|
 |
|
|
Üretim iş demek, aş demek
IMF baş iktisatçısı R. Rajan (doğrudan sabit sermaye yatırımı hariç) daha az yabancı sermaye kullanan ülkelerin yatırıma ve üretime ağırlık vermeleri sonucu daha hızlı büyüdüklerinin belirlendiğini söylüyor.
Yabancı sermaye bir ülkeye değişik şekillerde gelir.
(1) Sabit sermaye yatırımı (fabrika) yapmak için gelir. En fazla istenen beklenen, istihdama üretime katkı sağlayacak olan yabancı sermaye bu tür yabancı sermayedir.
(2) Portföy yatırımı yapmak için gelir. Hisse senedi, bono, tahvil alır. Kurulmuş bir işletmenin hisse senetlerinin bir bölümünün veya tamamının satın alınması da portföy yatırımıdır.
(3) Kredi olarak gelir. IMF baş iktisatçısının yatırımı ve üretimi engellediğini vurguladığı yabancı sermaye yatırımı (1) Portföy yatırımı için gelen ile (2) Kredi olarak gelen yabancı sermayedir.
Yatırım için istiyoruz
Bu tür yabancı sermaye girişi, "hazmedilebilir" boyutu aşınca (gereğinden fazla olunca) gelişmekte olan ülkelerde döviz bolluğu ortaya çıkıyor. Döviz bolluğu, döviz fiyatının ucuzlamasına neden oluyor. Ucuz döviz ucuz ithalat kapısını açınca, ülkeler yatırım ve üretim yapmıyor. Ucuz döviz tüketime gidiyor.
Türkiye'de ısrarla sürdürülen "yüksek faiz/ucuz döviz" döviz politikası ve korkmadan büyütülen cari açık (döviz açığı) nedeniyle üretime dayalı büyüme imkânının yok olduğunu anlatmaya çalışanlara bugüne kadar aldıran olmadı.
Sonuçta tarımda, sanayide üretimin yapısı bozuldu. Ülke ucuz ithalata dayalı ekonomi çarkının içine girdi. İstihdam sorunu büyüdü. Sayın okuyucularıma bu yazının altında 2006 yılı programında yer alan ekonominin temel dengeleri tablosundan çıkardığım özet bir tablo sunuyorum.
Bu tabloda "ucuz" dövizin ithalatı coşturması ve ucuz ithalatın tüketime yönelmesi sonucu ülkenin tasarruf açığının nasıl büyüdüğü görülüyor.
Ucuz döviz ithalatı coşturuyor
Basit anlatımıyla, (1) Milli geliri kamu ve özel sektör paylaşıyor.
(2) Kamu ve özel sektör milli gelirden aldığı payın bir bölümünü tüketiyor. Bir bölümüyle yatırım yapıyor.
(3) Normal olarak, tüketim ve yatırım harcaması toplamının milli gelirden alınan payı aşmaması gerekir.
(4) Tüketilen ve yatırıma harcanan para milli gelirden alınan payın üzerine tırmanırsa "tasarruf açığı" ortaya çıkıyor.
(5) Kamu ve özel sektörün tasarruf açıkları "cari açığı" (döviz açığını) oluşturuyor.
(6) Döviz açığı ortaya çıkınca döviz bulma tablosunda Merkez Bankası faizi yükseltiyor.
(7) Faiz yükselince bol döviz giriyor.
(8) Hazmedilemeyecek ölçüdeki bolluk sonucu döviz fiyatı ucuzluyor.
(9) Ucuz döviz ucuz ithalatı teşvik ederek üretime ve istihdama dayalı "sağlıklı büyümeyi" engelliyor.
| Tasarruf açığı dış kaynak gereğini nasıl ortaya çıkarıyor? (Milli gelirin yüzdesi olarak) | | 2004 | 2005 | 2006* | | Özet T. açığı (yüzde) | -0.7 | -4.3 | -5.5 | | Kamu T. açığı (yüzde) | -5.4 | -2.8 | -1.5 | | Dış açık | -6.1 | -7.1 | -7.0 | | Cari açık (milyar $) | 15.0 | 23.1 | - | |
(*) hedef alınan
guras@milliyet.com.tr
|
|
|

|