|
Politika ruleti, risk ve "milli çıkarlar" tabusu
Bireylerin yaşam kaderi, 3-5 politikacının iradesine göre biçimlendiğinde; 3-5 politikacının iradesi de, kendi "iktidar, makam, saltanat" tutkularına göre oynadıkları kumarı, "milli çıkarlar" tabusu arkasına gizleme demagojilerine lehimlendiğinde...
Sıradan insanların hayatı da, öylesine yanar, kavrulur ve ezilir ki; onlardan söz etmeye kim kalkarsa, yine politikacılar tarafından "hain-i vatan" hendeklerine doğru süpürülür.
***
Politikacı çıkarlarına göre düzenlenmiş "resmi tarih"ler, geçmişte kaybedilmiş kumarları da, kazanılmış gibi gösterdiğinden; toplumların oksijensiz kalan ciğerleri, su toplamaya ve vücut da sendelemeye başlar.
Ve bütün bu politik kaşkarikolar, "milli çıkarlar" perdesiyle maskelenir.
***
Alman İmparatoru II. Wilhelm'in, Türki toplumların ağırlıklı olduğu Orta Asya'yı, egemenliği altına alma ruletinde; Enver Paşa'nın da, bir gecede attığı zarla girmiştik 1. Dünya Savaşı'na...
Elbet de gerekçe "milli çıkarlar" öyle gerektirdiği içindi.
Sonra ne oldu?
Çanakkale'de, Sarıkamış'ta, Galiçya'da, Yemen'de yüz binlerce insan yok oldu ve İstanbul işgal edildi.
Sadece türküler kaldı halkın ağzında:
Adı Yemen'dir
Yolu çimendir
Giden gelmiyor
Acep nidendir
***
İhtiyat zabiti olarak Suriye'de Cemal Paşa'nın yaverliğini de yapmış olan Falih Rıfkı'nın, "Zeytindağı" eserini okuyanlar; "resmi tarih" değerlendirmesinin dışında bir anlatımla, insanın beynine kızgın çuvaldız gibi giren şöyle cümlelerle karşılaşırlar:
"Biz Türk neferini harplerde değil, bir kumarda kaybettik."
"Türk neferi cephelerde ölüm düğmesine bastığı zaman, saraylardaki paşaların göğsünde şeref madalyaları yanıyordu."
***
İsmet Paşa'nın, I. İnönü muharebelerini önce kaybettiğini, sonra da kazandığını bildiren 2 telgrafı vardır Gazi'ye...
Bir gün İsmet Paşa'ya, o 2 zıt telgrafı sormuştum.
Söylediklerini kendisinin sağlığında da yazdığım için, rahatça tekrar edebiliyorum.
İsmet Paşa, önce yüzüme bakmış ve şöyle demişti:
- Bir muharebede galip mağlup yoktur. Kim daha geç kaçarsa, ona galip denir.
***
İsmet Paşa, 2. Dünya Savaşı'na girmemek için de büyük riskler almıştı.
Gazi'nin, 1921'de Lenin'le varmış olduğu anlaşma sonucu imzalanan "Moskova Dostluk Antlaşması"nı görmezlikten gelerek; Hitler'e epey yakınlaşmaya, doğum gününü kutlamak için Berlin'e resmi heyetler göndermeye başlamıştı.
İş Bankası sermayesiyle kurulan ve Sovyetler çizgisine yakın duran Tan gazetesinin, üniversite gençleri tarafından basılarak yakılıp yıkılması da o dönemlere rastlar.
***
Hitler Almanyası yenilince, İsmet Paşa, Moskova'daki Büyükelçimiz Selim Sarper aracılığıyla, "1921 Moskova Dostluk Antlaşması"nı yeniden uzatmak istemiş, ama Stalin'le Molotov, bunu reddetmişlerdi.
Ve Moskova'dan alınan olumsuz yanıtlar, Türk kamuoyuna "Ruslar, Kars'la Ardahan'ı istiyor" diye yansıtılmıştı.
***
Potsdam Konferansları sırasında, 24 Temmuz 1945 günü İngiltere Başbakanı Churchill, Stalin'le Molotov'a:
- Neden Türkiye'yi tehdit ediyorsunuz, diye sormuştu.
Onların yanıtı da şöyle olmuştu:
- Biz Türkiye'yi tehdit etmiyoruz. Onlar bizden ısrarla, savaş sırasında çiğnedikleri bir antlaşmayı yeniden uzatmamızı istiyorlar. Biz de, antlaşmayı ancak sınırlarda yeni bir düzenleme yapılması koşuluyla uzatabileceğimiz yanıtını veriyoruz. Türklerin teklifine karşı, ileri sürdüğümüz bir teklif bu, bir tehdit değil.
***
ABD Başkanı Truman'ın anılarında yazılı olan bu belgeler, Türk kamuoyuna yansıtılmadı.
***
İsmet Paşa, Moskova ile yeni bir antlaşmaya giremeyince, hemen Washington'a doğru kırdı dış politikanın rotasını...
Washington da, 2 temel öneriyle çıktı karşısına:
1- Dış politikaları Washington yönünde olma koşuluyla, çok partili düzene geçmek...
2- ABD'li teknisyenler denetiminde, karayolları seferbirliğini gerçekleştirmek...
***
Bütün bu olaylar sonucu İsmet Paşa, CHP içinde 35'ler hareketini başlattı ve çok partili düzene karşı olan Recep Peker'cileri karşısına aldı.
Nihat Erim'in yıldızı parladı ve "Küçük Amerika olma" sloganları çıktı vitrinlere...
Ankara'ya ABD'li gazeteciler doldu. İngilizce bilen gençlerin, bu arada Bülent Ecevit'in de çalışma ufukları değişip genişledi.
***
Türkiye, aynı zamanda ucuz bir insan deposu olması nedeniyle, hemen NATO'ya alındı ve başta Kore olmak üzere, dışarıya nefer gönderme dönemi yeniden başladı.
***
Ayrıca NATO üsleri dışında; henüz uzun menzilli füzelere sahip olmayan Pentagon, Türkiye'de kurduğu özel askeri üslere, orta menzilli Atlas ve Jüpiter füzelerini yerleştirdi.
***
Potsdam antlaşmalarındaki denge nedeniyle de; Sovyetler, Küba'da komünist Castro'yu yarattı.
Castro, İsmet Paşa'ya neler borçlu olduğunu, herhalde hiçbir zaman bilemedi.
Ve karayolları seferberliği de, taşranın İstanbul'u yağmalamasına neden oldu.
***
Bütün bunlar hep "milli çıkarlar" uğruna, risk alınarak yapıldı...
Vaktiyle yarım yarım konuşmaya başlamış bebeklerin yanaklarından küçük bir makas alınır ve şöyle denirdi:
- Aferin sana...
c.altan@prizma.net.tr
|
|