Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 06 Eylül 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Şarap-rakı rekabeti

Lokantalara gidenler meze, balık ve et yemekleriyle şarap içmeye önce direndi. Zamanla bu direniş yumuşadı. Sofralarda rakı ve şarap rekabeti yoğunlaşıyor, bu rekabet lokantaların mutfak alışkanlıklarının değişmesine neden oluyor


Şarap içme alışkanlığı, şarap tüketimi giderek artıyor. Eskiden alkollü içki olarak sadece rakının tüketildiği lokantalarda bile şarap rakının yerini almaya başladı.
Şimdi ne olacak? Lokanta mutfaklarımız, özellikle balık ağırlıklı İstanbul lokantalarının mutfakları rakı ile uyumlu yemeklere göre hizmet veriyordu.
Şarap, rakının yerini almaya başlayınca, mutfaklar, sofralar değişim mi geçirecek? Yoksa rakıyla yenen mezeler, yemekler şarapla mı yenilecek?
Şarap ile rakının sadece tadı farklı değil, kültürü de farklı... Şarap kültüründe yemekler farklı, muhabbet farklı... "O da alkollü içki, bu da alkollü içki. Ne fark eder" denilemez.

Şarap "berduş" içkisi idi
Bizde yıllar boyu alkollü içki denilince, akla sadece rakı gelirdi. Şarap "berduşların" (parası olmayan alt gelir grubuna dahil sokaktaki adamlar ile entelektüellerin ve entelektüel geçinenlerin) ucuz alkollü içkisi idi.
Evlere giren, genç yaşlı kadınlarımızın tattığı alkollü içki ise likördür. Zamanla evlerde yapılan vişne likörünün yerini Tekel'in likörleri aldı. Bayramlarda şeker ile likör ikramı âdet oldu.
Özel sektörün bira üretmeye başlamasıyla alt gelir grubundaki gençler ve orta yaşlılar biraya ilgi göstermeye başladı. Bira talebi hızlı bir gelişme gösterdi.
Türk halkı viskinin, şampanyanın adını 1950'lerden sonra duymaya başladı. Üst gelir grubunun tükettiği bu tür içkilerin adı her gün daha fazla bilinir oldu ama, nüfusun çok az bölümü bunları tüketme alışkanlığını edindi.
Ankara Orman Çiftliği ile Tekel tarafından üretilen kaliteli şaraplardan sonra zengin sofralarına şarabı tanıtan Kavaklıdere firmasıdır. Onu Doluca ve diğer kaliteli şarap üreticisi firmalar izledi.
Önce kaçak olarak sokulan yabancı markalı yüksek alkollü içkiler daha sonra yasal kanallardan ithal edilmeye başlandı.
Yüksek alkollü yabancı içki markaları böylece pazarda yer edindi. Uzun süre sonra da şarap ve biranın ithaline izin verildi. Son aşama da Tekel'in özelleştirilmesi ve yüksek alkollü içkinin özel sektör tarafından üretilmesine izin verilmesi oldu.

Rekabet önce lokantada
Henüz viski ve şampanya pazarında yerli üretici söz sahibi değil. Rakı, şarap ve bira sektörlerinde yoğunlaştılar. Yeni yeni votka ve likör sektöründe de hareket başladı.
Rakı sektöründe yabancı markalar henüz piyasaya giremedi ama Tekel'in rakı fabrikalarını satın alarak en büyük yerli rakı üreticisi firma olan grup yabancıların hakimiyetine geçti.
Şarap sektöründe yurda giren yabancı şarap ile yerli şarap üreticileri rekabet halinde.
Bira sektöründe büyük yerli ve yabancı üreticiler arasında bir grup yükselirken, diğerleri mutsuzu oynuyor. İthal biralar giderek alışkanlık yaratıyor.
Türkiye'de uzun dönemde rakı, bira ve şarap üçlüsünün ana alkollü içki olarak pazarda ağırlığı olacağı anlaşılıyor.
Biranın tüketim biçimi farklı. Ama rakı ve şarap rekabeti yoğunlaşacak.
Türk yemek alışkanlığında, meze, balık, ızgara, et yanında sofraların ana alkollü içkisi rakı olmuştu. Bu ev sofralarında da lokanta sofralarında da var olan bir alışkanlıktı. Fakat şimdilerde, öncelikle lokanta sofralarında, rakı ile şarap rekabeti başladı.
Lokantalara gidenler önce, geleneksel meze, balık ve et yemekleriyle ve sulu yemekler ve sebzelerle şarap içme alışkanlığına direndi. Fakat zamanla bu direniş yumuşadı.

Fiyatlama çok önemli
Ancak burada fiyat sorunu öne çıktı. Markette 20 YTL'ye satılan bir şişe şarabın lokantada 70-90-110 ve hatta
120 YTL'ye satılmaya başlaması, buna karşılık markalar arası rekabet nedeniyle rakının çok daha ucuza işlem görmesi müşterilerin lokantalarda rakıdan şaraba geçmelerini engellemeye başladı.
Şarap üreticileri yüksek vergiler nedeniyle şaraplarının toptan ve perakende fiyatlarının normalin üzerine çıkmasından yakınırken, lokantaların yüksek fiyatlama uygulaması, şarapçıların pazarının büyümesini engeller oldu.
Anlaşıldığı kadarıyla, rakıda şimdiden yüksek kapasite oluştu. Yeni firmalar, ek kapasiteler pazara giriyor. Önce içeride kalite ve fiyat rekabeti başlayacak sonra ihracat imkanları zorlanacak.
Yeni yeni gelişen kaliteli şarap üretiminde vergilerin ağırlığı sorun olmaya devam edecek. Marketteki fiyatlama yerli üreticinin elinde. Lokantalardaki aşırı fiyatlama ise dolaylı olarak üreticinin önlemesi gereken bir alışkanlık.
Marketlerdeki aşırı fiyatlama kaliteli şarap üreticisinin ithal şarap karşısında yenilmesine yol açacak. Lokantalardaki aşırı fiyatlama ise kaliteli yerli şarap alışkanlığının önünü keserek rakıya geçilmesine neden olacak.



CUMARTESİ
"Hande'nin gerekirse abisi gerekirse sevgilisi oluyorum"
Adını Brad Pitt'in filminden alan marka
Kış modasından ilk ipuçları
Nihat Doğan'a "Dale Don Dale" söyleten Koca Kafalar
Dünyadan urban cool festivaller
Okul hazırlıkları başlıyor
ne var, ne yok
En moda En yeni





Melis Alphan
Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet