Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Eylül 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
TERİM, "SİSTEM MAÇ KAZANDIRMAZ AMA SİSTEMSİZ DE OYNANMAZ" dedi ve ekledi:
'Rakamlara inanmam'

Milli Takım'ın teknik patronu, hiçbir takımın saha içerisinde rakamlara bağlı kalamayacağını söylüyor ve ekliyor: "Prensiplerine, stratejisine ve taktiğine bağlı kalır. Rakamlar ve sistem vardır, ama bunlar size yararlı olmaz"

ÖZEL RÖPORTAJ / ERCAN GÜVEN, HALİL ÖZER, MEHMET DEMİRKOL sordu, FATİH TERİM yanıtladı.


Fatih Terim, beyninin tüm birimlerini Milli Takım'a çalıştırıyor. Türkiye Ligi'ni mercek altına alıyor, futbolcuları yakından izliyor. Varsa yoksa Avrupa Şampiyonası... Röportajın bu bölümünde, sorularımız yoğunlaştı. Her konuda fikrini aldık...
***
H.Ö: Yeni bir takım var. Peki yeni bir sistem olacak mı?
F.T: Sistemler maç kazandırmaz demiştim daha önce. Ama sistemsiz oynayacağız demedim. Taktik ve stratejiler vardır. Ben rakamlara inanmam. Hiçbir takım rakamlara bağlı kalamaz saha içerisinde. Prensiplerine, stratejisine ve taktiğine bağlı kalır. 4-4-2 başlarsın bekiniz gidince 3-5-2 olursunuz. Orta sahadan biri çıkar olur 4-3-3. Rakamlar ve sistem vardır. Ama bunlar size faydalı olmaz.
Futbolun prensiplerinden bir kısmının fazlasını yapmazsanız, maç kazanamazsınız. Ben takım halinde defans yapmaktan yanayım. Defans bir sanattır. Zaman zaman lazım olacak. Ama nasıl bir defans. Tabi ki her dakika pres yapan bir takım isterim. Ama bazen oyuncu profilleri buna müsait olmayabilir. O zaman sıkıştırmak ve ilerde pres de bir defanstır. Hücumu, orta sahanla defansın önündeki bloku da oluşturmak da bir defansif anlayıştır. Sistemler maç kazandırmaz dediğim budur.

Kulüp maçları konuşulmaz
M.D: Türkiye Ligi'nde sizi en çok üzen ve sevindiren olaylar nelerdir?
F.T: Görevim gereği kulüplerimizin maçlarını izlerken, beni en çok ferdi hatalar ve zaman zaman da pozisyon hataları üzüyor. Şimdi bir oyuncu ayağını koyar topu kurtarmak için, ama gol olur. Yüz maçta bir kere yapar bu hatayı o oyuncu. Ama pozisyon hatasını önlemek zordur. Bu sizi her an tehlike ile karşı karşıya bırakır.
Beni sevindiren ise günümüzde hangi takım olursa olsun sahaya yenmek için çıkıyor. Her takım her takımı yenebilecek kapasitede olduğu zaman ortaya çok tatlı bir şey çıkıyor. Müthiş yarış oluyor o zaman. Böyle bir ligin, milli takımlara da yansıması çok hoş. Mesela Lüksemburg maçında attığımız golü de çok beğendim. Müthiş bir çıkış ve kontratak.
E.G: Ligdeki hocalar sahaya takımlarını çıkardıkları zaman "Bu nasıl takım" dediğiniz oluyor mu?
F.T: Ligdeki hocalarımız hakkında şu ve bu şekilde niye oynattı diye değil, onun mutlaka bir bildiği vardır diye düşünürüm. Benim hakkımda kimin ne düşündüğü ise hiç önemli değil. Sadece oyuncular formda olmaz. Hocalar da formda olmalı. Bu çok önemli. Zaman zaman ben de formsuz olabiliyorum, yanlışlar yapabiliyorum, insanım ben. Formsuzluğumu hissedebiliyorum. Bazı maçlardan sonra hocalarımla tartışıyorum ben şunu yapmamalıydım diye. Onlara yanlış yaptığımı söylüyorum. Eve geliyorum aynısını evimde de söylüyorum.
M.D: Futbolcular lig maçlarından çok etkileniyor mu? Etkilenenleri nasıl idare ediyorsunuz?
F.T: Her kampımız da şöyle bir sorun oluyor. Bazı futbolcular moralsiz geliyor. Mesela Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'nden elendi, ardından Sakarya mağlubiyeti. Galatasaray kendi evinde berabere kaldı. Her kampımız böyle. Ben o futbolcuları belli bir süre kendi hallerine bırakıyorum. Kampın atmosferi bir kulüp, bir takım ve bir aile atmosferi olmalı. Biz ekip olarak bu yaraları çok iyi sarıyoruz. Bir antrenman yeterli bizim için.
Burada kulüp maçları konuşulmaz. Ona asla müsaade etmem. Futbolcularla konuşurum. Nuri kendi kulübünde oynamıyor. Oturup onunla konuşuyorum. Mesela Can. Daha çok çalışmalısın diyorum. Sana kulübün çok önemli şanslar verdi. Hocanı da kulübünü de takdir etmelisin.

Futbol hatalar oyunu
Şimdi aklıma bir şey geldi, onu siz sormadınız, ben sorayım kendime. Ne zaman gol yesek problem. Dünya Kupası'nı hep beraber izledik. Hata olmadan gol olmaması mümkün mü? Çocuklar da hata yapacak. Hele oyunu kazanma adına, forse etmeye devamlı çalışıyor isek, mutlaka hata olacak. Hata olmazsa bütün maçlar 0-0 biter. Dikkati belirli bir yere çekmek, bu çocuklarda müthiş bir güvensizlik yaratıyor. Hele bir de gençse altından kalkması çok zor. Böyle hatalara bir takım hatası olarak bakarsak daha iyi olur. Bir golü çok bariz bir hata olmadığı halde bir kişiye yüklemek acımasızlık olur. Yıkmayalım gençleri.
Dünya Kupası'nda bazı stoperler gördüm, döndüm yardımcılarıma bundan sonra kimse benim stoperlerim hakkında konuşmasın dedim. Sistemlerle ilgili bir şey daha geldi aklıma. Eğer sistemler maç kazandırsaydı, siz 4-4-2 oynuyorsunuz, ben de 4-4-2 oynuyorum. Nasıl biterdi maç? Bu hatalar olacak. Futbol hatalar oyunudur.
H.Ö: Frankfurt sonrası saha seçiminizi yaptınız mı?
F.T: Burada oynayacağımız maçlar için karar vermedik. Bursa, İstanbul veya Adana olabilir. Adana'nın zemini mükemmel. İzmir olabilir. Kafamızı cezalardan bir türlü alamadık ki, bu tarafa konsantre olalım. Buradaki maçlar 2007'de daha çok var. Keşke cezalı maçlarımız seyircisiz değil de, rakip seyircili olsaydı. Futbol seyircisiz olmaz. Esas o zaman deplasmana alışmış oluruz. Seyircisiz maç halı saha maçı gibi olur. Almanya'da sessiz maç yapacağız. Sessizliğe alıştırıyorum çocukları.
E.G:Yeni gençlerle iletişiminiz nasıl? Sizi anlayabiliyorlar mı?
F.T: Kampta iki tane keçi sakallı oyuncum vardı. Ne kadar yakışmış dedim, baktım ertesi gün kesmişler. Ben kes demem asla. Şu güzel surata bilmem ki dedim. Ertesi gün baktım kesmişler. Ben oyuncunun saçı-başı ile uğraşmam aslında.
Bana bir gün sordular bu Ümit Davala'nın saçı çok uzun diye. Futbolcuların hayatı gel-gitler içerisinde. Bir saniyede dünyası kararıyor. Bir saniyede dünyası aydınlanıyor. Hayata bu kadar tesir etmemeli. Ben Lecce ile 1-1 beraber kalmışım, isyan halindeyim. Üç forvet koymuşum. Arkalarında Rui Costa. Gazeteler hakkımda çılgın diye yazmış. Deplasmandayım. Genel direktörümüz dedi ki hoca bir puan aldık. Çok güzel oynadık. Dedim iki puan gitmiş ne diyorsun. Benden başka herkes sevindi, bir tek üzülen benim.
M.D: Medya ile problemleriniz var mı?
F.T: Benim medyadaki arkadaşlarla hiçbir problemim yok. Bazen ricaları geliyor yapabilirsek, yapıyoruz. Biz rica ediyoruz, onlar uymaya çalışıyor. Bu potanın içinde basının da olduğunu bilecek kadar tecrübeliyiz biz. İyi yazarken iyi de, kötü yazarken mi kötü? Böyle bir adalet olabilir mi? Benim tek sıkıntım iyi araştırılmadan ve belden aşağı yorumlardır. Bazı arkadaşlar basın toplantılarında yanımdaki oyunculara soru sormuyorlar. Kaş göz yapıyorum soru sor diye. Hayır alınacak çocuk.

Düz soru, düz cevap!
M.D: Futbolcular maç sonrası çok sıradan demeçler veriyorlar. Hiçbir açıklama yok. Sizi de rahatsız ediyor mu?
F.T: Bazen futbolculara söylüyorum. Hepsi düz demeçler veriyor. "Önemli olan üç puandı onu aldık, artık önümüzdeki maça bakıyoruz, bu hafta iyi çalıştık" diye. Ne yani diğer haftalar iyi çalışmıyorlar mı? Ben onlara söylüyorum siz konuştuğunuz zaman insanlar sizi dinlemeli. Ama bazı oyuncular konuşurken ben dinliyorum.
Adam "İyi çıkış yakaladım" diyor, bakıyorsun bir maç kazanmış. Ama bazen gazetecilerin de sordukları soru düz. Bir gün bana biri, "Maçı kazanmayı düşünüyor musun?" diye sordu. Dedim ki "Böyle bir terbiyesizlik yapar mıyım hiç. Bütün antrenmanları bu maçı kaybetmek üzerine yaptık." Bana dedi ki "Hoca olur mu?" ben de "Senin sorduğun soru olur mu?" dedim. Eminim ki o soru ağzından kaçtı.
***
Aslında röportaj bu kadar değil. Ancak hepsine yer verirsek üç dört gün bu sayfalara esir olursunuz. Sadece içlerinden seçtiklerimize bu sayfalarda yer veriyoruz. Her söylediği söz ilginç. Kendini yine her zamanki gibi çok iyi ifade edebiliyor. Önemli noktaları öylesine vurguluyor ki, bırakın teybi bir de not almak zorunda kalıyorsunuz. Dedik ya, Terim ile röportaj yapmak bir keyif. Umarız aynı keyfi siz de almışsınızdır.

Ülkenin takımıyız
Halk, milli takıma hepimizin takımı gibi yaklaşmalı. Her şeyin abartısına karşıyım. Ama bu çocuklar bizim çocuklarımız, bu takım bizim takımımız. Herkes söylemde aynı, fakat davranışta da aynı olursa hiçbir sorun yok. Kaybettiği zaman benim takımım, kazandığımız zaman hepimizin takımı. Bu çok adil bir şey değil. Biz kırmızı-beyazı giyiyoruz. Formamızın rengi bu. Bu ülkenin takımıyız. Diğer kulüplerle bir ilgimiz yok. Maça gelen seyirci bize öyle bakarsa sonsuz teşekkür ederiz.

Rüştü'yü sattılar!
Bu kampta iki idman var. İlk idmanda oyunculara baktım herkes yürüyor. Akşam idmanı ise kahkahalar içinde. Müthiş bir antrenman oldu. Demek ki sıcaklar sabahki idmana yansıdı. Ama şimdi büyük bir coşku ve şakalaşma var.
Geçen kamp ben, Oğuz hoca ve Nihat. Bir kadro yaptık. Karşı taraf Tuncay, Rüştü ve Galatasaraylı Volkan. Ayak tenisi oynadık. Kötü bitti tabi, 3-0. Rüştü demiş ki; "Volkan ile Tuncay beni sattılar". "Niye?" demişler. Cevap vermiş: "Bunlar, geleceği düşünerek galip gelmediler."
Şimdi yeni bir takım yapmışlar iddialıyız diye. Zaman bulursak oynayacağız. Bizim takım şimdi Metin Tekin, Oğuz Çetin ve ben. Rakip ise Hakan, Ergün, Tümer. Onlar da 3-0 olur.

Futbolda mevki ayrımı olmaz
Futbolda en değerli yer ön libero oldu diye bir ayırım söz konusu olamaz. Biz de zaman zaman böyle yaklaşımlar oluyor. 10 numarası eksik, yok golcüsü eksik. Her mevki önemlidir. Stoperlerin şimdi kazandığı önem bundan 10 sene önce var mıydı ? İki bekin kazandığı önem 15 sene önce var mıydı ? Takım içerisinde birilerini bir yerlere çekebilirsin. Popescu ilk geldiği zaman herkes yanlış Popescu mu alındı diye yazdı. Çocuk geç forma girdi ve stoper yaptık onu. Hiç kimsenin aklında var mıydı Suat ön libero olacak diye ?




SPOR
'Rakamlara inanmam'
'Tigana'nın bildiği var'
Alex'in tercihi!
Aslan'a dev kazanç
Trabzon'da iç çekişme
'Bu sonuç yanıltmasın'
Şampiyon İspanya: 70-47
Ve bayrak Türkiye'de
Elveda Agassi
Sebastien Loeb tarihe geçti
Kasımpaşa patladı: 4-1
İstanbul'da Uşak makamı: 2-0
Eskişehirspor 'Çetin' çıktı: 2-1
Belediye hız kesti: 0-0
Körfez, payını aldı: 1-1
Jackpot'a üç ortak
Haber turu...
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR




© 2006 Milliyet