
|
|
|
 |
|
|
40 yaşında, 31 yıllık aktör
"24" adlı TV dizisindeki Jack Bauer rolüyle geniş kitlelerce tanınan Kiefer Sutherland sonunda Emmy ödülünü aldı. İlk kez 9 yaşında sahneye çıkan Sutherland 40 yaşında, 31 yıllık epey deneyimli bir aktör
Genç bir aktörken biraz alengirli karakterleri tercih edersiniz, bu yüzden birçok filmde çatlakları oynadım. Ama sizi temin ederim ki psikopat, suçlu ya da zorba değilim."
Joel Schumacher'in "Kayıp Gençler / The Lost Boys"unda vampir, "Öldürme Zamanı / Killing Time"da ırkçı; Rob Reiner'ın "A Few Good Men / Birkaç İyi Adam"ında katil, Matthew Bright'ın "Kırmızı Başlıklı Kız" esinli "Freeway"inde sapık - kurt olan Kiefer Sutherland son derece inandırıcı bir aktör... Ama o kadar da değil! Hiç o yakışıklı suratına kıyıp hakkında kötü düşünebilir miyiz?
Yeni filmi vizyonda
O her şeyden önce "babasının oğlu". Halihazırda sinema tarihinin en değişken aktörlerinden Donald Sutherland'e fiziksel olarak da yetenek olarak da çok benzeyen Kiefer, tıpkı babası gibi kuşağının en iyi oyuncularından biri.
Tam 40 yaşına gelen Kiefer Sutherland 27 Ağustos'ta "24" adlı popüler televizyon dizisindeki rolüyle En İyi Erkek Oyuncu dalında Emmy kazanarak 31 yıllık kariyerinin olgunluk dönemine zirvede başladı.
Sayı saymayı bilmediğimizden değil, anne tarafından da oyuncu olan Kiefer Sutherland daha 9 yaşında "Throne of Straw" adlı oyunla Los Angeles'ta sahneye çıkıp aile mesleğine adım attı!
Kiefer'i bu hafta Beyaz Saray korumaları arasındaki haini ortaya çıkarmaya çalışan, sadık ama kıskanç ve hırslı FBI ajanı rolünde "Fedai"de izleyeceğiz.
Tam adıyla Kiefer William Frederick Dempsey George Rufus Sutherland, 21 Aralık 1966 tarihinde Londra'da doğdu. Annesi Shirley Douglas da babası gibi Kanadalı bir oyuncuydu. Adını, Donald Sutherland'a ilk sinema filmi "Yaşayan Ölülerin Kalesi / Il Castello dei Morti Vivi"ni yapma fırsatı veren İtalyan kült yönetmen Lorenzo Sabatini'nin mahlası olan Warren Kiefer'dan aldı. Diğer isimler için rivayet muhtelif!
Ona hiç torpil yapılmadı
Sutherland 7 yaşındayken annesiyle babası ayrıldı, annesiyle birlikte kaldı. Sahne tozu yuttuğu Los Angeles macerasının ardından yine Kanada'ya döndüler. Toronto tiyatrolarında çocuk oyuncu olarak sahneye çıkmayı sürdürdü.
Kalıtsal yeteneği dışında Kiefer Sutherland ebeveyninin, hele babasının ona hiç torpil yapmadığını söylüyor. Ama kendini kanıtlamanın yararını kariyerinin başında görmüş. "Kimse benim için Donald Sutherland'in oğlu diye yazmadı" diyor.
Buna rağmen 1983 yılında babasının da dahil olduğu deneyimli bir kadronun rol aldığı Neil Simon uyarlaması "Max Dugan Returns" ile (yönetmen: Herbert Ross) sinemaya başladı.
Ve armut dibine düştü
1984 yılında Daniel Petrie'nin yönettiği "The Bay Boy"da kız arkadaşının babasının işlediği cinayete tanık olan yeni yetme rolünde, Liv Ullman ve Peter Donat ile kamera karşısına geçti. Döneminin genç oyuncularını kadrosunda toplayan bir dizi aile dramı ya da polisiye-aksiyonda art arda rol almaya başladı.
1992 yılında gösterime giren iki film Kiefer Sutherland için onaylar biçimde kafa sallanıp "armut dibine düşer" denmesini sağladı. David Lynch'in "İkiz Tepeler / Twin Peaks: Fire Walk With Me"si ve Rob Reiner'in "Birkaç İyi Adam"ı. Her ne kadar Kiefer dengeli bir oyuncu da olsa kötü adam rolleri ağır geliyordu.
Kiefer 2001 yılında televizyonların merakla izlenen dizisi "24" adlı diziyle dünyanın en tanınan aktörlerinden biri haline geldi. Belirgin sağ eğilimli - politik soslu tipik ABD aksiyonlarının yüksek tempolu televizyon versiyonu olan "24" ülkemizde de CNBC-e kanalından yayınlanan, çok popüler bir dizi.
90'ların ortalarında televizyon filmleriyle yönetmenliğe de adım atan Sutherland, "24"ün de yapımcıları arasında yer alıyor. Kamera önündeki aksiyon adamı kimliğini gerçek hayatta da çalışkanlığıyla sürdürüyor.
İyi adamı da kötü adamı da aynı beceriyle canlandırabiliyor
Kiefer Sutherland'in rol aldığı filmler belli bir düzeyin üstünde yapımlardı ama sanat çevrelerinde ses getiren ya da gişe hasılatı yüksek işler değildi. "Genç Silahşörler / Young Guns" sayesinde bu durum değişti.
Setinde Julia Roberts ile bir ilişkiye girdiği Joel Schumacher imzalı "Çizgi Ötesi / Flatliners" ile Hollywood'da iyice yer edindi Sutherland. Yardımcı rollerde iz bırakan performansları, kendini dönüştürebilme, iyi karakterleri de kötü adamları eşit güçte canlandırabilmesi, nüanslı oyunculuğu takdir ediliyordu.
"İyi" kötü adam bulmak kolay olmadığından bu bebek yüzlü gencin bir anda şeytani bir ifadeye bürünmesinden gani gani yararlanmaya bakıyordu stüdyolar. Bazen katil bazen FBI ajanı ama hep aksiyon adamı olarak pekişen kariyerinde 2000 tarihli "Arayış / Beat"te William S. Burroughs'ı, 2003 tarihli "Keşfedilmiş Cennet / Paradise Found"da Paul Gaugin'i canlandırması gibi değişiklikler azdır.
|
|
|

|
|