|
Sözcük oyunlarıyla ihanet
Bu yazı yazılırken Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) kararı belli değildi. Zaten yazının amacı, karar ne olursa olsun, günlerdir süren tartışmalara ilişkin bazı saptamalar yapmak.
Sorun, yurtdışına asker gönderip göndermemek değil. Yıllardır bir sürü yere asker gönderiliyor.
Lübnan'daki olay farklı. Kanal Türk'te Hulki Cevizoğlu'nun programında Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Hakkı Aşkar dedi ki, "Ben Afyon'dan geliyorum, Afyon'da halk, askerin Lübnan'a İsrail'i korumak için gittiğine inanıyor." Ve Aşkar, savaş demediği bu saldırının Amerika ve İsrail'in çıkarları için tertiplendiğini sağduyulu, efendice biçimde öylesine güzel anlattı ki, program sırasında Afyonlulardan teşekkür mesajları geldi.
Dışişleri Bakanı Gül ise, Lübnan'a asker göndermekle Ortadoğu'da söz ve itibar sahibi olacağımızı söylüyor.
Ortadoğu'yu ateşe veren Amerika'nın "Yeni Ortadoğu" haritası hazır, yayımlandı bile. Bu saldırının bir parçası olmakla, Sevr'i hortlatan o haritayı dayatan emperyalistlerin safında yer almış olmayacak mısınız?
Gelelim, "Bu konuları iç politika malzemesi yapmayalım" diyen Başbakan Erdoğan'a.
Evet, iç politikaya alet edilmemeli. En başta, Bush'tan "aferin" alarak iktidarını pekiştirme hesapları yapılmamalı.
Erdoğan, bir başka ve de çok tehlikeli oyununu ise ordu üzerinden oynuyor. Biliyorsunuz, her ankette "en güvenilen kurum" olarak ordu başı çekiyor. Bu güveni zayıflatmak için ne yapmalı? Lübnan ve PKK terörü vesile edilerek, Erdoğan'ın, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün ve ötekilerin ağzında aynı laf: "Ordu hem terörle mücadele edecek, hem Lübnan'da görev yapacak güçtedir."
Yani, hemen hemen sıfırdan devraldığın terörü acemi politikalarınla tekrar bela haline getirdikten sonra, faturasını askere çıkarma cinliğini göstereceksin. Hem de Lübnan'da muhtemel bir felaketin adresi olarak orduyu işaret edeceksin. Üstelik, "Askerlik yan gelip yatma yeri değil" diyeceksin. Savunma Bakanı Gönül ise, şehitlerin sayısını trafik kazalarında ölenlerle kıyaslama saygısızlığından kaçınmıyor.
Bunları tarih yazacak. Nasıl yazacağını Erdoğan zaten tanımladı:
"Tarihimize, geleceğimize ve milletimizin yüksek menfaatlerine ihanet."
Acaba vatana ihanet nasıl oluyor?
Bir şiir
Dizelerimiz Süveyda Sezgin'in "Tünel"inden (Berfin Bahar, ağustos sayısı):
"acı çekmek için çok üzgünüm/ ağlamak için çok genç// bir tanesiyim nardan gecelerin ben/ ya da kalan bir sıfırım/ acıya bölünen sevgilerden"
nailgureli@milliyet.com.tr
|
|