Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 06 Eylül 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AB ile krizin ayak sesleri


Türkiye'de dikkatler haftalardan beri Lübnan üzerinde odaklandığı için, AB konusundaki gelişmeler pek ilgi çekmedi. Ancak önceki akşam Avrupa Parlamentosu'ndan gelen bir haber -tam Meclis Lübnan tezkeresini görüşmeye hazırlanırken- gözlerin AB'ye çevrilmesine yol açtı.
Haber, Avrupa Parlamentosu'nun Dışişleri Komisyonu'nun 2006 Türkiye raporuyla ilgili. Raporun Türkiye'de ifade özgürlüğü ve insan hakları konularında yasal değişiklikler gibi meselelerde AP'nin beklentilerini ve eleştirilerini dile getirmesi normal. Zaten raporda sadece bu sorunlara değinilseydi, haber dünya ajanslarına ("Reuters"in deyişiyle) "Yaklaşan kriz için geri sayım başladı" gibi başlıklarla yansımazdı.
Haberi "sıcak" hale getiren husus, Avrupalı parlamenterlerin sorun olmayan veya olmaması gereken birtakım konuları Türkiye'nin AB üyeliği için önşart olarak öne sürmesiydi.
Bu konuların bir kısmı, "Biz bu filmi daha önce görmüştük" dedirten cinsten! Örneğin Ermeni soykırımı iddiası. Komisyon, "Türkiye soykırımı tam üyelik öncesi tanımalı" diye buyuruyor...
Bir de, piyasaya yeni sürülmek istenen konular var. Örneğin Türkiye'nin "Süryani ve Pontus Rum soykırımını tanıması" isteniyor... Bu da nereden çıktı? Komisyondaki Yunan parlamenterlerin çantasından!

Bir dizi saçmalık
Komisyon toplantısında 2006 raporuna tam 349 "değişiklik önergesi" sunuldu ve bunların çoğu da onaylandı. Bunların başında Türkiye'nin Kıbrıs Rumlarına limanlarını açması önkoşulu da geliyor tabii...
Şimdi deniyor ki, bu raporun "bağlayıcı" bir yanı yok. Tavsiyeden ibaret. Üstelik rapor ay sonunda parlamentonun genel kuruluna gittiği zaman, komisyonun getirdiği değişiklikler de değiştirilebilir!.. Kaldı ki, esas karar mercii AB Komisyonu'dur ve Komisyon Başkanı Jose Manuel Barroso raporun bu halini hiç beğenmediği gibi, Ermeni sorununun Türkiye'ye tam üyelik için bir koşul olarak öne sürülemeyeceğini açıklamak zorunluğunu duydu.
Bunlar ilk bakışta rahatlatıcı görünebilir; ama gerçek şu ki, AP Dışişleri Komisyonu'nda bu rapora (sadece 6'ya karşı) 52 milletvekili olumlu oy verdi. Bunlar Hollanda'dan Yunanistan'a kadar çeşitli ülkelerden ve Hıristiyan Demokratlardan Sosyalistlere kadar çeşitli partilerden...
Bu parlamenterlerin bir kısmı seslerini duyuran güçlü politikacılar. Yani bu rapor Strasbourg'da AP Genel Kurulu'nda da, Brüksel'deki AB merkezinde de yankı bulabilir.
Herhalde, AB Komisyonu'nun ekim ayında yayımlayacağı "İlerleme Raporu", parlamenterlerin raporu gibi saçmalıklar (Pontus Rumları misali) içermeyecek. Ama orada da Türkiye açısından başka olumsuzlukların yer alacağı kesin. Örneğin Rumlara limanların açılması talebi gibi...

Esas amaç ne?
Özetle, AP raporunun pratik anlamda fazla bir "kıymeti harbiyesi" olmasa bile, parlamenterlerin öylesine bir çoğunlukla gündeme olmayacak konuları getirmeleri, bu çevrelerde Türkiye konusunda hâkim olan havayı göstermesi bakımından çok anlamlı. Ve de tabii çok üzücü...
İnsan 38 maddelik raporu okuyunca, "acaba bu politikacıların asıl amacı Türkiye'yi müzakereleri sürdürmekten vazgeçirtmek mi?" diye soramadan edemiyor.
Son zamanlarda Türkiye'nin üyeliğini isteyen birçok AB yetkilisi, "Türklerin AB heyecanını kaybetmelerinden" şikâyet ediyorlar. Kabahat kimde? Bu tür raporlar ve davranışlarla heves mi kalır?

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Bosna, Afganistan, Lübnan
HİKMET Çetin saygın bir devlet adamıdır; başa...
Çetin ALTAN
Karga sürüleri, çıplak ayaklar ve Erdek'te mehtap
Herhalde 20-30 yıl olmalı Erdek'e hiç uğramay...
Melih AŞIK
Vatan uğruna!..
Şehit Asteğmen Zeki Burak Okay'ın babası cena...
Fikret BİLA
Muhalefet tezkere sonrasından endişeli
Partisinin grup toplantısında yaptığı konuşma...
Hasan CEMAL
Dünyanın sonu değil!
Son beş günüm yurtdışında geçti. Memleketin h...
Güneri CIVAOĞLU
Türkiye bu mu?
Batı uygarlığında "kiliseler sığınma yerlerid...
Abbas GÜÇLÜ
Yazık oluyor bu çocuklara!
Milli Eğitim Bakanlığı yanlışta ısrar ediyor....
Hurşit GÜNEŞ
Beklentilerin yönetilmesi çok önemli
Dünkü yazımızda enflasyonun temel olarak iç t...
Nail GÜRELİ
Sözcük oyunlarıyla ihanet
Bu yazı yazılırken Türkiye Büyük Millet Mecli...
Sami KOHEN
AB ile krizin ayak sesleri
Türkiye'de dikkatler haftalardan beri Lübnan ...
Hasan PULUR
Meclis kararından sonra...
"LÜBNAN'a asker gönderilmemeli" görüşü, Mecli...
Erdoğan SAĞLAM
İade kaldırılınca oluşacak kayıp indirimle giderilecek
Kurumlar Vergisi Kanunu'nun yeniden yazılması...
Meral TAMER
Vatan için ölmek, meşruiyetini yitiriyor mu?
Daha 2 ay önce, Bingöl'de PKK'nın mayınlı sal...
Ece TEMELKURAN
Başbakan'ın bittiği andır!
Reklamdaki o çocuğun dediği gibi bir cümle ge...
Osman ULAGAY
Varsa yoksa dış kaynak
Ekonomi bürokrasisinde önemli görevlerde bulu...
Güngör URAS
Derdimiz azdı, bir de Lübnan faturası çıktı
Lübnan'a asker göndermenin insani, siyasi boy...
M. Ali BİRAND
Lübnan'ı neden bu kadar tartıştık?
Türk toplumu askeriyle gurur duyar. Türk'ün g...

© 2006 Milliyet