardından, eski kentteki tanınmış bir restoranın barında Mustafa'yla (Denizli) oturmuş bir içki alıyorduk. Yanımıza çok kibar bir bey yaklaştı. Çok iyi tanıdığımız bir işadamı, aynı zamanda bir Galatasaray taraftarıydı...
... O, birden bana "Herr Derwall, durumdan memnun olmadığınızı biliyorum" dedi. "Cesaretinizi kaybetmeyin, büyük kitleye aldırmayın. Biz Galatasaray'ız, işadamlarının dünyasıdır bu. Gidilecek yolu biz belirleriz, bunu unutmayın Herr Derwall"...
... Yıldırım çarpmış gibi olmuştum. Şimdi anlamıştım, 14 yıl boyunca Galatasaray'da sırf para, söz sahibi olmuştu...
... Kulüpteki ufak tefek bir sürü şey, uzun zamandır, büyük beylerin umurunda bile değildi...
* * *
2006...
Galatasaray son saniyede, İngiltere'den Coca-Cola'nın liginden (ismi böyle) Junichi İnamato'yu aldı.
Büyük beyler böyle istediler.
Gidilecek yolu, yine onlar belirledi.
Eric Gerets hâlâ bilmiyorsa öğrensin, biliyorsa da sakın unutmasın.

Murat Özaydınlı'ya ve Fenerli dostlara

Murat Özaydınlı ile bizim Ömer'in (Temelli) Dalyan Kulüp'ünde karşılaşıyoruz...
Laf lafı açıyor.
Ve...
Laf tabi o pankarta geliyor.
"Senden (Benden) şunu beklerdim" diyor, keşke bir iki kelime söyleseydin veya yazsaydın.
"Şu" dediği, üç takımın el değmemiş ligi .
Aynı beklenti içinde olan ve bana kaç gündür vıdı vıdı yapan, bir sürü Fenerli dost da var.
O da haklı onlar da.
Herkesin bir beklentisi var.
Onun da onların da.
Benim de var ama.
Ondan ve onlardan.
Anelka'lı golden, 300 bilmem kaç gün sonra değil, birkaç gün sonra, Milliyet'teki köşemde yazdığımı okumadılarsa okumalarını...
Okudularsa da bir daha okumalarını.
7 Ekim 2005 Köyün Delisi'nden:
Allah iyiliğinizi versin!
İlahi siz...mi denirdi?
Ne ömürsünüz ve ne yaratıcı...
Ve...
Vallahi tam Aziz'liksiniz (Yıldırım değil, Nesin). Pankart meselesi.
Hani üçünüzün kafa kafaya verip ortaya çıkardığı şaheser...
El değmemiş, temiz bir lig istiyoruz.
Yok yaa!
Emin misiniz? Elinin değdiği bir lig istiyoruz" demek istiyorsunuz, ya da "Her hafta birimizin elinin değdiği bir lig"...
Diyemiyorsunuz.
Ya Fenerbahçe bu hafta "ben de" yazılı bir pankartla çıkarsa ne yapacaksınız peki?
Sonra üçünüzün elinde bir başka pankart.
Harikasınız valla.
Eğleniyor musunuz bari ?
* * *
Mankafayız belki.
Mankafaysak da...
Bu kadar da mı mankafayız?
Sanırsınız ki Nic'in eline gelinceye kadar kimsenin eli değmedi bu lige.
O pankartları hazırlayan eller, sanki Nick'in eli kadar da değmedi...
Yok ki dördünün birbirlerinden farkları.
Farkları sadece adları.
* * *
Kimin aklına geldi bu parlak fikir acaba?
Nasıl gelişti?
Kim geliştirdi? Kim kimi aradı?
Mesela bu cümleyi kim buldu?
Pankartçıyı kim aradı? Kaç tane olursa kaça olur? "diye soruldu mu pankartçıya?
Galatasaray'ın hesabına düşeni kim ödedi?
Bu kadar dahiyane bir protesto hazırlayanların, "Peki bizim ellerimiz bu lige hiç mi değmedi, ya bizi de protesto ederlerse?" diye düşünmemeleri de ne tuhaf, değil mi ?
Hele her takımın kendi pankartını kendi renklerinden oluşturması.
Vallahi ne hoşlar.
Ne muzipler Allah'ım.
Ve...
Koca koca adamlar.
Ve...
Nelerle uğraşıyorlar.

Bogdan Tanjevic

Türkiye'ye gelmeden önceki Bogdan geçen son senelerinden sonra, İtalya'daki muhteşem dünlerine dönmeye başlamıştı.
Dünkü Litvanya maçıyla da döndü.
O maç, bu kadar çok sakatla ve bu kadar çok çoluk çocukla (hepsi çok yetenekli olmalarına ve hepsi olağanüstü oynamalarına rağmen), o dakikadan sonra dönmezdi.
Onu da döndürdü.
Çoluk çocuktan, Fucka'sını da buldu, Gentile'sini de, Bodiroga'sını da...
Bogdan'ı, taaa içimden kutluyorum.
Ve...
Bu sadece bir ara yazı.
Ara sıcak gibi.
Sadece coach için.
Japonya hâlâ devam ediyor.
Sonrası, Japonya'dan sonra...

BİR SERİ İLAN
Pazarları TRT / Pazartesileri Lig TV / Pazartesi ve çarşambaları Radyo Spor / Cumaları Milliyet.
Başka şubem yoktur.

bilgingokberk@mail.com




SPOR
İstanbul büyülü
Luciano kördüğümü
Hafife almak yok
Ailton, pahalı son!
Keçeli de imzaladı
Rüya gibi zafer: 95-84
Brezilya ve Arjantin kapışıyor
Hipodromda devrim
Dostluk kazandı!
Minderde altın kuşak
Sağduyu çağrısı
Haber turu...
1984, 2006, Jupp Derwall, Galatasaray
Tahir Kıran'ın kırıp döktüğü an!
Dünyanın en şanssız adamı
Olmaz böyle şey!
Lütfen konuşun!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Bilgin GÖKBERK
1984, 2006, Jupp Derwall, Galatasaray
Jupp Derwall'in, tüm geliri bizim Yavuz Kocaö...
Ercan GÜVEN
Tahir Kıran'ın kırıp döktüğü an!
Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üye...
Uğur MELEKE
Dünyanın en şanssız adamı
Aslında çok iyi başlamış, henüz lise öğrencis...
Gökhan TÜRE
Olmaz böyle şey!
Tam otuzyedi koca dakika geride kalmış, Litva...
Nilay YILMAZ
Lütfen konuşun!
Transferler söz konusu olduğunda "ne büyük iş...


© 2006 Milliyet