Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 07 Eylül 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
PKK ve Kuzey Irak


ARKADAŞIMIZ Namık Durukan'ın Milliyet'te yayımlanmakta olan yazı dizisi gösteriyor ki, PKK Türkiye'de kırsal kesimde eskisi gibi tutunamıyor. Bugün tutunduğu yer, Kuzey Irak'tır!
Gerçekten, PKK 1984-99 döneminde kırsal kesimde önemli ölçüde tutunabilmişti. Buna dayanarak "kurtarılmış bölge" oluşturacak, orada yargı, vergi, yönetim işlevlerini ele geçirecek, zamanla düzenli orduya ve 'devletleşme'ye yönelecekti.
O dönemde PKK, Durukan'ın dediği gibi, "cephe ve mevzi konsepti" ile terör uyguladı; hatta bölgedeki gücünü yer yer 'vergi' toplama ve 'halk mahkemeleri' kurma noktasına kadar tırmandırmıştı. On beş yıl süren çatışmayı PKK kaybetti. Öyle bir kaybetti ki, artık "Türkiye'de kırsal kesimde tutunamıyor."
Bugün tutunduğu yer, Kuzey Irak'tır!

Masaya oturtmak!
Kuzey Irak'ta oturup Türkiye'de "cephe ve mevzi" savaşı yapılamaz, "kurtarılmış bölge" kurulamaz. Onun için "vur-kaç" saldırıları yapıyor, uzaktan kumandalı bombalama taktikleriyle terörü tırmandırıyor.
Bu tabloda PKK'nın stratejik hedefi "Türkiye'yi masaya oturtmak"tır; devletleşme talebi ertelenmiş bir aşamadır. Kurdurduğu partilerin dili de buna göredir zaten.
PKK, Türkiye'yi masaya oturtmak için:
  • Bir yandan kırsalda ve şehirlerde kan dökerek ve Karayılan'ın deyimiyle "ekonomik hedeflere" saldırarak toplumda yılgınlık yaratmak istiyor.
  • Öbür yandan Türkiye'nin masaya oturması için "uluslararası toplum"un baskı yapmasını sağlamaya çalışıyor. İspanya ve İngiltere'de hükümetlerin dolaylı yollardan terör örgütleriyle müzakere yapmasını 'emsal' olarak kullanıyor.

  • Görülüyor ki, terörle mücadele konusunda toplumsal irademizin niteliği ve Türkiye'nin "uluslararası toplum"daki imajı ve ilişkileri fevkalade önemli hale gelmiştir.

    Lozan ve sonrası
    Kerkük ve Süleymaniye'yi de içeren Musul vilayeti, Misak-ı Milli'ye dahildi. Fakat Lozan'da İsmet Paşa'nın deyimiyle "Musul'dan feragat ederek sulh aramak fikri" kaçınılmaz görüldü.
    Meclis'te "Ben Türkleşmiş bir Kürdüm" diye konuşan Siirt Mebusu Yusuf Ziya Bey, bunu eleştirirken, ileride Musul vilayetinden "Doğu Anadolu'ya karşı bir cephe açılabileceği" uyarısında bulunmuştu!
    Seksen yıl sonra geldiğimiz nokta budur işte! Hem de 'kimlik farklılaşması' daha da derinleşmiş olarak!
    Şimdi, Kuzey Irak'ta teröre karşı hemen askeri bir harekât yapmak fikri pek çok kimseye heyecan veriyor. Ama PKK böyle bir ihtimale karşı geniş dağlık araziye 'yayılmış' olduğu gibi, oynak hedeflere karşı askeri bir harekâtın planlama tarafı askerlerin bileceği bir uzmanlık alanıdır.
    Dünyada büyük yankılar yaratacak böyle bir harekâtın 'diplomatik' açıdan zamanının ve zemininin de çok iyi ayarlanması gerekir; aksi halde PKK'nın ekmeğine yağ sürecek 'siyasi' tepkilere yol açabilir.
    Elbette teröre karşı silahla cevap verilecektir.
    Öbür yandan, Türkiye'nin kendi içinde bütünlüğünü ekonomik ve sosyolojik olarak geliştirmesi, siyasi eğilimlerin demokrasi yoluyla sisteme entegre edilmesi, "uluslararası toplum"da imajımızın ve ilişkilerimizin güçlendirilmesi gibi uzun vadeli politikaların hayati derecede önemli olduğunu hiç akıldan çıkarmamak gerekir.
    Zor, acılı, uzun soluklu ama akıl ve basiretle kazanılabilecek bir 'savaş'tır bu.

    t.akyol@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    PKK ve Kuzey Irak
    ARKADAŞIMIZ Namık Durukan'ın Milliyet'te yayı...
    Çetin ALTAN
    "Vatan için..." nutukları ve öldürülmüş gençlerin anaları
    TBMM'de "Lübnan'a asker gönderme" konusundaki...
    Melih AŞIK
    Hadi Afganistan'a
    Lübnan'a asker kararının mürekkebi kurumadan....
    Fikret BİLA
    Lübnan'da barış korunur mu?
    Bu soruya yanıt vermeden önce "Lübnan'da barı...
    Hasan CEMAL
    Gırtlak dokuz boğum!
    Siyasetçiler genellikle konuşmadan duramazlar...
    Güneri CIVAOĞLU
    Söz de demlenir
    "...Söz ola kese savaşı
    Hurşit GÜNEŞ
    MB faizi yüksek değil
    Merkez Bankası'nın (MB) enflasyonu önlemede e...
    Doğan HEPER
    Türkiye'nin zor günleri...
    TÜRKİYE kıskaçta.
    Semih İDİZ
    Askerin gözü arkada kalmasın
    TBMM, 192 ret oyuna karşılık 340 kabul oyuyla...
    Sami KOHEN
    Annan'dan güvenceler
    BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 11 gün önce ...
    Hasan PULUR
    Linç ve intihar...
    KİM derdi ki bizim 50 yıl önce intihar haberl...
    Derya SAZAK
    Bin asker
    5 Eylül tezkeresinde yer almayan, Lübnan'daki...
    Yaman TÖRÜNER
    Belediyeler malınıza el koyabilir
    Geçen yıl 16.6.2005 tarihinde çıkarılan ve 5....
    Güngör URAS
    Fındık 4 YTL (Az veren candan, çok veren maldan)
    Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO), Giresun'un...
    Serpil YILMAZ
    Burak, celladının komutanıydı
    Hakkâri'nin dağlarında kurulan pusuda yaşamın...
    M. Ali BİRAND
    Seçimin provası yapıldı ve...
    Dünkü yazımda da değinmiştim.

    © 2006 Milliyet