|
Formula 1 olayını artık konuşmayalım
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, heyecanlı, iyi niyetli, ülkesi için birşeyler yapmak amacıyla çırpınan biridir.
İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş da, aynı şekilde iyi niyet dolu bir insan.
Formula 1 yarışlarında birden bire akıllarına gelen fikri uygulattılar ve Talat'a büyük ödülü verdirttiler. Ben de dahil olmak üzere, milyonlarca kişi "Aferin yahu, iyi oldu" dedi. Ancak bunlar bir anın heyecanıyla söylenmiş sözlerdi. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra çoğumuz "Acaba akıllı bir iş mi yaptık? Ofsayttan gol atalım derken, kendi kalemize mi gol attık?" diye tartışmaya başladık. Zira bu gösteri, KKTC'nin tanınmasıyla sonuçlanmadığı gibi, somut açıdan hiçbir işe yaramadı. Sadece kendi kendimize moral dopingi yapmış olduk. Ayrıca, unutmayalım ki, eğer aynı fırsat, başka koşul veya şekillerde Rumlar'ın ellerine geçmiş olsaydı, belki de yüz defa fazlasını yaparlardı.
Bütün bunları artık bir kenara bırakalım. Karşılıklı suçlamaları bırakalım ve artık soğukkanlı şekilde düşünmeye başlayalım.
Kendi kendimizi düşürdüğümüz bu durumdan kurtulmanın bir tek yolu var.
Kahramanlıkta ısrar etmemek.
Kimin daha vatanperver olduğu gösterilerine girmemek.
Susup, sipere yatmak.
Belki bu şekilde işin içinden çıkabiliriz.
Konuştukça, yorumladıkça, olay yaygınlaşacak ve Rumlar'ın eline altın bir fırsat verilecek. Onlar da sazı ellerine alıp, gelecek yılki Formula 1'i iptal ettirebilmek için ellerinden geleni yapacaklar.
İyisi mi, gelin olayı burada noktayalım.
* * *
TAKSİTLE SİLAH SATIŞININ ZAMANI MI ?
Makina Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) tamamen ticari açıdan haklı olabilir.
Kredi kartıyla silah satışına girerek, yurtdışından zaten ithal edilen tabanca ile yerli üreticileri rekabete sokarak, fiyatları düşürmek ve tüketiciyi kazandırmak (!) isteyebilir.
Türk halkının zaten silahlandığını, böyle bir uygulamaya girilmese dahi, yine silah tedarik edeceğini de belirtebilir.
Yerli üreticinin elindeki stokları eriterek, bu sanayi dalına katkıda bulunduğunu da açıklayabilir.
Üstelik bütün bu söylediklerinde de haklı olabilir.
Ancak insaf kardeşim.
Zaten, çocukların eline dahi silah veren bir toplumuz.
Zaten silahı denetime tabii tutamayan bir ülkeyiz.
Şimdi kalkıp, topluma taksitle silah alınabilineceği, kredi kartıyla alış veriş eder gibi, silah da alınabilineceği izlenimini veren, bunu yaygınlaştıran bir kampanyaya girmenin ne anlamı var?
MKE'deki dostlarım kusura bakmasınlar. Ancak hata ettiler. Ticaretle toplum psikolojisini birbirine karıştırdılar. En doğrusunu da İş Bankası yaptı. Bu satıştan kredi kartlarını çekerek duyarlığını gösterdi.
* * *
CERRAH BÖYLE BİR SÖZ SARF ETMEMELİYDİ…
Istanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın böyle bir söz sarf etmiş olamasına inanamıyorum. Daha doğrusu inanmak istemiyorum.
30 Ağustos Bayramı törenleri sırasında dört kişi, "İsrail'in askeri olmayacağız" yazılı bir pankart açınca ortalık karışmış.
Belli ki, farklı bir görüş ortaya atmak istemişler.
Gazetelerden okuduğuma göre, müthiş bir tepki patlaması yaşanmış. Bir grup vatandaş (!), sille tokat dört kişinin üstüne saldırmış ve kıyasıya bir dayak seansı başlamış.
Neden? Neye kızdınız da böylesine öfkelendiniz? Farklı görüşlere tahammülünüz yok mu?
Adam dövmeye meraklı vatandaşlarımızı bir yana bırakırsak, beni daha da hayret ettiren, Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın sözleri oldu:
"…Bu tipteki kişilere çok tepki var… Vatandaş gerekli tepkiyi göstermiştir. Vatandaşlarımızın ki, güzel bir tepkidir…" demiş.
Oysa tam tersini beklerdik.
Emniyet Müdürü'nün, halkın dayak atmak ve linç gibi girişimlerine karşı çıkmasını, eğer bir sorun varsa, buna müdahalenin polisin görevi olduğunu söylemesi gerekirdi.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net
|
|