Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Eylül 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Faizlerin yüksekliği dış borcu cazip hale getiriyor

Mayıs ve haziranda yaşanan dalgalanmanın ardından TL'de hızlı bir değerlenme süreci yaşandı. Bu durum enflasyon beklentilerini olumlu etkiledi. Ama reel faizlerin yüksekliği dış borçlanmayı cazip hale getiriyor


RAKAMLAR NE DİYOR?

Dış piyasalardaki gelişmeler
Ağustos ayında küresel piyasaların risk değerlendirmelerinde önemli bir değişiklik yaşandı. Artık piyasalar ABD Merkez Bankası'nın (FED) faizleri ne kadar artıracağıyla değil, ABD ekonomisinin ne kadar hızla yavaşlayacağı ve enflasyonist baskıların bu yavaşlamaya rağmen sürüp sürmeyeceğiyle ilgilenmeye başladılar.
Bunun temel nedeni ise bugüne kadar ABD'de büyüme ve tüketimin motoru olan konut piyasasında ortaya çıkan hızlı düşüş belirtileri idi.
Diğer taraftan özellikle FED'in planlı faiz artırımlarına ara vermesiyle dünyanın belli başlı ekonomilerinde para politikalarının orta vadeli stratejileri terk ederek verilere bağlı hale gelmesi de belirsizliği artıran bir başka faktör oldu.
ABD ekonomisinde hızlı bir daralma ve enflasyon beklentilerindeki katılık birlikte yaşanırsa bu uzun sürecek küresel bir durgunluğun başlangıcı olur.
İşte bu risk özellikle gelişmekte olan ekonomilerde menkul kıymet piyasalarındaki coşkunun da çöküşe dönmesi olasılığını artırıyor.

Yurtiçindeki gelişmeler
Mayıs ve haziran aylarında yaşanan küresel piyasalardaki dalgalanmanın Türk döviz piyasasına etkisinin temmuz ayından itibaren hızlı bir biçimde ortadan kalktığı ve TL'nin yeniden değerlenmeye başladığı dikkati çekiyor. Faizlerin yüksekliği ise sürüyor.

Maliye politikası
Büyük bir çaba gerekiyor
IMF ile yapılan program tanımına uygun bütçenin faiz dışı fazlası temmuzda yıl sonu hedefinin yüzde 78 ine ulaşmış. Bu son üç yılın en iyi performansı ve böyle sürerse yıl sonu faiz dışı fazla hedefiyle ilgili getirilen alt sınırın rahatlıkla aşılacağını gösteriyor.
Ancak iç talebin ve dış açığın kontrolü amacıyla temmuz ayında bütçenin faiz dışı harcamalarına getirilen tavanın tutturulması için hâlâbüyük bir çaba gerekiyor.



Para politikası
İç talep artabilir
MB, hazirandan bu yana süren faiz artırımlarına ağustosta ara verdi. Temmuzdan bu yana süren küresel likidite koşullarındaki düzelme, nisandan hazirana kadar kur sepetine karşı yüzde 22,4 oranında değer yitiren TL'nin hazirandan ağustos sonuna kadar yeniden yüzde 7,7 oranında değer kazanmasına yol açmış. Brezilya'daki faiz indirimlerinden sonra bizdeki faizler oldukça yüksek kaldı. Bu, sıcak para açısından Türkiye'nin cazibesini artırıyor.
TL kısa vadede daha da değerlenirken, sermaye girişlerinin yol açacağı kredi hacmindeki genişleme son para kurulu raporunda belirtilenin tam tersine iç talebi artırabilir.
Bu durum para politikasının enflasyon ve cari açık arasında sıkışmasına yol açacaktır.

Üretim ve talep
Önlemlerin etkisi sınırlı
Temmuz ayında imalat sanayiinde yıllık ortalama kapasite kullanımındaki artışın sürdüğü görülüyor.
Kapasite kullanımı ile imalat sanayii üretimi arasındaki ilişki temmuzda da imalat sanayii üretiminin artmaya devam edeceğini gösteriyor. Temmuz ayında yurtiçi beyaz eşya ve otomobil satışlarında gerilemenin sürmesine rağmen, beklenti anketlerinden elde edilen sonuçlar, tüketim malı ve yatırım malı ithalatındaki ve ihracattaki artışlar, mayıs ve haziran ayında alınan önlemlerin iç talep ve üretim üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağını gösteriyor.



İstihdam
İşsizlikte artış trendi sürüyor
Bu yılın ikinci üç aylık dönemine ilişkin standart işsizlik rakamı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,4 puan gerileyerek yüzde 8,8 olmuş.
Ancak bu düşme büyük ölçüde çalışma çağında olup da iş arayanların oranındaki gerilemeden kaynaklanıyor.
İş aramayan ancak iş verilirse çalışacağını söyleyenleri (tabii ki hem işsiz sayısına hem de paydadaki istihdam rakamına!) dahil edersek görünüm değişiyor ve işsizliğin artmaya devam ettiği ortaya çıkıyor.
Diğer taraftan tarımda çalışanların sayısındaki çarpıcı düşüş sürüyor. Bu sanayi ve hizmetler istihdamındaki artışla telafi edilmiş.
Son para politikası kurulu raporunda Merkez Bankası enflasyon konusundaki iyimserliğini imalat sanayiindeki işgücü verimliliği artışına dayandırmış. Bankaya tavsiyem şu verimlilik oranlarına bir de istihdam verilerinden elde edilen imalat sanayiinde çalışanlar rakamını kullanarak bakması.



Dış ticaret ve ödemeler dengesi
Dalgalanma etkilemedi
Temmuzda yıllık dış ticaret açığı 50 milyar doları da aştı. Yıllık ithalattaki 12 aylık artış yüzde 19 civarında gerçekleşirken tüketim malı ithalatındaki artışın yüzde 31'e yükselmesi önemli. Haziranda 28,6 milyar dolara ulaşan cari açığın dış ticaret açığındaki artışla temmuzda 29 milyar doları aşacağı anlaşılıyor. Sonuçta cari açık ve dış ticaret açığındaki artışların dalgalanmadan etkilenmediği görülüyor.



Enflasyon
İyimserlik beklentisi hâkim
Hâlâ hedefin üzerinde olmakla birlikte ağustos ayında 12 aylık enflasyon beklentilerinde mayıstan bu yana ilk defa bir düzelme dikkati çekmekte. Bugün ilan edilecek ağustos enflasyon rakamlarına da bu iyimserliğin yansıması ve 12 aylık TÜFE artışında sınırlı da olsa bir düşme bekleniyor.



Sonuç
Sonbaharla birlikte küresel belirsizlikler artacak. İçeride mayıs ve haziranda yaşanan düzeltmeden sonra TL yeniden çok hızlı bir değerlenme sürecine girdi. Bu enflasyon beklentilerini olumlu etkiledi. Ancak reel faizler yüksek kaldı. Bu dış borçlanmayı cazip hale getiriyor.
İç talepte beklenen yavaşlama görülmedi. Dış kaynak girişiyle iç talep daha da canlanabilir.
Kamu maliyesinde bütçenin faiz dışı denge alt sınırını tutturmakta sorun yok. Ancak faiz dışı kamu harcamalarında tavan aşılabilir. Ayrıca bu yıl KİT'lerin nasıl geçen yıldan daha iyi performans gösterecekleri de merak konusu.
Bu nedenle bu yıl sonunda gerek enflasyonda gerekse dış dengede hedeflere yakınsamanın hiç de kolay olmayacağı görülüyor. Özellikle bu gün enflasyonda beklenen düşmenin gerçekleşmemesi Merkez Bankasının işini zora sokacak.

foztrak@yahoo.com








Taha AKYOL
Terör ve Lübnan'a asker
TERÖR Türkiye'nin hemen her dönemde karşılaşt...
Çetin ALTAN
Neşeli
Yılın birinci gününe neşeli girmeli.
Yasemin CONGAR
Lübnan Gücü ve Oval Ofis
Türkiye'nin BM Lübnan Geçici Görev Gücü'ne (U...
Semih İDİZ
Lübnan görevine siyasi olarak hazır değiliz
Lübnan'a asker gönderme konusunda bizde süren...
Faik ÖZTRAK
Faizlerin yüksekliği dış borcu cazip hale getiriyor
Ağustos ayında küresel piyasaların risk değer...
Hasan PULUR
Biraz da başka şeyler öğrenelim!
İÇ siyasetten, dış siyasetten, demokrasiden, ...
Yaman TÖRÜNER
İstanbul'a göç
İktisadi Araştırmalar Vakfı, uzun zamandır üz...
Osman ULAGAY
Türkiye iki dünya arasında kalır mı?
Dünkü yazımda "Türkiye, bu dünya ile öbür dün...
Güngör URAS
Hükümet KDV ve ÖTV'yi artıracak!
Hükümetin iş yapabilmesi için paraya ihtiyacı...

© 2006 Milliyet