|
PKK ve Kuzey Irak
ARKADAŞIMIZ Namık Durukan'ın Milliyet'te yayımlanmakta olan yazı dizisi gösteriyor ki, PKK Türkiye'de kırsal kesimde eskisi gibi tutunamıyor. Bugün tutunduğu yer, Kuzey Irak'tır!
Gerçekten, PKK 1984-99 döneminde kırsal kesimde önemli ölçüde tutunabilmişti. Buna dayanarak "kurtarılmış bölge" oluşturacak, orada yargı, vergi, yönetim işlevlerini ele geçirecek, zamanla düzenli orduya ve 'devletleşme'ye yönelecekti.
O dönemde PKK, Durukan'ın dediği gibi, "cephe ve mevzi konsepti" ile terör uyguladı; hatta bölgedeki gücünü yer yer 'vergi' toplama ve 'halk mahkemeleri' kurma noktasına kadar tırmandırmıştı. On beş yıl süren çatışmayı PKK kaybetti. Öyle bir kaybetti ki, artık "Türkiye'de kırsal kesimde tutunamıyor."
Bugün tutunduğu yer, Kuzey Irak'tır!
Masaya oturtmak!
Kuzey Irak'ta oturup Türkiye'de "cephe ve mevzi" savaşı yapılamaz, "kurtarılmış bölge" kurulamaz. Onun için "vur-kaç" saldırıları yapıyor, uzaktan kumandalı bombalama taktikleriyle terörü tırmandırıyor.
Bu tabloda PKK'nın stratejik hedefi "Türkiye'yi masaya oturtmak"tır; devletleşme talebi ertelenmiş bir aşamadır. Kurdurduğu partilerin dili de buna göredir zaten.
PKK, Türkiye'yi masaya oturtmak için:
Bir yandan kırsalda ve şehirlerde kan dökerek ve Karayılan'ın deyimiyle "ekonomik hedeflere" saldırarak toplumda yılgınlık yaratmak istiyor.Öbür yandan Türkiye'nin masaya oturması için "uluslararası toplum"un baskı yapmasını sağlamaya çalışıyor. İspanya ve İngiltere'de hükümetlerin dolaylı yollardan terör örgütleriyle müzakere yapmasını 'emsal' olarak kullanıyor.
Görülüyor ki, terörle mücadele konusunda toplumsal irademizin niteliği ve Türkiye'nin "uluslararası toplum"daki imajı ve ilişkileri fevkalade önemli hale gelmiştir.
Lozan ve sonrası
Kerkük ve Süleymaniye'yi de içeren Musul vilayeti, Misak-ı Milli'ye dahildi. Fakat Lozan'da İsmet Paşa'nın deyimiyle "Musul'dan feragat ederek sulh aramak fikri" kaçınılmaz görüldü.
Meclis'te "Ben Türkleşmiş bir Kürdüm" diye konuşan Siirt Mebusu Yusuf Ziya Bey, bunu eleştirirken, ileride Musul vilayetinden "Doğu Anadolu'ya karşı bir cephe açılabileceği" uyarısında bulunmuştu!
Seksen yıl sonra geldiğimiz nokta budur işte! Hem de 'kimlik farklılaşması' daha da derinleşmiş olarak!
Şimdi, Kuzey Irak'ta teröre karşı hemen askeri bir harekât yapmak fikri pek çok kimseye heyecan veriyor. Ama PKK böyle bir ihtimale karşı geniş dağlık araziye 'yayılmış' olduğu gibi, oynak hedeflere karşı askeri bir harekâtın planlama tarafı askerlerin bileceği bir uzmanlık alanıdır.
Dünyada büyük yankılar yaratacak böyle bir harekâtın 'diplomatik' açıdan zamanının ve zemininin de çok iyi ayarlanması gerekir; aksi halde PKK'nın ekmeğine yağ sürecek 'siyasi' tepkilere yol açabilir.
Elbette teröre karşı silahla cevap verilecektir.
Öbür yandan, Türkiye'nin kendi içinde bütünlüğünü ekonomik ve sosyolojik olarak geliştirmesi, siyasi eğilimlerin demokrasi yoluyla sisteme entegre edilmesi, "uluslararası toplum"da imajımızın ve ilişkilerimizin güçlendirilmesi gibi uzun vadeli politikaların hayati derecede önemli olduğunu hiç akıldan çıkarmamak gerekir.
Zor, acılı, uzun soluklu ama akıl ve basiretle kazanılabilecek bir 'savaş'tır bu.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|