Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Eylül 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
30 Ağustos notları (5)
Darbe oyunu!


Eskiden komünizm geldi, geliyor diye demokrasi rafa kaldırılır, kolu kanadı kırılırdı.
Bugün şeriat geliyor diye demokrasinin köküne kibrit suyu ekilmek isteniyor.
Mantık aynı mantık.
Kafa aynı kafa.
Arkasında demokrasi korkusu yatıyor; demokrasi nefreti yatıyor.
Evvelce, bizim coğrafyada demokrasinin bu kadarı Türkiye için fazla, komünistler güçleniyor, devlete sızıyor diye fetva çıkarılırdı darbelere, askeri müdahalelere...
Şimdiyse, seçim sandığı şeriatçılara yarıyor, demokrasi derken laik cumhuriyet elden gidecek diye askere davetiye çıkaranlar var.
Kimler mi?
Kimileri kendine ulusalcılığı, kimileri milliyetçiliği, kimileri aydınlanmacılığı, kimileri Kemalistliği yakıştırıyor. Belki tümüne, Kızılelmacı da denebilir.
Düşünce tarzları basit.
Yüzeysel ve sığ.
Klişeleri ağır basıyor. Öteden beri sloganlara kaptırmışlardır beyinlerini...
Türkiye'nin çok partili demokrasiye adım atmış olmasını ve iktidarın 1950 seçimleriyle ilk kez halkoyuyla el değiştirmesini karşıdevrim sayarlar.
Seçim sandığı bu yüzden onların gözünde tu kakadır; çünkü halk sürekli olarak gericileri seçer, sandıktan çıkarır. Menderes gibi, Demirel gibi, Özal gibi, bugün de Tayyip Erdoğan gibi...
Son olarak 2002 seçimleri çarpıcıdır. Çünkü AKP ile birlikte karşıdevrim Türkiye'de iktidar olmuştur.
Arkasından şu soru gelir:
"Dinci parti, iktidardan olduktan sonra şimdi de devlet olabilecek mi?"
Devlet nasıl olunabilir?
Yanıt malum:
"Çankaya'yı ele geçirerek!"
Tarikatlarıyla medyayı ele geçirmeye başlayan, seçim sandığından çıkarak hükümet olan dinci parti, yani AKP, gündemine Çankaya Köşkü'nü çoktan almıştır. Cumhurbaşkanlığını da zaptedince iş bitecektir.
Bu kadar basit!
Bunları her seferinde özetledikten ve "Laik cumhuriyet tehlikede!" sloganını attıktan sonra can alıcı soruyu sorarlar:
"Peki, ne yapmalı?"
Yanıtını vermeden önce de sözü bir kez seçimlere getirirler. Sandıktan "takiyeci ya da dinci parti"nin çıktığını, Baykal'ın CHP'sinin de bir şey yapamadığını, eğer karşıdevrim yeşil bayrağını 2007 yılı baharında Çankaya'ya da dikerse, Türkiye'de "laik cumhuriyet"in biteceğini söylerler.
Ve soru tekrarlanır:
Ne yapmalı?
Seçim sandığından karşıdevrim çıkıyorsa, geriye yapılacak tek şey kalır:
Askerin müdahalesi, darbe!
Kısaca derler ki:
Avrupa Birliği'yle ilişkiler bir süre buzdolabına kaldırılır; bir mıntıka temizliği başlatılır; önce devlet temizlenir, sonra sıra öteki kuruluşlara, üniversitelere, belediyelere, partilere, sivil toplum kuruluşlarına gelir; bu arada AB de Türkiye yükünden kurtulacağından için için memnun kalır; Washington'daki Yeni Muhafazakârlar, hatta İsrail de sevinir, Türkiye'deki 'İslamcı faşistler'e esaslı bir darbe vuruldu diye...
Planlar böyle.
Her şey ne kadar basit!
Hiç değişmediler.
Bütün ömürleri böyle kestirme yollardan devrim yapma ve Türkiye'yi kurtarma düşleriyle geçti. Bunun için partileşmek, örgütlenmek, halka gitmek gibi zahmetlere hiç katlanmadılar. Daha çok üniformasını çıkarmış emekli paşalarla kapalı kapılar arkasında kumpaslar kurarak, askeri kullanarak kısa yoldan devrim yapacaklarını sandılar.
Hiç sönmedi bu hayalleri.
Bugün de iflah oldukları söylenemez. Demokrasiden nefret etmeye devam ediyorlar. Peşinde oldukları şey, kışla düzeni! Çünkü rengi, farklılığı sevmiyorlar. Düşleri hep aynı, torna tezgâhından çıkma bir toplum...
Kısacası:
Yirmi birinci yüzyılda daha hâlâ aslı cuntacılık olan kendi 'devrimci hayalleri'ni sürdürüyorlar.
Olabilir.
Ben bu arada Baykal'ın CHP'sini de kendi 'darbe oyunları'na çekebilirler mi diye merak ediyorum.
Siz ne düşünüyorsunuz?
30 Ağustos notları-6 yarına.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Ödülü Talat verince...
BİR bardak suda fırtına; belki biraz da Rifat...
Çetin ALTAN
Politika ruleti, risk ve "milli çıkarlar" tabusu
Bireylerin yaşam kaderi, 3-5 politikacının ir...
Melih AŞIK
İhanet kimlere?
Tayyip Erdoğan sonunda işi Lübnan'a asker gön...
Fikret BİLA
"Çatışma Kuralları"nda Gül-Öymen tartışması
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Lübnan'da göre...
Hasan CEMAL
Darbe oyunu!
Eskiden komünizm geldi, geliyor diye demokras...
Can Dündar
Şiir ve reklam
Direksiyondayım.
Abbas GÜÇLÜ
'Kontenjan' krizi
Anadolu liseleri ve kolejlerde kayıt sistemi,...
Semih İDİZ
Cerrah'ın böyle konuşmaya hakkı yok
İnsan hakları Batı'ya da kolay gelmedi. Bugün...
Hasan PULUR
Lübnan'a asker gitmesin demek suç değildir...
BU memlekette insanların "Lübnan'a asker gönd...
Derya SAZAK
Çatışma belgesi
Hükümet tezkeresinde Türkiye'nin Lübnan'a gön...
Meral TAMER
Prof. Saylan'ın Hilmi Özkök'e mektubu
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof...
Tamer HEPER
Ağaç kesecek olanlar, iyi düşünün!!!
Bugün size ilginç bulacağınız, bir Yargıtay k...
Yaman TÖRÜNER
Kamu Borç Yönetimi
Hazine, Kamu Borç Yönetimi raporunu açıkladı....
Güngör URAS
Hükümet zam yapmayamecbur
Köprü ve otoyol geçiş ücretlerine zam, önümüz...
M. Ali BİRAND
Türk koyları harika, kıyılar ise zevksiz ve pis
Sizlerden izin aldıktan sonra, ilk işim eşiml...

© 2006 Milliyet