Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 06 Eylül 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Hande'nin gerekirse abisi gerekirse sevgilisi oluyorum"

Hande Ataizi ve Cem Davran beş yıl sonra yeniden televizyonda beraber. Ataizi "Aramızda büyük bir sevgi var. Biz hem dostuz hem iki aşığız" diyor

MELİS ALPHAN


Hande Ataizi ile Cem Davran'ın dostluğu insanı kıskandıracak cinsten. Onlar artık 20 yıllık karı koca ya da abi kardeş gibi olmuşlar. Hani derler ya, "Ne düşündüğünü gözünden anlarım"; işte onlar tam da öyleler. Hande Ataizi Cem Davran'a "Kuşum" diye, Cem Davran ise ona "Handuş" diye sesleniyor. Biz onları yaklaşık beş yıldır ortak bir projede görmedik. En son şu meşhur Sevda Demirel tokadıyla hatırlayacağınız "İki Kere Kiki" adlı programı beraber sunuyorlar ve "Ruhsar" adlı dizide başrolü paylaşıyorlardı. Beğenin beğenmeyin, televizyonun iyi anlaşan, şu "elektriği tutuyor" cinsinden sözlerle anılan bir ikili Ataizi ve Davran. Şimdi de Show TV'de yayınlanan "Bunu Yayında Söyle" için bir araya geldiler.

"Bunu Yayında Söyle" nasıl bir şov?
Hande Ataizi: Onu mu yapsak, bunu mu yapsak derken Cem bir gün...
Cem Davran: Yumurtladı.
Hande A.: Aynen öyle. Programın konsepti Cem'e ait. Böyle orijinal şeyler ondan çıkar zaten. Biraz gözetleme mantığından yola çıktık.
Cem D.: Aslolan, izleyicinin programı arka odasında ya da mutfakta konuşuluyormuş gibi gözetlemesi. Bir şov programındaki her şey var ama bütün bunlar bir gözetleme mantığında yapılıyor. Biz kendi şovumuzu açtığımızda da program bitiyor. Kamera arkası programı değil, sadece yapılan her şey izleyiciye anahtar deliğinden bakıyormuş hissi veriyor.
Hande A.: Biraz kendimizle de dalga geçiyoruz açıkçası. Çünkü bu şov programlarının gerisinde ne olduğuna dair çok fazla tüyo verilmez. Allanmış pullanmış, en tavuskuşu haliyle konuklar bir kanepeye otururlar ve samimiyetsiz bir sohbet olur. Olayın aslı bu değildir.

Konuklar odada yalnız kalıp doğaçlama yapacaklar


Siz olayın aslını mı ortaya koyacaksınız?
Cem D.: Kızın albümü çıkmıştır, güzel güzel giyinip şov programına çıkacak ve cici cici oturacaktır. "Albümlerimi ayıramam. Hepsi benim çocuğum gibi. Bu albümde emeği olan İskender Paydaş, Sezen Aksu..." falan filan diye bilindik şeyleri söyleyecektir. Şovmen de oradan iki espri çıkaracaksa çıkaracaktır.
Hande A.: Biz o yapaylıkları ellerinden alıyoruz. Konukların odada yalnız kaldığı zamanlar oluyor. Bu da bir doğaçlama fırsatı veriyor.
Cem D.: Hangi şov programında sunucu konukları yalnız bırakır ve çıkıp gider? O iki konuk normal hayatta buluştuğunda "Efendim bir sunucu gerek" demiyor.
Hande A.: İlk programda Oktay Kaynarca, Sinem Erülgen ve Seray Sever konuktu. İki kadın medyada farklı şekillerde yer alıyor. Buluştuklarında kadın kadına konuştular, kendi fikirleri ortaya çıktı ve tartışma boyutuna da geldi.
Cem D.: Seray, Sinem'e "Sen ünlü erkeklerle sürekli öpüşüyorsun. Tabii ünlü olursun. Tamam, öpüşeceksen öpüş de çık odada öpüş. Niye ortalık yerde öpüşüyorsun?" dedi. Oktay da Seray'a "Sen bir daha sakın şarkı söyleme" dedi. Böyle kendi aramızda arkadaşça konuştuk.

"İçinde Hande'nin olduğu bir oyun yazıyorum"

2002'den beri birlikte bir işe imza atmıyorsunuz. Size başkalarından da teklif gelmiş, istememişsiniz. Ama Hande Ataizi'nin yeri farklı herhalde.
Cem Davran: Hande'den başka bir kadınla şov programı yapamam artık. Ya tek başıma yaparım ya da Hande'yle. Onunla çok oturmuş bir şeyimiz var. İkili çalışmak zordur. Gözünden her şeyi anlayacaksın. Yeni biriyle 10 yıl geçirmem gerek. Bu da emekliliğime denk gelir.
Hande Ataizi: Abartma!
Cem D.: Öyle ama. İkili anlamında Hande'yle yakaladığım enerjiyi başkasında bulamam. Ben gözüm kapalı pas atarım ona, o gözü kapalı uçarak kafayı vurur, gol olur.
Hande A.: Zekamızın birbirini tamamladığı yerler olduğu gibi, birbirimizin boşluklarını da doldurduğumuz çok nokta var.
Cem D.: İki iyi aktör düşünün. İkisi de kendi kendine iyi. Bir araya geldiklerinde olmaz. Bazen de tam tersi olur, bir araya geldiklerinde daha iyi olurlar. Bu futbolda da, basketbolda da böyledir. Çok iyi oyuncudur ama yanında tamamlayıcı bir oyuncu olması gerekir. Alex, arkasında Aurelio oynadığında daha iyidir çünkü Aurelio onun bir açığını kapatır. Bizim işte de bu böyle. Biz Hande'yle birbirimizi yukarı çıkarıyoruz. Bu işlerde 2 + 2 her zaman 4 etmez, 3.5 eder. Bizde 2 + 2, 5 ediyor.

Peki beş yıldır neden hiçbir proje için bir araya gelmediniz?
Hande A.: Her işi de birlikte yapacağız diye bir şey yok. İkimiz de ayrı ayrı işler yaptık. Benim en büyük hayalim, Cem'le birlikte bir tiyatro oyunu yapmak.
Cem D.: Ben içinde Hande'nin de olduğu bir oyun yazıyorum.
Hande A.: Öyle mi? Şimdi öğreniyorum.
Cem D.: Adı "Muhteşem Denizler". Üç kişilik bir oyun. İki erkek bir kadın. Erkeklerden biri benim, kadın Hande. Pavyonda şov yapan, konservatuvardan sınıf arkadaşı olan üç kişinin hikayesi. Üçünün de adı Deniz. O yüzden gruplarının adı Muhteşem Denizler, pavyon sahibi bu ismi koymuş. Sanatı, eğitimi ve popüler kültürü bizim gibi sorgulayan bir oyun olacak bu.

"Hande Türkiye'nin en iyi giyinen kadını"


Programda ne giyeceksiniz? Bir tasarımcıyla anlaştınız mı, yoksa kendiniz mi seçeceksiniz?
Hande A.: Kendi tarzımı korumak istiyorum. Doğal bir program olduğu için daha genç tarzda giyineceğim. Bu da programın bir bölümünü teşkil edecek.
Cem D.: Ben 10 yıla yakın süredir Damat Tween'den giyiniyorum. Onlar artık bir kilo aldıysam, onu da bilirler. Çok kadim dostlarım ve ben artık aileden biri gibiyim.
Hande A.: Bende her şey var. Londra ve Paris'te alışveriş ettiğim çeşitli dükkanlar var.
Cem D.: Hande, Türkiye'nin en iyi giyinen kadını. Uzman falan değilim ama bildiğim iki şey var. Bir, yakıştırırsın, ikincisi nerede ne giyeceğini bilirsin. Çok güzel giyinirsin de oraya yakışmaz kardeşim, durumu var ya... Hande bunu iyi becerir. Müthiş güzel, doğru, yerinde giyiniyor ve kendine yakıştırıyor. Duygusuyla giyinir, onu yaşatır.
Çevremde bir sürü insan var, tanınmış insanlar... Hepsi özenle giyiniyorlar ama onların içinde Hande apayrı duruyor. Hani cenazeye gidersin, biraz kel alaka örnek oldu ama, restorana gidersin, her yere cuk oturtur. Hangi düğmenin açılıp kapanacağına kadar tüm detayları bilir.

"Beni en iyi Cem bilir"


Türkiye'de ünlü bir kadınla bir erkek bir projede yan yana yer aldığında hep aralarında bir aşk ilişkisi olduğu düşünülür. Sizde böyle bir durum hiç olmadı.
Hande A.: Bizim aramızda büyük bir aşk ilişkisi var. Biz hem dostuz hem iki aşığız.
O aşkı nasıl yorumlarsanız yorumlayın. Artık 10 yıl olmuş, her şeyimizi paylaşmışız, aramızda çok büyük bir sevgi var.
Cem D.: Biz görünmediğimiz zamanlarda da buluşuyoruz. Hande'ye sıkıntılarımı, dertlerimi anlatıyorum. Onunla aramızdaki iletişim bir program ya da diziyle sınırlı değil.

Gündelik hayatınızda da iyi iki dostsunuz yani.
Hande A.: Bir erkek olarak beni en iyi Cem bilir. Psikologmuş gibi her şeyimi onunla paylaşıyorum.
Cem D.: Gökten taş yağsa, ben reenkarne olup yeniden doğsam Hande yine de benim hayatımda olacak.

Birbirinizin hayatında yanlış giden şeyler gördüğünüzde müdahale ediyor musunuz?
Cem D.: O bana söyler, ben de ona. Hande'nin abisi olmam gerektiğinde olabiliyorum çünkü abisi olabilecek yaştayım. Sevgilisi olmam gerektiğinde olabiliyorum çünkü sevgilisi olabilecek yaştayım. Yakın sınıf arkadaşı olacağımız zaman da olabiliyoruz. Bunların dışında iki tiyatrocu olmamız gerektiğinde, ikimiz de tiyatrocuyuz, olabiliyoruz.



CUMARTESİ
"Hande'nin gerekirse abisi gerekirse sevgilisi oluyorum"
Adını Brad Pitt'in filminden alan marka
Kış modasından ilk ipuçları
Nihat Doğan'a "Dale Don Dale" söyleten Koca Kafalar
Dünyadan urban cool festivaller
Okul hazırlıkları başlıyor
ne var, ne yok
En moda En yeni





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet